NEDEN ?

https://plagiarism-turkish.blogspot.com


Yükseköğretimde Gözetim ve Denetim - Yasal Çerçeve ve Uygulamalar -
Devlet Denetleme Kurulu Raporu (2009) lütfen tıklayın

2547 sayılı Kanun’da öğretim elemanlarının disiplin suçlarına ilişkin yapılması düşünülen değişiklikler hakkında Bilim Akademisi’nin raporu (2016) lütfen tıklayın

Bilim Akademisinin Sahte Belge ve İmza Üretimi Hakkındaki Açıklaması (2025) lütfen tıklayın

“Sahte Diploma Soruşturması” Hakkında Kamuoyu Bilgilendirmesi - Türkiye Barolar Birliği (2025) lütfen tıklayın

Hakan Murat Korkmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hakan Murat Korkmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2023

Dr. Tansu KÜÇÜKÖNCÜ(*) - Futbol MHK yeni başkanı Lale Orta ve sahte doçent Murat Korkmaz

Lale Orta, kadın futbol hakemi, futbol Milli Hakem Kurulu (MHK) yeni başkanı; işletme lisans mezunu, beden eğitimi yüksek lisans ve doktora mezunu ; Mart 2015'te yönetim ve strateji alanında doçent, 2020'de profesör oldu, hangi alanda belli değil.

Öncelikle bu yazıda yazdıklarımı koruyan Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin E 2017-6382 K 2018-8575 tebligname no: KYB-2017-69043 sayılı 12 Temmuz 2018 tarihli 6 sayfalık Kanun Yararına Bozma kararını hatırlatayım. Yargıtay, bu kanun yararına bozma kararı ile dedi ki : “Sahte Doçent (Hakan) Murat Korkmaz'ın profesörleri sitesi sansürlenemez !”.

“Sahte Doçentin Profesörleri” sitesini koruyan bu kanun yararına bozma kararını anlatmıştım ve sahte doçentin profesörlerinden Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi yeni rektörü ve rektör yardımcısından bahsetmiştim.

TÜBİTAK, sahte doçent Murat Korkmaz ve sahte doçentin profesörleri ve akademik dergileri ve akademik konferansları hakkında 40 sf rapor hazırladı (03 Mayıs 2019) ve YÖK'e gönderdi ; YÖK de Üniversitelerarası Kurul'a (ÜAK) ve tüm üniversitelere gönderdi. Sahte doçent Murat Korkmaz'ın 20 civarı akademik dergisi ve 20 civarı akademik konferansı vardı. Dergilerinden bazıları TÜBİTAK ULAKBİM indeksindeydi ve doçent olmak için geçerliydi. TÜBİTAK, bu dergileri ULAKBİM indeksinden attı. “Konferanslarımız doçent olmak için geçerli” diyorlardı. Sahte doçent Murat Korkmaz ve sahte doçentin profesörleri, başkasına aitmiş gibi göstererek ve “hala doçent olmak için geçerli” olduğunu söyleyerek bu konferansları devam ettiriyorlar.

Hürriyet gazetesi, sahte doçent Murat Korkmaz'ı ve hakkındaki TÜBİTAK raporunu “Akademide ‘oto yıkamacı’şoku” başlığıyla yarım sayfa manşet haber yaptı. (10 Haziran 2019) Sahte doçent Murat Korkmaz, aslında oto yıkamacılık yapıyordu.

Lale Orta'nın 2015'te doçent olmadan önce (2012 .. 2014 arasında) “uluslararası hakemli dergilerde” dediği 11 makalesinden 7 tanesi sahte doçent Murat Korkmaz'ın dergilerinde, diğer 2 tanesi sahte doçent Murat Korkmaz'la ortak (2 yazarlı). Yani, doçent olmak için kullandığı 11 makalesinden 9 tanesi ya sahte doçent Murat Korkmaz'ın dergilerinde ya sahte doçent Murat Korkmaz'la ortak. “Uluslararası hakemli dergilerde” dediği 1 makalesi sahte doçent Murat Korkmaz'la ortak (3 yazarlı; 2 yazarlı ortak makale ile başlığı aynı !).

Sahte doçent Murat Korkmaz'ın 350'den fazla makalesi var ve Lale Orta gibi onlarca kişi, sahte doçent Murat Korkmaz'la ortak makalelerle doçent ve profesör oldu. Burada anlattıklarım, buzdağının su yüzeyinde görünen kısmından küçük bir manzara sadece.

Sahte doçent (Hakan) Murat Korkmaz kimdir? (bkz. sahte doçent Murat Korkmaz hakkında 40 sfTÜBİTAK raporu

Kimlik kaydında yazan isim : Murat Korkmaz

Kullandığı isimler : Murat Korkmaz, Hakan Murat Korkmaz, H. Murat Korkmaz (Bazen bu isimleri aynı anda aynı ortamda kullanarak 2-3 farklı kişiymiş gibi davranmaktadır : Boğaziçi Üniversitesi'nde doçent doktor Hakan Murat Korkmaz, Paris – Fransa'da The International Council for Science (ICSU)'ta doçent doktor Hakan Murat Korkmaz, özel şirkette çalışan Murat Korkmaz gibi)

Kendini tanıtırken kullandığı akademik ünvanlar : doktor, doçent doktor, profesör

Kendini tanıtırken halen “doçent doktor” olarak çalıştığını söylediği kuruluşlar :

- Boğaziçi Üniversitesi'nde doçent doktor ;

- TÜBİTAK'ta doçent doktor ;

- Paris – Fransa'da The International Council for Science (ICSU)'ta doçent doktor

Sahte doçent Murat Korkmaz'ın researchgate sayfası (Eylül 2012'de açtığı anlaşılıyor, Ocak 2022'ye dek 93 makalesini listelemiş - silinme ihtimaline karşı : kopyası ) :

Kendini Çankırı Karatekin Üniversitesi Çankırı Meslek Yüksek Okulu'nda hoca olarak da tanıtıyor. Buradaki fotoğraf da sahte, kimlik hırsızlığı yapmış :

Çankırı Karatekin Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu'ndaki Murat Korkmaz isimli hocanın fotoğrafını ve üniversite adresini kullanmış ; fotoğrafını kullandığı hocanın buna itiraz etmemesi ise çok tuhaf ! Listelediği makalelerin hepsi sahte doçent Murat Korkmaz'a ait, Çankırı Üniversitesi'ndeki Murat Korkmaz'la alakası yok.

Sahte doçent Murat Korkmaz, TÜBİTAK yetkilileriyle yaptığı sözlü görüşmelerde kendini bazen doktor, bazen doçent doktor, bazen profesör, bazen Thomson Reuters Web of Science veritabanı Türkiye Danışma Kurulu üyesi olarak tanıtıyor. TÜBİTAK, bunları doğrulatmak için YÖK'e ve Thomson Reuters'e soruyor : hiçbirinin doğru olmadığı ve “Thomson Reuters'in böyle bir kurulu bile olmadığı” cevaplarını alıyor.

TÜBİTAK yetkilileri, sahte doçent Murat Korkmaz'ın dergilerinin editörlerinin ve kurul üyelerinin sahte doçent Murat Korkmaz'ın dergilerinde çok sayıda makalelerinin olduğunu farkediyor ve toplu halde araştırma ve yayın etiği ihlalleri yaptıklarından şüpheleniyor.

Dolandırıcılıktan çok sayıda sabıkası var. Bana hakaret ettiği için de mahkeme ceza verdi, o sırada dolandırıcılıktan 3 yıl hapis yatarken şartlı tahliye edilmiş durumdaydı. Mahkemenin, verdiği cezayı ve tahliye şartının bozulduğunu, 3 yıl hapse atan mahkemeye göndermeyi ihmal etmesi nedeniyle, yeniden hapse atılması için savcı kararı temyiz etti. Mahkemeye “psikiyatrik ilaçlar kullandığına ve bazen kendini kaybettiğine ve kendini kaybettiğinde neler yaptığını hatırlamadığına” dair beyanları var.

Doçentlik belgesi : yok !

Doçent olarak herhangi bir üniversitede çalışmışlığı : yok !

Herhangi bir üniversitede akademisyen olarak çalışmışlığı : yok !

Herhangi bir üniversitede çalışmışlığı : yok !

Boğaziçi Üniversitesi'nde çalışmışlığı : yok !

TÜBİTAK'ta çalışmışlığı : yok !

Paris – Fransa'da The International Council for Science (ICSU)'da çalışmışlığı : yok ! ICSU yetkilisi yalanladı !

Ayrıca sahte doçent (Hakan) Murat Korkmaz, bazı dergi ve konferanslarının International Council for Science (ICSU) tarafından desteklendiğini iddia etmektedir ; ICSU yetkilisi bunu yalanladı !

Dr Orhan Altan (yönetici : International Council for Science (ICSU), Paris, France ; profesör, İstanbul Teknik Üniversitesi) dedi ki : “Hakan Murat Korkmaz, International Council for Science (ICSU)'da çalışmıyor, tüm personelimizin listesi burada. 2011'den beri International Council for Science (ICSU) yöneticisiyim. International Council for Science (ICSU)'da Hakan Murat Korkmaz'la hiç karşılaşmadım.

Öğrenim durumu :

- Doktora diploması : yok !

- Yüksek lisans diploması : yok !

- Lisans diploması : olup olmadığı bilinmiyor !

***

(*) Dr Tansu KÜÇÜKÖNCÜ : ODTÜlü. 2001 başından beri “elverişli eko sisteme yerleşen bakteri kolonisi benzeri hızla çoğalan zehirli sarmaşık gibi ülkemiz üniversitelerini kuşatarak boğan, çürüten, kokutan, ve çökerten” ve “danışmanından rektörüne ve YÖK'üne kadar, doktora diploması satmayı en doğal hakları olarak gören” “akademik sahtekarlık gelenekçileri”ne karşı insan hakları mücadelesi vermektedir.

17 Ocak 2023

Günaydın Hürriyet: Bilim sahtekarlığı... Kara Kutu hepsini yazdı (ODA TV)

Dolandırıcılar, internet üzerinden 6 bin dolar karşılığında doçentlik unvanı için makale yazıyor. Gazeteci Soner Yalçın, bilim sahtekarlığını Kara Kutu kitabında anlatmıştı.

Sahte tez ve diploma satan dolandırıcılar sık sık gündem oldu.

Hürriyet Gazetesi’nden Melike Çalkap’ın haberine göre, dolandırıcılar şimdi de 12 taksitle 6 bin dolar karşılığında doçentlik makalesi yazıyor.

Bu makalelerin tıp alanına yoğunlaşması ise dikkat çekti.

Gazeteci yazar Soner Yalçın, Kara Kutu kitabında, bilimsel sahtekarlığı 7 sayfada tek tek anlattı.

İşte Soner Yalçın’ın bilim dünyasının karanlık taraflarını ele aldığı Kara Kutu kitabının ilgili bölümü: 

TÜRKİYE NE HALDE

Güven Plus Grup AŞ…

Kurucusu Murat Korkmaz.

Bu şirket ile aynı adreste İstanbul Bilim ve Akademisyenler Derneği var.

Dernek adına 15 tıp dergisinde yüzlerce makale yazıldı.

Yetmedi “bilimsel dergiler” çıkardı! Dergilerin isimleri kuşkusuz marka olarak kayıtlı değil ancak buna rağmen dergilerde “uluslararası ticari marka (internationaltrademark) işareti, R” kullanılıyor. Dergilerin adreslerinin de aynı olduğunu belirteyim...

Neydi bu dergiler:

1. Uluslararası Hakemli İletişim ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi (UHİVE)

(International Peer-ReviewedJournal of CommunicationandHumanitiesResearch)

2. Uluslararası Hakemli Ekonomi Yönetimi Araştırmaları Dergisi (UHEYA)
 (International RefereedJournal of Research on Economics Management)

3. Uluslararası Hakemli Müzik Araştırmaları Dergisi (UHMAD)

(International RefereedJournal of Music Researches)

4. Uluslararası Hakemli Psikiyatri ve Psikoloji Araştırmaları Dergisi (UHPPD)

(International Journal of PsychiatryandPsychologicalResearches)

5. Uluslararası Hakemli Tasarım ve Mimarlık Dergisi (TMD)

(International RefereedJournal of Design and Architecture)

6. Uluslararası Hakemli Hemşirelik Araştırmaları Dergisi (UHD)

(International RefereedJournal of NursingResearches)

7. Uluslararası Aile, Çocuk ve Eğitim Dergisi

(International Journalof Family, Child andEducation -ACED)

8. Uluslararası Hakemli Akademik Spor Sağlık ve Tıp Bilimleri Dergisi

(International RefereedAcademicJournal of Sports (SSTB)

9. Uluslararası Hakemli Beşeri ve Akademik Bilimler Dergisi

(International RefereedJournal of HumanitiesandAcademicSciences -UHBAB)

10. Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler Dergisi

(International RefereedAcademicSocialSciencesJournal -IIB)

11. Uluslararası Hakemli Mühendislik ve Fen Bilimleri Dergisi (UHMFD)

(International RefereedJournal of EngineeringandSciences)

12. Uluslararası Hakemli Beslenme Araştırmaları Dergisi (DBHAD)

(International Peer-ReviewedJournal of NutritionReseach)

13. Uluslararası Hakemli Kadın Hastalıkları ve Anne Çocuk Sağlığı Dergisi (JACSD)

(International RefereedJournal of GyneacologicalandMaternaland Child Health)

14. Uluslararası Hakemli Ortopedi Travmatoloji ve Spor Hekimliği Dergisi (OTSHD)

(International RefereedJournal of OrthopedicsTraumatologyand Sports Medicine)

15. Uluslararası Hakemli Pazarlama ve Pazar Araştırmaları Dergisi (UHPAD)

(International RefereedJournal of Marketing and Market Researches)

16. Uluslararası Hakemli İş Güvenliği ve Çalışan Sağlığı Dergisi (UHİGÇSD)

(International RefereedJournal of OccupationalHealthandSafety)

Bazı dergiler, “arastirmax bilimsel yayın indeksi”ndeydi!

Bazı dergiler, “TÜBİTAK - Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi-ULAKBİMindeksi”ndeydi!

Kimi tanınmış 55 akademisyen bu dergilerde makale yazdı.

Bu dergilere başvurulardan ücret alınıyordu. Dergiler yoluyla düzenlenen kongre ve konferanslarda katılımcılardan ücret talep ediliyordu. Ne acı ki, bu dergilerde çıkan makaleler üniversitelerde, akademik teşvik, atama ve yükseltmelerde değerlendirme konusu ediliyordu!

Sonunda…

TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu, “bilim sahteciliği yapılıyor”şikâyeti üzerine konuya ilişkin kapsamlı inceleme yaptığında neler bulmadı ki…

Kullandığı isimler: Bazen “Murat Korkmaz”, bazen “Hakan Murat Korkmaz” ve bazen“H. Murat Korkmaz” idi.

Asıl adı, “Murat Korkmaz” idi.

Kullandığı akademik unvan: Doçent Doktor

Tabii ki ne doktor ne de doçent belgesi vardı!

Tabii ki hiçbir üniversitede çalışmışlığı yoktu!

Üniversite mezunu olup olmadığı bile bilinmiyordu!(DİPNOT: Bilim adamı sahtekarlığı konusunda ülkemizden tek örnek vereceğim: Yıl, 2018. Kendisini Gülhane Askeri Tıp Akademisi mezunu beyin, sinir ve omurilik cerrahi profesörü olarak tanıtan, hatta televizyon programlarına, üniversitelere konuşmacı olarak katılan Cüneyt Turan'ın lise mezunu olduğu ortaya çıktı! Sahtekar profesör doktor,  polislerin operasyonuyla gözaltına alındı. Sahte doktorlar konusu ayrı bir kitap konusu olur…)

Murat Korkmaz, bazen isimleri aynı anda benzer ortamda kullanarak iki-üç farklı kişiymiş gibi gösteriyordu kendisini:

-Boğaziçi Üniversitesi’nde Doçent Doktor Hakan Murat Korkmaz…

-Paris – Fransa’da The InternationalCouncilforScience (ICSU)’ta Doçent Doktor H. Murat Korkmaz…

-TÜBİTAK’ta Doçent Doktor Hakan Murat Korkmaz…

Ama böyle bir sahtekâr bilimsel dergilere makale yazdı…

Ama böyle bir sahtekâr bilimsel konferanslarda konuşmacı oldu…

Az buz değil…

Korkmaz’ın 2010’da yediyazıyla başlayan “bilimsel makale” serüveni, 2011 yılında 23 makale, 2012 yılında 43 makaleyle sürdü. 2016 sonuna gelindiğinde ise 261 yayınla “rekor” kırdı! dünyanın işletmecilik alanında en üretken akademisyenlerinden biri olan Prof. Dr. Tamer Çavuşgil bile 40 yılda ancak 200 civarında makale yayınladı.

Korkmaz, 2017 ve 2018’de kendisi hakkında inceleme başlatıldıktan sonra makale yayınlama sayısında çok ciddi düşüş oldu. Sonunda yakayı ele verdi...

“Bilimsel yayıncılık” yanı sıra, emlakçılık, araba yıkama, temizlik, ilaçlama, kozmetik, promosyon gibi işleri de yapıyordu!

Murat Korkmaz meselesi Türkiye’de tek bir vaka mı?

Maalesef hayır.

Türk medyasında çıkan haber “yayıncılığın” hiline başka bir örnekti:

WASET (World Academy of Science, EngineeringandTechnology)…

Hayli şık, içeriğiyle de göz dolduran bir siteydi…

Uluslararası hakemli dergilerle bağlantılar, neredeyse her branşta düzenlenen uluslararası konferanslar yapıyordu...

Parayı bastıran da bunları yaptığınıCV’sine/özgeçmişine ekleyip doçent veya profesör oluyordu!

Ancak biraz araştırınca, sitenin makalenizi uluslararası dergilerde yayımlanmış gibi, sizi de katılmadığınız uluslararası konferanslara katılmış gibi gösterdiği ortaya çıkıverdi.

Yapılan basitti aslında:

Diyelim ki, doçentliğinize veya profesörlüğünüze sıra geldi. Kendiliğinden olacak hali yok ya, konferanslara katılmak ve uluslararası hakemli dergilerde makalelerinizin yayınlanması gerekli ki bunları CV’nize ekleyebilesiniz. Gerçi dünyada 25 bine yakın hakemli dergi var ama siz öyle zahmete girecek biri değilsiniz, Şunun bir kolay yolu yok mu abi kültüründen de yeterince nasiplenmişsiniz. Yolu buluyorsunuz…

“WASET” arkasında fen bilgisi eski öğretmeni Cemal Ardıl vardı, kendisine kızı Ebrû Ardıl ile oğlu Bora Ardıl yardımcı oluyordu.

20 yıllık fen bilgisi öğretmeni Cemal Ardıl kendisini “Dr/PhD” olarak tanıttığı için TÜBİTAK Başkanı Prof. Nüket Yetiş, hakkında Etik Kurul’da soruşturma açtırdı. Arkasından TÜBİTAK ismini izinsiz kullandıkları için noterden protesto etti. Hatta sahte konferans, sahte dergi gibi sorunlar çözülene kadar Çanakkale 18 Mart Üniversitesi ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’ne TÜBİTAK desteğini kesti. Ama onlar faaliyetlerini sürdürdü…

Konuya ilk dikkat çeken
NTV Bilim Dergisi’nden A. Murat Eren oldu. Kendisi de bir akademisyen olan Eren, site hakkında bilgiler verdi:

-Türkiye’deki yayın sayısı ile o yayınlara yapılan atıf sayıları arasındaki oransızlıklar biliniyor; taşra üniversitelerinde akademisyenlerin ne tür yayınlarla kadro sahibi oldukları da. Bu site yaptığı çalışmaları çoğunlukla başka hiçbir yerde yayınlatamayacak olan akademisyenlerin, para karşılığında yayın sahibi olmalarını sağlıyor. Birkaç yüz Euro’yu bir araya koyan akademisyen bilimsel sürecin çetrefilli yollarına girmeden WASET’te yayınını yayınlatıveriyor. Parayı basan, akademik hayatın merdivenlerini ikişer ikişer tırmanıyor. Yayınlanmış binlerce makale, düzenlenmiş onlarca konferans düşünüldüğünde epey kârlı bir iş olduğu aşikâr. Herkes kazanırken ne yazık ki kaybeden, bilim oluyor…

Yine Dr. Eren’in yazısından, WASET’e başvuranların büyük çoğunluğunun Bulgaristan, Hindistan, Pakistan, Fas, Mısır, İran, Gürcistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Sri Lanka, Malezya, Endonezya gibi ülkelerden olduğunu da öğreniyoruz. Türkiye üniversitelerinde görev yapan kimi akademisyenler de WASET’in müdavimleri arasında. Bu ülkelerin temel özelliği ise bilim, bilimsel düşünce ve bilim dünyasına katkı konusunda biraz müşkülpesent olmaları!

Türkiye bilim dünyasının bir gerçeği de bu...

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun "Yükseköğretimde Gözetim ve Denetim -Yasal Çerçeve ve Uygulamalar" (Aralık 2009) başlıklı raporunda şu tespiti yaptı:

-Gerek denetim ve ceza soruşturmasıyla ilgili mevzuat alt yapısındaki eksiklikler,

-Gerekse Yükseköğretim Genel Kurulu, YÖK Başkanları ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu'nun uygulamaları nedeniyle,

-Devlet, üniversiteler üzerindeki gözetim ve denetimi kaybetmiştir!

-Bu husus, özellikle yükseköğretim kurum ve üst kuruluşlarının yöneticilerinin hesap verilebilirlik ile ilgili algılamalarının değişmesine neden olmuş,

-Ve böylece yükseköğretim alanı yolsuzluk ve usulsüzlüğün önlenememesine/artmasına elverişli bir "çevre" haline gelmiştir...

(DİPNOT: Özellikle internetle birlikte akademik etik ihlallerinde Türkiye’de patlama yaşanıyor. Akademik etik ihlalleri hep örtbas ediliyor; üstelik ortaya çıkaranlara saldırılıyor! Oysa. Dünyadan örnek vereyim:Türkiye’de Erdoğan’ın üniversite diploması olup olmadığı tartışılırken, Macaristan'da cumhurbaşkanının çalıntı doktora tezi iptal edildi, istifa ettirildi! Almanya'da 20 kadar bakan, parlamenter ve akademisyenin çalıntı doktora tezleri iptal edildi, istifa ettirildiler. Romanya'da bakanın çalıntı doktora tezi iptal edildi, istifa ettirildi. Fark bu! En azından Batı’da yakalanan istifa ettiriliyor…)

Tıpkı ihraç ettiğimiz sebze-meyveler gibi “bilimsel makalelerimiz yurt dışında yakalanıyor! Örneğin, 2007′de Türkiye'deki dört üniversiteden biri dekan, 14 fizikçinin 65 çalıntı makalesi yurtdışında yakalandı ve yayından atıldı…

Bilimsel sahtekârlığa son bir örnekle konuyu toparlayayım.

Doç. Kaan Öztürk "Şişme Dergiler ve Yayın Etiği İhlalleri" başlıklı yazısında artık alışılan örnek verdi:

-“TÜBİTAK’a bağlı Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi’nden (ULAKBİM), 2011 Temmuz ayında alınan verilere göre, 2010’da yayınlanan Türkiye adresli en çok atıf alan on yayını şöyle sıraladı. (…)

İşin tuhaflığı, on yayından sekizinin ‘EnergyEducationScienceandTechnology’ isimli, adı sanı bilinmeyen bir dergiden gelmesi. Bu dergiye ‘www.silascience.com’ adresinden ulaşılabiliyor. Emsallerine göre çok amatörce hazırlanmış ve çok eksikleri olan bir site.

Sitede dört ayrı dergi başlığı mevcut, ama makalelere ulaşılamıyor. Hatta,2012 yılından önceki makalelerin özetlerine bile ulaşılamıyor. Üniversite kütüphanesi aracılığıyla girmek de makaleleri okumamı sağlayamadı. ULAKBİM Türkiye Akademik Dergi Portalı’nda mevcut değil. Web sayfasında abonelik hakkında bir bilgi yok. Sanki okunmayı istemiyormuş gibi bir hali var. Okunamayan makaleler nasıl bu kadar atıf alabilmiş, insan merak ediyor.

Dört derginin de baş editörlüğünü, Şırnak Üniversitesi’de rektör yardımcısı olan Ayhan Demirbaş yürütüyor!

Yönetim ofisi Trabzon adresli. İletişim için sadece editörün kişisel hotmail adresi verilmiş, kurumsal bir e-posta adresi yok!

Bu tür eksiklikler haliyle derginin profesyonelliğinden şüphe duymanıza yol açıyor. Yine de önemli başarı sağlamış, kısacık zamanda yüksek atıflar alan makaleler yayınlamış. Eğer atıf almayı bilimsel kalite ölçüsü sayarsanız, kalitesi yüksek demek lâzım. Ancak, atıfların nereden geldiğine bakınca işin rengi değişiyor. Web of Knowledge veritabanına erişebilen herkes atıfların kaynaklarını kolaylıkla analiz edebilir.

ULAKBİM listesinin ikinci sırasındaki B. Demirbaş imzalı makaleye yapılan 124 atıfınyüzde 90’dan fazlası iç atıf, yani EnergyEducationScienceandTechnology dergisindeki makalelerden geliyor (part A ve part B toplamı). Geriye kalan 9 atıf başka dergilerden, ama onların yedisi baş editör A. Demirbaş’ın, ikisisi F. Demirbaş’ın yazdığı makalelerden geliyor.

Listenin üçüncü sırasındaki H. Balat imzalı makalenin durumu da farklı değil: Aldığı atıfların yüzde 88’i iç atıf.

Başka dergilerden gelen 10 atıftan yedisi baş editör A. Demirbaş’tan, biri F. Demirbaş’tan, biri A. ve F. Demirbaş’tan, biri de M. Balat’tan.

Listedeki diğer yüksek atıflı makalelere bakınca hep benzer soyadlarını görüyorsunuz. Ailevi bir girişim mi diye düşünmeden edemiyor insan.

Sonraki sıralardaki makalelerin atıflarının analizi benzer sonuçlar veriyor: Atıfların yüzde 80-yüzde 90’ı iç atıf. Muhtemelen editör, yazarları önceki makalelere atıf yapmaya ‘teşvik ediyor.’ Bağımsız dergilerdeki (ne kadar bağımsızsa) atıflar ise ezici çoğunlukla baş editörün yazdığı makalelerden.(…)

Bütün yıllar içindeki toplam atıflara bakalım. "Energy Education Science and Technology" 2009’a kadar tek bir dergi iken, 2009’dan itibaren Part A ve Part B olarak bölünmüş. 2009’dan sonra, iki dergideki toplam 358 makaleye tam 4.745 atıf yapılmış. Makale başına 13.25 atıf; epeyce yüksek. Ama derginin kendi içinden gelen atıfları çıkarırsanız geriye sadece 331 atıf kalıyor.

Bu iki dergiye gelen atıflar toplam 436 makaleden kaynaklanıyor, ancak bunların sadece 87’si başka dergilerde yayınlanmış ki bunların 21’i A. Demirbaş’ın, 6’sı da M.F. Demirbaş’ın makaleleri.

Özetle, büyük atıf sayılarına rağmen, bu dergileri küçük bir grup dışında kimsenin okumadığı ve kullanmadığı belli. Yazarlar kendi içlerinde dönüp duruyor, beraber yazdıkları makalelerde birbirlerine atıf yapıyorlar, sayılar böylece şişiyor.” (Matematik Dünyası, 2012)

Israrla soracağız: Bilim insanları sahtekârlığı neden alet oluyor?

Doç. Kaan Öztürk’ün buna yanıtı şuydu:

-“Sayılara dayalı bir değerlendirme sisteminde, şaibeli dergilerde bol ama boş yayınlar yapmış olanlar haksız avantaj edinerek akademik kadroları doldururlar. O zaman da nitelikli bilim yapmak isteyenler için boğucu bir atmosfer oluşur…

-“Elbette atama ve yükseltmelerde sadece sayılara bakılmıyor, dosyalar komisyonlarda inceleniyor. Ama inceleyenler gerçekten bütün makaleleri dikkatle okuyorlar mı, kararları yayın/atıf sayılarından ve yayınların yer aldığı derginin tesir katsayısından hiç etkilenmiyor mu? Kaldı ki, sayı şişirmecileri kariyerlerinde yükseldikçe bu değerlendirme komisyonlarına onlar da dahil olacaklar, ve kendi benzerlerine kolaylık sağlayacaklar...

-“Dahası, görünüşte çok üretken ve muteber olan bu profesörler, iyi niyetli öğrencileri kendilerine çekecekler ama bu öğrencilere bilimsel araştırmanın ve makale yazmanın doğru yöntemini öğretemeyecekler. Öğrenciler sonuçta örnek aldıkları hocaları gibi olup çıkacaklar. Bunların bir kısmı gerçekle yüzleşip kariyerlerini boşa harcadıklarını fark edecek, hüsrana uğrayacaklar. Bir kısmının ise şansı yaver gidecek, kendilerine bir kadro bulacak ve sistemi yeniden üretecekler. Her iki sonuç da toplumsal bir trajedidir…

-“Sineklerle uğraşabiliriz, ama bataklık kurumadıkça, yani –‘yayın yarışı’ devam ettikçe yayın etiği ihlâlleri artarak devam edecektir. ‘Sayı oyunları’nı, yani bilimsel kaliteyi basit ve yetersiz sayısal göstergelerle ölçme alışkanlığını da sorgulamalıyız…”

Hâlâ…

Tıp konusunda aykırı ses duyduklarında ne diyor kimi çevreler:

-“Bu konuda kaç bilimsel makalesi var ki konuşup duruyor?”

Odatv.com

10 Haziran 2019

Dinçer GÖKÇE - Akademide ‘oto yıkamacı’ şoku (Hürriyet)

TÜBİTAK tarafından incelenen 15 bilimsel derginin para karşılığı yayın anlamına gelen ‘yağmacı yayıncılık’ yaptığı ortaya çıktı. TÜBİTAK raporunda, dergilerin sahibi şirketin yayıncılık dışında oto yıkama, haşere ile mücadele, organik tarım, kozmetik gibi birçok alanda faaliyet gösterdiği kaydedildi. Rapor üzerine YÖK de üniversiteleri uyardı.
AKADEMİSYENLERİN atama, yükseltme ve aldıkları akademik teşviklerde, yayımladıkları bilimsel makaleler önemli bir yer tutuyor. Çok sayıda derginin de ortaya çıkmasına yol açan bu durum, zaman zaman ‘para karşılığı yayın’ tartışmalarıyla gündeme geliyor. TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu tarafından da konuya ilişkin kapsamlı bir inceleme yapıldığı anlaşıldı. Kurul, şikâyete konu dergilerin imtiyaz sahibi Güven Plus Grup AŞ, şirketin kurucusu Murat Korkmaz ile bu şirket ile aynı adreste bulunan İstanbul Bilim ve Akademisyenler Derneği’ni mercek altına aldı. Dernek adına yayınlanan 15 dergi ile yüzlerce makale tek tek incelendi.
BİR YILLIK YAYINLAR İNCELENDİ
Bir yıldan fazla süren ve 15 derginin bir yıllık sayılarına ilişkin yapılan inceleme sonrası kapsamlı rapor hazırlandı. Dergilerde makalesi yayınlanan 55 akademisyenin ismine yer verilen raporda özetle şu tespitler yer aldı:
- “Dergilerde uluslararası bilim kurullarının yer aldığı belirtiliyor. Bu kurullarda isimleri yer alan kişilerin gerçekte dergiyle bir ilgilerinin olup olmadığı belli değil. Dergilerde görev alan kişilerin aynı dergilerde çok sayıda yayınlarının olması etik ihlalidir.
- Dergileri çıkaran şirketin sitesine göre, yayıncılığın yanı sıra, araba yıkama, temizlik, ilaçlama, kozmetik, promosyon gibi işleri de yapıyor. Bütün bu farklı işler de tek bir ofiste gerçekleştiriliyor. Bu şirketin dergilerine başvurularda ücret alınıyor. Dergiler yoluyla düzenlenen kongre ve konferanslarda katılımcılardan ücret alınıyor.
FARKLI UNVANLAR
- Dergilerin yönetiminde ismi geçen bazı akademisyenler, Korkmaz’ın eğitimi konusunda bilgi sahibi değil. Korkmaz, sahte akademik unvan kullandı. Yazışmalarda kimi zaman “Doç. Dr.” kimi zaman ise “Prof. Dr.” unvanı var. Korkmaz, sahibi olmadığı unvanları kullanarak çıkar sağladı. Hakkında ‘sahtecilik’ şüphesi tespit edildi. Farklı disiplinlerdeki dergilerde çok sayıda makalenin yazarı olarak yer aldı. Bu durum, ‘haksız yazarlık’ şüphesine yol açtı.
ŞERİF MARDİN’İ BİLE GEÇTİ
- Korkmaz’ın 2010’da 7 makale ile başlayan serüveni 2011 yılında 23 makale, 2012 yılında 43 makaleyle devam etti. 2016 sonuna gelindiğinde ise 261 yayınla erişilmesi zor bir rakama ulaştı. Korkmaz, 2017 ve 2018’de kendisi hakkında inceleme başlatıldıktan sonra makale yayınlama sayısında çok ciddi düşüş oldu. Oysa dünyanın işletmecilik alanında en üretken akademisyenlerinden biri olan Prof. Dr. Tamer Çavuşgil bile 40 yılda ancak 200 civarında makale yayınladı. Prof. Dr. Şerif Mardin ise 60 yılda yaklaşık 170 makaleye imza attı.
DERİN ETİK İHLALİ
- Haksız yazarlık ve sahtecilik yapan Korkmaz’ın sahtecilik durumu yargıya intikal ettirilmeli. Korkmaz’ın sahibi olduğu dergilerin yağmacı yayıncılık açısından incelenmesi için YÖK ve Üniversitelerarası Kurul’un (ÜAK) görüşüne sunulmalı. Dergilerin yayıncılığını bizzat Korkmaz yürütüyor. Buna rağmen, dergilerin İstanbul Bilim ve Akademisyenler Derneği yayın organı olarak sunulması Güven Plus AŞ ile derneğin aynı adreste faaliyet göstermesi derin etik ihlal kuşkuları oluşturuyor. Akademik kaygılardan ziyade çıkar amaçlı bir organizasyonun söz konusu.
- Akademik olarak yükselmek ve uluslararası endekslerce taranan dergilerde yayın yapmak isteyen akademisyenler şirketin müşterileri oldu. Bu dergilerin yayın kurulu, editör kurulu ve diğer yönetim mekanizmalarında ismi yer alan kişiler derhal kurumlarına bildirilmeli. Etik kural ihlali çok sayıda dergide ve birçok akademisyeni de kapsayacak şekilde gerçekleştirilmiş.
- Haberleri olmadan tanınmış kişiler yazar olarak eklendi. Hediye yazarlık kapsamında eklenen isimler arasında Dr. Kazım Selçuk Tuzcuoğlu, Doç. Dr. Murat Ercan ve Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu da var.”
ÜNİVERSİTELERE YAZI
Hazırlanan rapor sonrası TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu gerekçeli kararını 26 Mart’ta hazırladı. TÜBİTAK’tan Korkmaz’a gönderilen 25 Nisan tarihli yazıda, kendisi hakkında 5 yıl süreyle yaptırım kararı alındığı bildirildi. 3 Mayıs’ta ise TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ın imzasını taşıyan yazı YÖK’e gönderildi. Yazıda, Korkmaz’ın etik ihlali yaptığı, yayıncısı olduğu dergilerin de yağmacı yayıncılık yaptıkları kaydedildi. YÖK Hukuk Müşavirliği de TÜBİTAK’tan gelen yazıyı, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı ve tüm üniversitelere gönderdi. Yazıda “Murat Korkmaz’ın sahibi ve yazarı olduğu dergilerin, akademik teşvik, atama ve yükseltmelerde değerlendirme dışı bırakılması...” denildi.
YAPTIRIM NEYİ KAPSIYOR?
TÜBİTAK yönetmeliğine göre ‘haksız yazarlık’ yaptığı tespit edilen kişilere 5 yıl süreyle yaptırım uygulanabiliyor. Yaptırım uygulanan kişi, TÜBİTAK desteklerinden mahrum kalıyor. Murat Korkmaz’a TÜBİTAK tarafından yapılan bildirimde “Kurumca desteklenme kararı verilen veya yürütülmekte olan her türlü proje, burs ve etkinlik görevlerinizin sonlandırılmasına, başvuruların kabul edilmemesine, kurum destekli yayın ve sunum yapmamanıza karar verildi” denildi.
‘O YAZARLAR PROFESÖR DOÇENT OLDU’
- Murat Korkmaz, Hürriyet’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:  “Bana verilen 5 yıllık cezaya karşı hukuki süreç başlatacağız. Haksız alınmış bir karar. Bizim dergilerimizde makaleleri yayımlanan bazı akademisyenler doçent oldu bazısı ise profesör. Her dergi yılda 3-4 sayı çıkıyordu. Her dergide onlarca yazar yer aldı. Bu, yüzlerce belki de binlerce akademisyeni ilgilendirir. Bu durum onlar için de kötü. Olumsuz etkilenebilirler. Ben şirketi kurdum ama sonra hissemi devrettim. Sigortalı çalışanım. Yayıncılık dışında emlakçılık da yapıyoruz. Dergicilikten para kazanamadık. Şirketin toplam 4 çalışanı var.”
ŞİRKETTEN YÖK’E YANIT
- YÖK yazısının bütün üniversitelere gönderilmesine, dergilerin imtiyaz sahibi Güven Plus Grup AŞ adına tepki gösterildi. Şirket adına noter yoluyla YÖK’e gönderilen 31 Mayıs tarihli yazıda özetle şöyle denildi:  “Rektörlükler eli ile tüm üniversite personeline hakkımızda gönderilen yazı kişilik ve özlük haklarına aykırı. TÜBİTAK sadece Murat Korkmaz’a 5 yıl süreyle ceza verdi. Bu durum, derneği ve şirketi bağlamıyor. Şarlatan ve yağmacı olarak adlandırılan dergilerin hiçbiri ücretli değil. Dergilerin bilimsel yönetimi tamamen ilgili editörlerine ait… Dergilerin, etik ihlal ve yağmacı dergi sınıfına alınması, editör, yazar ve hakem heyetlerini de zan altında bırakıyor.”

19 Mart 2019

Dr. Tansu KÜÇÜKÖNCÜ (*) -- Yargıtay (kanun yararına bozma) : “Sahte Doçent (Hakan) Murat Korkmaz'ın Profesörleri sitesi sansürlenemez!”

İlginç bir haberle başlayalım :

Sahte doçentin profesörlerinden Mümin Şahin (makina mühendisi) Trakya Üniversitesi rektör yardımcısı idi, 27 Aralık 2018'de Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'ne rektör oldu.
Mümin Şahin, 31 Aralık'ta sahte doçentin bir başka profesörü Bülent Eker'i rektör yardımcısı yaptı.
Mümin Şahin, sahte doçent Murat Korkmaz'a ait “Uluslararası Hakemli Mühendislik ve Fen Bilimleri Dergisi”nin baş editörü, Namık Kemal Üniversitesi'deki yeni rektör olarak kendini tanıttığı sayfasında da bunu söylüyor.
Bülent Eker, sahte doçent Murat Korkmaz'a ait 3 derginin editörü : “Uluslararası Hakemli Mühendislik ve Fen Bilimleri Dergisi”, “Uluslararası Hakemli Tasarım ve Mimarlık Dergisi”, ve “Uluslararası Hakemli İş Güvenliği ve Çalışan Sağlığı Dergisi”.
Bülent Eker'in sahte doçentin dergilerinde en az 2 makalesi var, zaten editör de kendisi; sahte doçentin konferanslarında en az 12 bildirisi var, düzenleyen yine kendisi.
Mümin Şahin ve Bülent Eker'e, daha önce cevap vermedikleri soruyu, hemen yine sorayım :
Sahte doçent olduğunu çok iyi bildiğiniz ve bile bile keyifle ve sadakatle onun için çalıştığınız ve rektör ve rektör yrd. olmanızla birlikte Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi olarak tüm dergilerini desteklettiğiniz patronunuz sahte doçent Murat Korkmaz : baş editörü olduğunuz dergilerin isim hakkının ve ISO belgelerinin ve herşeyinin sahibi ve makale ücretleri toplayıcısı, düzenlediğiniz konferansların isim hakkının ve ISO belgelerinin ve herşeyinin sahibi ve konferans ücretleri toplayıcısı (doğrudan veya Ekim 2016'da kurduğu Güven Plus Grup A.Ş. üzerinden), dergilerini işletiyor gösterdiği ve Kasım 2016'da sahte doçentin profesörlerine kurdurduğu ve sizin de Trakya bölge temsilicileri olduğunuz İstanbul Bilim ve Akademisyenler Derneği, şirketiyle aynı adres ve telefonları paylaşır.
Hakan Murat Korkmaz sahte ismini de kullanır.
Patronunuz sahte doçent Murat Korkmaz, üniversite mezunu mudur, mezunsa, hangi üniversite ve bölümden ne zaman mezundur ?
Aşağıda bu haberden tekrar bahsedeceğim.
***
Bilimde dünyanın neresindeyiz ? Matematik alanından karşılaştırmalı sayısal örnek verelim. A.B.D.de çeşitli şehirlerde kampüsleri olan California University'nin sadece Berkeley kampüsünde 1900 .. 2018 yılları arasında yapılan doktora tezi sayısı 1969 (tüm liste, sitelerinde var) ; 9 tanesinin yazarı Türk.
YÖK arşivinde 1970'lerden bugüne 7.041 matematik tezi var (1.066 tanesini görmeye izin yok), 1.777 tanesi doktora (330 tanesine izin yok), 5264 yüksek lisans (736 tanesine izin yok). Yurtdışı matematik tezleri yok. Ondan öncesinde zaten tek tük tez var. Yani, içerikler bir yana, sayısal olarak bile ülke olarak matematik doktora tezi sayısı olarak, A.B.D.deki bir üniversitenin sadece 1 kampüsündeki matematik doktora tezleri kadar etmiyoruz !
Nedenini merak ediyorsanız, üniversitelerimizin halinin ve zihniyetinin özetidir, keyifle okuyun :
Sahte doçent (Hakan) Murat Korkmaz'ın ve sahte doçent olduğunu bile bile onun için çalışan ve onunla ortak 300 makale yazan ve onun dergilerinin editörü olan ve onun konferanslarını düzenleyen, aralarında rektörler, rektör yardımcıları, dekanlar, ve bölüm başkanları da olan 100'den fazla akademik personelin hikayesini anlattığım “Sahte Doçentin Profesörleri” sitesi .
Yargıtay, “Kanun Yararına Bozma” kararı ile bu sitedeki 1 sayfa ve 1 tag'deki sansürü kaldırdı ve “bu site sansürlenemez !” dedi. İnternet sansürünü zıvanadan çıktığı bir dönemde çok önemli ve mucizevi bir karar. Ve bir yandan matrak bir sansür hikayesi.
2015'ten beri YÖK'ün bir yanda doçent ve profesör sayısında şişirilmiş patlama başlatırken, diğer yanda “3-kağıtçılara her şey serbest” moduna geçtiği ve YÖK Etik Kurulu'nu pratikte feshettiği ve “kendi 3-kağıdınızı kendiniz örtbas edin, beni uğraştırmayın” diyerek topu üniversitelere attığı uygulamalarına tam ters ve bu yüzden çok önemli Danıştay kararını bir önceki yazımda anlattım.
Doçent ve profesör sayısında şişirilmiş patlama - nasıl şişiriliyor?
Artık nerdeyse herkes kendi evinde kendi dergisini çıkarıyor, kendi kendinin hakemi oluyor, kendi makalesini kendi dergisinde yayınlıyor. Ve bu dergilerin hemen hepsi doçentlik için geçerli ve ayrıca her ay maaşın % 20'si civarında teşvik ödülü de alınıyor bunlarla. Yayın sayıları şişiriliyor, ülke olarak toplam yayın sayısı sıralamasında bir kaç ülkenin önüne geçiyoruz.
Kim bu dergilerin sahipleri? Kimler şişiriyor makale sayılarını, kimler nasıl doçent ve profesör oluyor bunlarla? Kimler, kimleri doçent ve profesör yapıyor, üniversitelerde kadrolaşmasını ve yükselmesini sağlıyor? Merak ediyorsanız, üniversitelerimizin halinin ve zihniyetinin özetidir, keyifle okuyun : “Sahte Doçentin Profesörleri” sitesi.
Yargıtay'ın kararı, bu hal ve zihniyetin üzerine benzin döken yargı kararlarının aksine, aslında olması gerektiği gibi, ama raslamaya pek alışık olmadığımız için mucizevi bir mahkeme kararı.. 
Bu karar ile birlikte, rapor ettiğim ve bir kısmı üniversiteden atılan, hapse atılan ya da yutdışına kaçan fetoşçulara ait olan 3-kağıt tezlerin örtbas hikayelerini anlattığım örtbaskarlık sitesindeki  sahte doçent Murat Korkmaz'ın isteğiyle 1 sayfa ve 1 tag'deki abuk ve keyfi uygulanan sansür de tarafımca illegal sansürcülere kaldırtıldı.
Sadece 1'er sayfa ve 1'er tag sansürlü olduğu halde her 2 site de yanlışlıkla tamamen sansürlenmekteydi; düzeltmek için uğraşma fırsatım olmamıştı.
Sahte doçent Murat Korkmaz, “sahte doçentin profesörleri” sitesini Küçükçekmece mahkemesinde sansürletmek ister, reddedilir.
Ertesi gün yan mahkemeye itiraz eder; kısmen kabul edilir ve sitedeki 1 sayfa ve 1 tag sansürlenir.
İtiraz ile aynı gün, bu siteyi Çağlayan mahkemesinde de sansürletmek ister, orası Küçükçekmece'ye gönderir ve orada bir kez daha reddedilir.
İtiraz kısmen kabul edilince, aynı gün sahte doçentin bir profesörü İzmir mahkemesinde siteyi sansürletmek ister, reddedilir.
İzmir ile aynı saatlerde sahte doçent (Hakan) Murat Korkmaz'la 134 ortak makaleye sahip olan ve o makalalerle 2017'de doçent olan Elazığ Fırat Üniversitesi Spor Bölümü'nden Ali Serdar Yücel de Elazığ mahkemesinde siteyi sansürletmek ister ve ne tesadüfse sitedeki aynı 1 sayfa ve 1 tag sansürlenir.
Küçükçekmece mahkemesinden ümidini kesen sahte doçent Murat Korkmaz, örtbaskarlık sitesini yan yollardan sansürletmeye çalışır ve kendini mahkeme yerine koyan Erişim Sağlayıcıları Birliği (genel sekreteri idare hukuku hocası Bülent Kent), özel karar alarak örtbaskarlık sitesindeki 1 sayfa ve 1 tag'ı sansürler. Kendi sansürlerini kaldıran karar almayı ise yılın ilk günlerinden beri yokuşa sürerek reddediyorlar.
Erişim Sağlayıcıları Birliği'nin keyfi kararıyla kısmen sansürlediği örbaskarlık sitesi, adını, tüm akademik hayatı 3-kağıt olan, fetoşçuların bir numaralı doktora diploması satıcısı olan ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yurtdışına kaçan fetoşçu Bekir Karlık'tan almaktadır. Türkçe kelime üretme eklerine göre “örtbaskar”, örtbas etme işi yapan ve “örtbaskarlık”, örtbas etme işi anlamlarına gelmektedir. Bekir Karlık'ın “şimdilik” örtbas edilen arak doktora tezinin hikayesini anlatmıştım . Arak tezi örtbas eden Yıldız Teknik Üniversitesi Etik Kurulu'nun başkanı İrfan Şiap ve üyesi Hanifi Saraç, fetoşçuluktan üniversiteden atıldı ve yargılandı, örtbas raporu hazırlatılan üye “Bekir Karlık'ın kankası” Nizamettin Aydın ise devam ediyor.
Erişim Sağlayıcıları Birliği'nin keyfi kararıyla kısmen sansürlediği örbaskarlık sitesi sayfasında sahte doçent (Hakan) Murat Korkmaz'ın İstanbul Üniversitesi'nden atılan fetoşçu Barış Kiremitci ile birlikte "arastirmax" bilimsel makale indeksini işlettiği yazıyor. Sahte doçent, bunu gizlemek istiyor. Sahte doçent Murat Korkmaz'ın tüm dergilerinde arastirmax'ta indekslendikleri yazıyor.
Küçükçekmece mahkemesinden hırsını alamayan sahte doçent Murat Korkmaz, 2 mahkemenin “sansürlenemez” ve “kısmi sansür” kararlarına karşı 2 kalın klasör dosya ile sitenin tamamen sansürlenmesi için “kanun yararına bozma” başvurusu yapar. Başvurusu ters teper; Yargıtay, “kanun yararına bozma” isteğini kabul eder, fakat isteğinin tam aksine sitedeki kısmi sansürü de kaldırır ve “Sahte Doçent (Hakan) Murat Korkmaz'ın profesörleri sitesi  sansürlenemez !” der.
Yani, sahte doçentin sansür uğraşları, matrak bir şekilde, sonunda elinde patlar !
6 sayfalık karardan bir alıntı yapayım (sf.2 , paragraf 2) ;
Başvuranın (Murat Korkmaz'ın), kendisi ve daha önceden yayınladığı dergilerin editörleri hakkında; …. ve …. internet URL adresleri üzerinde Tansu Küçüköncü tarafından yazılan yazılarda kendisinden “sahte doçent” şeklinde takma adla bahsedildiğini, uluslararası alanda çok ünlü bir bilimsel organizasyon şirketinin patronu olduğunu, ancak daha önceden paylaşımlarda bulunan şahısla aralarında geçen bir uyuşmazlığa dair ifade özgürlüğü kapsamında Dairemizce bir karar alındığını, şahsın bu karar üzerine kendisine yakıştırdığı “sahte doçent” ünvanını hemen her ortamda her paylaşımda kullandığını, bu şahsın FETÖ'cü olduğunu ve bu örgüt için çalışıp (1) ulusal alanda iş yapmaya çalışan kendisi gibi iş adamlarının kişilik haklarını para karşılığında (2) ihlal ettiğini beyan ederek, mahkemeden adı geçen URL adreslerine erişimin engellenmesini talep etmesi üzerine, Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Hakimliğince, yapılan başvurunun, başvuranın dosyaya diploma veya onaylı suretini sunmadığı gibi daha önceden kullandığı iddia edilen doçent ünvanını haksız yere kullanması nedeniyle hakkında var olan soruşturma dosyasından, şirket belgelerinden suretler sunduğundan bahisle reddedildiği, itiraz üzerine Küçükçekmece 1. Sulh Ceza Hakimliğince verilen kararda ise başvuran hakkında yaplan “sahte doçent” nitelemesinin paylaşımlarda sürekli kullanılmasının iddia edilemeyen bir takım isnatlarla beraber talepte bulunan kişinin kişilik haklarını iddia ettiği gerekçesiyle adı geçen 2 URL adresine erişimin engellenmesine karar verildiği görülmektedir.
Kim bu sahte doçent (Hakan) Murat Korkmaz ?
Kimlik kaydında yazan isim : Murat Korkmaz
Kullandığı isimler : Murat Korkmaz, Hakan Murat Korkmaz, H. Murat Korkmaz
(bazen bu isimleri aynı anda aynı ortamda kullanarak 2-3 farklı kişiymiş gibi davranmaktadır : Boğaziçi Üniversitesi'nde doçent doktor Hakan Murat Korkmaz, Paris – Fransa'da The International Council for Science (ICSU)'ta doçent doktor Hakan Murat Korkmaz, özel şirkette çalışan Murat Korkmaz gibi)
Kendini tanıtırken kullandığı akademik ünvanlar : doçent doktor
Kendini tanıtırken halen “doçent doktor” olarak çalıştığını söylediği kuruluşlar :
- Boğaziçi Üniversitesi'nde doçent doktor ;
- TÜBİTAK'ta doçent doktor ;
- Paris – Fransa'da The International Council for Science (ICSU)'ta doçent doktor
Doçentlik belgesi : yok !
Doçent olarak herhangi bir üniversitede çalışmışlığı : yok !
Herhangi bir üniversitede akademisyen olarak çalışmışlığı : yok !
Herhangi bir üniversitede çalışmışlığı : yok !
Boğaziçi Üniversitesi'nde çalışmışlığı : yok !
TÜBİTAK'ta çalışmışlığı : yok !
Paris – Fransa'da The International Council for Science (ICSU)'da çalışmışlığı : yok ! ICSU yetkilisi yalanladı !
Ayrıca sahte doçent (Hakan) Murat Korkmaz, bazı dergi ve konferanslarının International Council for Science (ICSU) tarafından desteklendiğini iddia etmektedir ; ICSU yetkilisi bunu yalanladı !
Dr Orhan Altan (yönetici : International Council for Science (ICSU), Paris, France ; profesör, İstanbul Teknik Üniversitesi) dedi ki :
“Hakan Murat Korkmaz, International Council for Science (ICSU)'da çalışmıyor, tüm personelimizin listesi burada. 2011'den beri International Council for Science (ICSU) yöneticisiyim. International Council for Science (ICSU)'da Hakan Murat Korkmaz'la hiç karşılaşmadım.”
Öğrenim durumu :
- Doktora diploması : yok !
- Yüksek lisans diploması : yok !
- Lisans diploması : olup olmadığı bilinmiyor !


(*) Dr Tansu KÜÇÜKÖNCÜ : 2001 başından beri “elverişli eko sisteme yerleşen bakteri kolonisi  benzeri hızla çoğalan zehirli sarmaşık gibi ülkemiz üniversitelerini kuşatarak boğan, çürüten, kokutan, ve çökerten” ve “danışmanından rektörüne ve YÖK'üne kadar, doktora diploması satmayı en doğal hakları olarak gören” “akademik sahtekarlık gelenekçileri”ne karşı insan hakları mücadelesi vermektedir.

3 Eylül 2014

İlke Kızmaz - Yeni Türkiye'nin akademisi (İleri Haber)

Aslında bu yazı çok kişisel gibi görünen bir olayı anlatıyor. Ancak bu "kişisel" olay AKP Türkiye'sinde akademinin hal-i ahvaline iyi bir örnek teşkil ediyor. Hemen konuyu aktarayım;

İlk sayısı henüz yayınlanacak olan taze bir dergiye (UHMAD- Uluslararası Hakemli Müzik Araştırmaları Dergisi) yazdığım bir makaleyi yolluyorum. Zaten halk dansları alanında bilimsel yayın kabul eden çok az sayıdaki dergiye -ki bunların çoğu ücret almaktadır- yayınlarını kabul ettirmek meşakkatli bir iştir. Hele bir de ezberin dışından konuşuyorsanız daha da meşakkatli.

Akademisyenler bilir; güvencesiz çalışma ortamında, özellikle üzerlerine bir çok angarya iş yığılan asistanların kendi alanlarında yayın çıkarmaları çok zahmetli ve yorucudur. Bu zorlukların üstesinden geliyorsunuz ve bir dergiye makalenizi yolluyorsunuz. Buraya kadar süreç normal işliyor. Makaleniz değerlendirmeye alınıyor. Bir kaç mizanpaj düzeltmesi talebi geliyor. Düzeltiyorsunuz. Ve yolluyorsunuz. Rutin işler. Ve nihayetinde makalenizin onaylandığı ve yayınlanacağı mailini alıyorsunuz. Emeğinizin karşılığını almış olmanın ve bildiklerinizi akademi ile paylaşıyor olmanın verdiği haz ile iyi hissediyorsunuz. Normalde hikayenin burada bitmesi gerekiyordu. Fakat öyle olmadı.

Biraz detay ile okuyucuyu sıkma riskini göze alıyorum. Bilimsel yayınların ISSN numaraları vardır. Böylece yayınınız resmi bir künyeye sahip olur. Bir de WOS (Web of Science) diye bir numara vardır. Bu numara da üniversitelerin sizin makalenizi tanıyıp, yayın listenize eklemenizi sağlar. Dedim ya, dergi henüz taze. Dolayısıyla web sayfasına baktığımda ISSN veya WOS numaralarını göremiyorum. Doğal olarak bana bu konuda yardımcı olması için dergi editörüne bir mail atıyorum. Editör yeni bir dergi oldukları için ISSN'in henüz alınmadığını bir kaç ay içinde alınacağını söylüyor. Ben de ISSN alındığında makalemin üzerinde sayının görünüp görünmeyeceğini soruyorum. İlginç bir şekilde "zaten görünüyor" cevabını alıyorum. Tekrar bakıyorum. Ama göremiyorum. Ve biraz da uzatmış olmanın verdiği mahcubiyet ile özür dileyerek bu numarayı göremediğimi söylüyorum. Aldığım cevap ibretlik: "sizin istediğiniz nedir allah aşkına. kısaca derdini anlatırmısın bana." (yazım hataları beyefendiye aittir) Bunu bana ünvanı Doçent olan bir akademisyen yazıyor. Hayret ediyorum. Sinirleniyorum. Ve beyefendiye üslubunu düzeltmesi konusunda bir ricada bulunuyor ve derdimi tekrar anlatmaya koyuluyorum. Kritik nokta işte tam da burası. Aldığım cevap bu yazıda anlatmak istediğim şeyin temelini oluştuyor. Aynen şöyle; "şöyle yapalım. ben sistemden makalenizi iptal ediyorum. siz istediğiniz bir dergide makalenizi yayınlayınız. böylece siz de biz de sıkıntı yaşamayalım." Düşünün. Hakemli bir derginin editörü/veya yayın yönetmeni sorduğunuz haklı (haklı olmayabilirdi de) sorulardan yılmış olacak, makalenizi iptal ediveriyor. Resmen size atarlanıyor anlayacağınız. Bu kadar kolay! Hay hay diyorum. Öyle yapalım. Beyefendiye bu kadar agresif olacaklarsa bu işi yapmamasını öneriyor ve bu kaba davranışını teşhir edeceğimi söylüyorum. O da alaylı bir dille dilediğimi yapabileceğim cevabını veriyor. İçi rahat. Çünkü biliyor. Burası artık Yeni Türkiye. Hukuk yok. Adalet yok. Bilim yok. Emek yok. Herkes dilediği gibi at koşturabiliyor.

Hikaye burada da bitmiyor. Hemen akabinde dergide bir tekzip yayınlanıyor. Tekzipde makalemin kullandığım aşağılayıcı üslup nedeniyle yayından kaldırılmış olduğu ilan ediliyor. Fakat bana gelen mailde makalemin talebim üzerine yayından kaldırıldığı ve yazışmalarımızın bir üst yazı ile YÖK, Üniversiteler arası kurul ve bağlı bulunduğum üniversitenin rektörlüğüne iletileceği bildiriliyor. Tamamen gerçekdışı olan bu tekzipi düzeltmeleri ricası ile ve bahsi geçen derginin yayın ilkelerinin[1] 14. maddesine istinaden hakem raporlarının tarafıma iletilmesini talep eden bir mail yolluyorum. Aldığım cevap daha da korkunç;

"Daha fazla muhatap olmak istemiyorum. Devam ederseniz hukuki haklarımı kullanır olayı farklı boyuta taşırım. Mağduriyetiniz söz konusu ise sizde gerekli hukuki haklarınızı savunursunuz. Ben gerekli kurumlara konuyu resmi olarak yarın bildireceğim."

Beyefendi bir anda hukuku hatırlayıveriyor. Ve yaptığı usulsüzlüğü hukuk yoluyla korkutarak örtbas edeceğini düşünüyor. Anlayacağınız nereden tutsanız elinizde kalacak bir vaka. Bu maile bir cevap yazmıyorum. Öyle çekindiğimden falan değil. Beyefendi olayı farklı boyutlara taşımaktan bahsetmiş ya, ben de öyle yapıyorum ve sırf beyefendinin gönlü olsun diye olayın boyutunu değiştiriyorum. Ama beyefendiye verdiğim teşhir sözünü buradan tutuyorum. Bu beyefendinin adı Doç. Dr. Hakan Murat Korkmaz. Kendisi bu mailleri yazarken asistanı olduğum bölüm başkanı hocamı arayıp beni şikayet etmekten ve yazışmalarımızı bağlı bulunduğum kurumun dekanına/müdürüne göndermekten de geri kalmıyor. Tam bir "hem suçlu hem güçlü" durumu.

Uzun bir zamandır bir çok akademisyen akademinin hal-i ahvali konusunda yazıp çiziyor. Mücadele ediyor. Ben de bir süre öncesine kadar mücadelesi ile ses getirmiş İTÜ Asistan Dayanışmasının bir neferi olarak kimi zaman bunları yazdım, söyledim. Daha dün bir bakanın lafıyla GDO'lu pirinci tespit eden bilim insanı görevinden alınmış, Berkin Elvan'ı andı diye bir akademisyen cezalandırılmıştır. Yüzlerce akademisyen ise mobbing altında bilim üretmeye çalışmaya devam etmektedir.

En son örneğini de sayın Prof. Dr. Naci Görür hocamızın açıklamalarında görüyoruz. AKP'nin yeni Türkiye'sinde akademilerin içinin nasıl boşaldığını, bilim üretilen kurumların nasıl çürümeye başladığını gözlemleyebiliyoruz. Bizim örneğimizde de görüldüğü üzere bilimsel yayınların yayınladığı dergilerin önemli makamları birileri tarafından işgal edilmiş, keyfi uygulamalarla akademisyenlerin emeği gasp edilir hale gelmiştir. Şimdi bahsini ettiğim derginin yönetim ve hakem kurullarını oluşturan saygıdeğer bilim insanları da zan altındadır. Ya bu keyfiliğe ve ciddiyetsizliğe dair bir kelam edecekler, ya da bu çürümenin bir tarafı olacaklar. Merakla ve biraz da ümitsizce bekliyorum.

Tabi ben de bu merakla bu Hakan Murat Korkmaz adlı zatı muhteremi biraz internette araştırdım. Ve bir de gördüm ki meğerse bulaştığım kişinin yakın geçmişinde benzer olaylar da yaşanmış. Bakınız, akademikpersonel.org adlı sitede bir kadın akademisyenin Hakan Murat Korkmaz hakkındaki iletisini de aynen aktarıyorum;

"7-8 Aralık tarihileri arasında Kadir Has Üniversitesi "Kadına Yönelik Şiddete Multidisipliner Yaklaşımlar Kongresine" bildiri ile sözlü sunum yaparak katıldım.


Kongreden sonraki hafta bir mail aldım. Hakan Murat Korkmaz (kongre Yürütme Kurulu Başkanı) Kongre'de bildiri sunmuş bir kadın akademisyenin, gayet üslubuna dikkat ederek kongreye yönelik eleştirilerini yazdığı bir metni eleştirerek bu kadın hakkında hukuki sürecin başlatılacağını, bu eleştirisinden dolayıda kongreden çıkarılacağını yazmıştı mailde. ben ve yaklaşık 5 akademisyen bu duruma tepki gösterdik. Çünkü eleştirilerde hakaret, aşağılama yoktu. kongredeki eksiklikler ve gerçekten de bir kongrede olmaması gereken davranışlar dile getirilmişti. Ve ben ilk defa bildiri sunmuş, kongre ücreti ödemiş birinin kongreden çıkarıldığını duyuyorum. Maillerden öğrendik ki başka bir Kadın Akademisyen daha benzer bir tutumla, kongrede simgesel şiddete maruz kalmış.

Daha sonra bu mailleşmeler devam etti ve en sonunda bu simgesel şiddete ben de maruz kaldım. Kongre ücretimin iade edildiğini gördüm, yani bende eleştirilerimi dile getirdiğim için, bildiri sunduğum bu kongreden çıkarılmıştım. Bütün bunların üzerine Hakan Murat Korkmaz, hakaret içeren mail atarak resmen yıldırma amaçlı bana ve üç kadın akademisyene Mobing uyguladı.
" [2] (yazım hataları ileti yazarına aittir)

Görüyorsunuz ki akademi bunlara kalmış durumdadır. Etikten, emeğe saygıdan, nezaketten bihaber bu insanlar akademinin bu çürümüş ortamını yaratmaktadırlar. Yeni Türkiye'de akademi birilerinin çiftliğine dönüşmüştür. Keyfilik tüm devlet kurumları gibi akademilerde de hüküm sürmektedir. Sorgulama ve bilimsel merakın yerini biat ve itaat almıştır. Dilediğinde kimseye hesap vermeden emeğinizi bir çırpıda çöpe atabilen, hatta sizi işinizden edebilen küçük tiranlıklar kurulmuştur. Ve hırsızların iktidarında alabildiğine pişkinlik aynı zamanda bir akademik kimlik de kazanmıştır.

Ama bir yandan da biliyoruz ki, Haziran Direnişine damgasını vurmuş bir gençlik geliyor. Tek umudumuz bu gençlikte. Onlar AKP'nin yarattığı bu karanlığı dağıtacaklar. Üniversiteleri tekrar bilim yuvalarına döndürecekler. Bizi bu karanlığa mahkum bırakmayacaklar. Ve diliyorum ki hocaları da bu gençlerden ders alacak. Onlar da artık seslerini çıkaracak, bu karanlıkta gençlere ışık olacaklar.

Ve ben her gün biraz daha kararan bu ortamda makalemi yayınlayabilecek temiz kalmış bir dergi bulma umuduyla yoluma devam ediyorum.

ilkekizmaz@gmail.com

[1]http://www.uhmadergisi.com/?sayfa=icerik&tur=icerik&kategori=yayin-ilkeleri&icerik=yayin-ilkeleri

[2]http://www.akademikpersonel.org/ales-akademik-personel-ve-lisansustu-egitimi-giris-sinavi/34021-kadina-yonelik-siddet-kongresinde-siddete-maruz-kalmak.html

!

Türkiye yırtıcı, şaibeli, sahte ve fake dergilerde en çok yayın yapan 3. ülke

Predatory journals: Who publishes in them and why? - Selçuk Beşir Demir Dünyanın en prestijli dergilerinden biri olan Elsevier tarafınd...

Predatory journals: Who publishes in them and why?

.....................................................................


...
...
...

* Rastgele Yazılar




.