NEDEN ?

https://plagiarism-turkish.blogspot.com


Yükseköğretimde Gözetim ve Denetim - Yasal Çerçeve ve Uygulamalar -
Devlet Denetleme Kurulu Raporu (2009) lütfen tıklayın
2547 sayılı Kanun’da öğretim elemanlarının disiplin suçlarına ilişkin yapılması düşünülen değişiklikler hakkında Bilim Akademisi’nin raporu (2016) lütfen tıklayın

6 Eylül 2018

REYHAN OKSAY: Akademi dünyasında deprem: Sahte bilim dergileri Parayı veren makalesini bastırıyor! (HBT)


2013 yılından bu yana dünyada 400 binden fazla– yalnızca Almanya’da 5.000-bilim insanının makalesi uyduruk "bilim”dergilerinde yayımlandı.. Türkiye’den akademisyenler arasında da bu uyduruk dergilerde sözde bilimsel makale bastıranlar var.. 
Dünyadaki off-shore vergi cennetlerini ve yasa dışı yatırım faaliyetlerini ortaya çıkartan Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (International Consortium of Investigative Journalists-ICIJ), şimdi gözünü sahte bilim üreten PREDATÖR adı konan dergilere dikti. Konsorsiyum, sahte-bilim yayıncılığı yapan belli başlı 5 dergide basılan 175.000 bilimsel makaleyi inceledi.
Sonuç: ICIJ, 2013 yılından bu yana dünyada 400 binden fazla - yalnızca Almanya’da 5.000- bilim insanının makalesinin bu dergilerde yayımlandığı keşfetti.
Bu araştırmayı yürütürken dünyanın dört bir yanındaki 18 haber ajansı ile işbirliği yapan ICIJ’ın elde ettiği sonuçlar, Alman gazetesi Süddeutsche Zeitung’da yayımlandı.

Bilim insanları nasıl tuzağa düşürülüyor?  
Predatör (yırtıcı-Bknz Kutu-1) dergileri çıkartan girişimciler, bilim insanlarına tek tek e-mail yolu ile ulaşıyorlar. Makalelerinin basılması karşılığında çok yüksek ücretler talep ediyorlar. 
Uluslararası peer-review* standartlarını (hakem heyetince incelenmesi) göz ardı eden dergiler, makaleleri birkaç gün içinde basıyorlar.
Olabildiğince fazla sayıda makaleyi, olabildiğince kısa süre içinde yayımlama ve makale sayısını hıza arttırma baskısı altındaki bilim insanları, hedeflerindeki pozisyona hızla ulaşmak için bu yola başvurmaktan çekinmiyor. Hatta tercih ediyor. Kaldı ki bu dergilerde ilaç ve sigara sanayilerinde, çevre koruma örgütlerinde çalışan üst düzey yöneticilerin de makalelerinin yayımlandığı görülüyor. ICIJ’ın raporlarında yer alan bazı ifadeler şöyle:
“Uzmanların veya profesyonel editörlerin görüşlerini almak gibi bir sürece de gerek görmeyen bu dergiler, şirketlerden makalelerini basmak için yüksek ücretler talep ediyorlar. İlaç şirketi CEO’larının ve iklim değişikliğinin insan eliyle tetiklendiği iddiasını kabul etmeyen siyasilerin makalelerini en ufak bir etik kaygı gütmeden kabul ediyorlar.”                                                                                                                                       
Yanda gördüğünüz bu ilan, bu yılın başlarında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi kampus  kapısının hemen dışında bir ağaca iliştirilmiş. Profesyonel intihalci ve başkası hesabına tez yazıcılar, üstelik intihal raporlu (yani bunları yakalayan yazılımları atlatabilen demek istiyorlar) tez vs satışı ile ilgili. Bir üniversitede (Ege) müşteri ararken başka bir üniversitenin (Bilkent) adını da kullanıyorlar. Bu ÇOK yaygın bir uygulama. Prof Dr. Ali Alpar üniversite kampusları içinde, ya da üniversiteye ait e-posta listeleri üzerinden ilan ve satış yapılırsa, aslında üniversitelerin buna el koymaları gerektiğine dikkat çekiyor. Ve öte yandan kamusal alanda bu tür hırsızlık ve sahtekârlık gibi yasalarca suç sayılan işler için ilan verilmesi suçtur ve savcıların harekete geçmesi beklenir. 

Kaynağı belli olmayan çalışmalar
ICIJ’la birlikte hareket eden Fransız gazetesi Le Monde’da yayımlanan bir habere göre bu dergilerdeki makalelerin bazılarının kaynağı bile belli değil. Bir keresinde Journal of Integrative Oncology isimli dergide yayımlanan bir makalede, propolis olarak bilinen ve arıların kovanı birarada tutmak için ürettiği bir salgının, rectum kanserinin tedavisinde kemoterapiden bile etkili olduğu belirtilmiş. 
Bu çalışmanın sahte olduğu ve araştırmacıların varolamayan bir araştırma merkezinde çalıştıkları, Le Monde muhabirleri tarafından sonradan tespit edildi. Muhabirler dergiyi bu makale ile ilgili soru yağmuruna tutunca, makale internetten silindi. Ancak arşivlerde makalenin izini sürmek mümkün. 
Le Monde’un sorguladığı derginin adı OMICS. India Express isimli Hint gazetesine göre bu sahte bilim platformu şu anda ABD Federal Ticaret Komisyonu tarafından soruşturuluyor. Aynı gazete, Hindistan’da bu tür “çakma” dergi sayısının en az 300’ü bulduğunu ileri sürüyor. Bunlar makale başına yazarından 30 dolar ile 1.800 dolar arası ücret talep ediyorlar. OMICS, Haydarabad kentinde faaliyette bulunuyor. 
Soruşturma sonucunda derginin tek bir odada, tek bir görevli tarafından, tek bir bilgisayarda azırlandığı tespit edildi. Yayınlar yalnızca internet üzerinden yapılıyor ve yayınlanmadan önce en ufak bir editoryal incelemeye tabi tutulmuyorlar. 
İnternette yayın yapan bu dergiler yeni değil. 2013’ten bu yana üniversiteler ve araştırma enstitüleri bunlara karşı sürekli uyarılmaktalar. Kaldı ki bu dergilerde yazılarını yayımlayan bilim insanlarının sayısı da sürekli artıyor. Şu anda dünyada en çok adı duyulan sahte bilim platformlarının başında OMICS, IOSR Journal ve Science domain geliyor.

“Bilim için bir felaket”
Almanya’da bu konuda yürütülen araştırmanın sonuçları gerçekten korkutucu. Kamu finansmanından yararlanan binlerce Alman bilim insanı, çalışmalarını bu sahte dergilerde en ufak bir uzman görüşüne başvurulmadan yayımlamış bulunuyor. Bir uzmana göre bu durum “bilim için bir felaket”. Gündeme yeni düşen bir medya raporuna göre Alman üniversitelerinden ve diğer yükseköğretim kurumlarında çalışan yaklaşık 5.000 bilim insanı çalışmalarını bu dergilerde yayımlamış. 
Sahte bilim dergilerini çıkartan yayımcılar kendilerine gönderilen makaleleri ellerine ulaştıktan birkaç gün içinde yayımlayabiliyorlar.
Alman gazetelerinde çıkan bir habere göre Bayer gibi dev bir ilaç şirketinin gönderdiği makaleler bile bu tür dergilerde yayımlamış. Üstelik yazarları da şirketin üst düzey görevlileri.
Tütün şirketleri de sigaranın sağlık üzerindeki etkileri konusunda bu dergileri kullanmayı tercih etmiş. Tabi ki amaç sigaranın iddia edildiği kadar zararlı olmadığını bilimsel! olarak kanıtlayan yanıltıcı araştırmaları olabildiğince yaymak.

Rektörü bile tuzağa düşürmüşler
Süddeutsche Zeitung, bu dergilerde çalışmaları yayımlanmış önde gelen Alman bilim insanlarının, gerçeği öğrendiklerinde ne büyük bir şok yaşadıklarına dikkat çekiyor. Bremen Üniversitesi rektörü Bernd Scholz-Reiter’in 13 makalesinin bu çakma dergilerde yayımlanmış olması, sahtekârlığın boyutlarını net olarak gözler önüne seriyor. Rektörün gazeteye verdiği demeç de ilginç: “Bu yayınların ciddiyetinden en ufak bir kuşku duymadım. Kaldı ki makalelerim oralarda basılmış olsa bile kalitesinden ve bilimselliğinden bir şey kaybetmiş değil.” 
Gazete, ayrıca, konuyla ilgili haberinde Nobel Ödülü’ne layık görülmüş saygın bir bilim insanının da bu dergilerde yazısının yayımlanmış olduğuna işaret ediyor. Fakat bu kişinin adı gizli tutuluyor. 
Heidelberg Üniversitesi’nden psikolog Joachim Funke, dergi sahiplerinin göz göre göre başvurduğu bu sahtekârlığı şiddetle eleştiriyor ve şu değerlendirmede bulunuyor: “Bu gelişmeler bilime çok büyük zarar veriyor. Zira dünya kamuoyunun bilime güveni erozyona uğruyor; neyin hakiki, neyin sahte olduğu konusunda çok büyük bir kafa karışıklığı yaşanıyor.”
 

Türkiye’nin çakma dergi konusundaki büyük başarısı: WASET
The Guardian gazetesinde 10 Ağustos tarihinde Predatör Yayımcılar: Sahte bilim üreten dergiler başlığı altında yer alan bir haberde, dünyada belli başlı 5 predatör dergide 175.000 bilimsel makalenin yayımlandığı belirtiliyor. Yalnızca İngiliz üniversitelerinde son 5 yıl içinde 5.000’den fazla bilim insanı makalelerini OMICS ve WASET üzerinden yayımlamış.
Gazete, kısa adı WASET olan Turkish World Academy of Science, Engineering and Technology isimli çakma- uyduruk bilim platformunun dergilerinde yayımlanan makalelerin geleneksel “kontrol ve denge” mekanizmalarına tabi tutulmadığını yazıyor; tam tersi kendilerine ulaştırılan her şeyi, bedelinin ödenmiş olması kaydıyla, yayımlıyorlar. 
Alman gazeteci Eckert ve ekibi geçen yıl bir Türk ailesi tarafından yönetilen uyduruk bilim kurumunun yaklaşık 4 milyon dolar kâr ettiğini tahmin ediyor. Bu kurumun adı WASET. Eckert’in soruşturmasında ana hedeflerden biri olan WASET, ilk bakışta yasal bir örgüt görüntüsünde. Web sitesinde dünyanın dört bir yanında binlerce konferans ilanı yer alıyor. Hatta bunların zaman çizelgesi 2031 yılına kadar uzanıyor. Ayrıca “açık erişimli”, “hakemli araştırma dergisi 2018 yılı için 183 bilimsel etkinlik düzenlemiş ve 58.669 bireysel sunuma yer verilmiş. Yani her etkinliğe 320 konferans düşüyor. Derginin sahtekârlığını iyice ortaya çıkartmak için Eckert ve ekibi WASET’e bir makale gönderiyor. Makale kabul ediliyor ve hatta övgüyle karşılanıyor. İşin “acıklı” kısmı makalenin MIT öğrencileri tarafından espri olarak tasarlanmış bir yazılımdan yararlanılarak yazılmış olması. Makalenin içeriği tahmin edildiği gibi tek kelimeyle “çöp”tür. Derinlere inildikçe Eckert, derginin Cemal Ardıl, kızı Ebru ve oğlu Bora tarafından yönetildiğini ortaya çıkartıyor. Dergi 2007 yılından bu yana faaliyettedir. Kaba bir hesapla yalnızca 2017 yılında 4.1 milyon dolar kazandıkları tahmin ediliyor. ABD’den yaklaşık 3.000 makale Stanford, Yale, Columbia ve Harvard gibi saygın üniversitelerden gönderilmiş.

http://www.daserste.de/information/report/
*Peer-review:Yayın öncesi aşamadaki bilimsel makalelerin konunun uzmanlarınca değerlendirilmesi anlamına gelir.
Çakma (Preditör - yırtıcı) dergi nedir?

Özellikle makale 2010 yılında Amerikalı bir kütüphaneci Jeffrey Beall, açık erişimi olan ve makaleleri hakem görüşü almadan yayımlayan dergilere bu adı verdi. Bu dergilerin merkezleri genellikle Hindistan ve Nijerya gibi Asya ve Afrika ülkelerinde bulunuyor. Ancak Batılı ülkelerde iş yapıyorlarmış izlenimi yaratıyor. Bu dergilere yazı gönderenler genellikle gelişmiş ülkelerin bilim insanları.  
Benzer şekilde bu yayıncılar, yalnızca dergi çıkartmıyor, sahte akademik konferanslar da düzenliyorlar. Bilim dünyasının saygın isimleri (Nobel Ödülü alanlar da dahil) sık sık, çok sayıda konferans davetleri alıyorlar.

Bu konferansların aslında bilimsel bir değeri ve ciddiyeti yok. Ne oturum başkanlığı ne de sunumlar aslında gerçekleri yansıtmıyor.

23 Temmuz 2018 itibariyle tespit edilen sahte bilim dergilerinin1sayısı 1317. Ayrıca bu dergileri gerçek bilim dergilerinden ayırt etmek o kadar da kolay değil; isimleri bile aynı alanda saygı gören “hakiki dergilere” çok benziyor.

Beall açık erişim yayıncılığını genel olarak eleştiriyor ve tespit edebildiği dergileri “Beall Listesi” adı altında internette yayınlıyor. Ancak geleneksel “hard copy” yayımcılığın sahtekârlığı önlediğine inanıyor.

Açık erişim, çakma dergi yayımcıları için bulunmaz bir fırsat yaratıyor. Zira bu ticari kafalı girişimcilerin tek hedefi olabildiğince fazla kâr etmek. Dolayısıyla kendilerine ulaşan makaleleri ince eleyip sık dokumak yerine, tümünü yayımlamakla daha fazla para kazanacaklarını keşfetmiş bulunuyor.

Geçen yıl Alman gazeteci Svea Eckert ve küçük ekibi, bu yeraltı şebekelerinin foyalarını ortaya çıkartmak üzere kolları sıvamışlar. “Inside the Fake Science Factory-Sahte bilim Fabrikası’nın İçerisinde” adını verdikleri belgeselde,
akademisyenlerin dışında ilaç, tütün ve çevre koruma kurumlarından da makalelerin gönderildiği belirtiliyor.

Sanayiden gelen makalelerin tek bir amacı var. Kamuoyunu yanıltmak ve ürünlerini satmak. Örneğin bilimsel olarak yararı kanıtlanmamış ve otoriterlerce onaylanmamış kanser ilaçlarının kemoterapiden daha yararlı olduğunu savunan makaleler yaşamsal tehlike saçıyor.

Bu konuda çok başarılı bir araştırmacı gazetecilik örneği sergileyen Alman gazeteci Eckert bu dergilerin bilime yaptığı kötülüğü şöyle dile getiriyor: “Bu dergiler bilime duyulan güveni sarsıyor. Sanki birileri akademi ünyasını sinsi sinsi zehirliyor ve bunu o kadar usturuplu yapıyorlar ki kimse ne olup bittiğini fark etmiyor. Elinize aldığınızda makale gerçek bir bilimsel çalışmaya benziyor, ama aslında çöp kadar bile değeri yok.” 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Teşekkür ederiz.

!

Türkiye yırtıcı, şaibeli, sahte ve fake dergilerde en çok yayın yapan 3. ülke

Predatory journals: Who publishes in them and why? - Selçuk Beşir Demir Dünyanın en prestijli dergilerinden biri olan Elsevier tarafınd...

Predatory journals: Who publishes in them and why?

.....................................................................


...
...
...

* Rastgele Yazılar




.