NEDEN ?

https://plagiarism-turkish.blogspot.com


Yükseköğretimde Gözetim ve Denetim - Yasal Çerçeve ve Uygulamalar -
Devlet Denetleme Kurulu Raporu (2009) lütfen tıklayın

2547 sayılı Kanun’da öğretim elemanlarının disiplin suçlarına ilişkin yapılması düşünülen değişiklikler hakkında Bilim Akademisi’nin raporu (2016) lütfen tıklayın

Bilim Akademisinin Sahte Belge ve İmza Üretimi Hakkındaki Açıklaması (2025) lütfen tıklayın

“Sahte Diploma Soruşturması” Hakkında Kamuoyu Bilgilendirmesi - Türkiye Barolar Birliği (2025) lütfen tıklayın

Serkan Anılır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Serkan Anılır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2016

Yalanlar Üzerine Kurulmuş Bir Kariyer: ''Dr.'' Serkan Anılır’ın Doktora Tezi ve Araştırma Sahteciliği Vakası - (Evrim Ağacı)

"Serkan Anılır'ın ismini belki gazetelerden ve bazı bilim dergilerinden duymuşsunuzdur. Bir aralar çeşitli illerde bilim konuşmaları yapan, uçuk kaçık bilim projeleriyle halkı heyecanlandıran, hatta NASA'nın ilk Türk astronotu olduğunu iddia ederek ün yapan bir şahıstı. Detaylarını makalemizde vereceğiz; ancak Serkan Anılır'ın hayatı, edebiyat ve bilimin en tehlikeli düşmanlarından birisi olan veri uydurma ve aşırma (intihal) suçlarının en ilginç örneklerinden birisidir. Serkan Anılır'ın yaptıkları, bir insanın kariyerini intihal ve yalanlarla nasıl yerle bir edebileceğinin en ilgi çekici örneğidir. Çünkü Anılır'ın hayatında yaşananlar, sadece 1-2 çalışmanın sağdan soldan aşırılması değil, koca bir kariyerin yalanlar ve intihaller üzerine kurulu olmasının bir örneğidir. 

Texas Tech Üniversitesi'nde aldığım "Mühendislik Pratiği ve Araştırmalarında Etik" isimli doktora dersinin dönem projesi olarak Serkan Anılır ile ilgili internette yer alan bilgileri bir araya getirerek bir derleme yapmak ve hayatın her alanında etiğin ne kadar büyük öneme sahip olduğunu göstermek istedim. Bu araştırma makalesi, bu ders için yaptığım araştırmaların ve analizlerin bir sonucudur. 

Umuyorum ki günümüz ve gelecekteki bilim insanlarına ilham ve uyarı olur. " >>>

4 Mayıs 2010

Mine G. Kırıkkanat - Bıyıkta seyrelen demokrasi (VATAN)

Bir gazete haberine bu kadar güldüğümü anımsamıyorum. Vatan Gazetesi Dış Haberler Müdürü Uğur Koçbaş’ı candan kutlarım: Tokyo Üniversitesi’nde yardımcı doçentlik yapan Serkan Anılır’ın doçentlik tezinden bilimsel projelerine her şeyi sahte ve uyanık Türk’ün kendisine almadığı diplomalar, kazanmadığı unvanlar, şampiyonluklar ile uzmanlıklardan oluşan bir özgeçmiş düzdüğü ortaya çıkmış.
Böylece Türkiye dünya çapında bir bilim insanından, Türk basını da... “Japonya’daki süper beynimiz, İlk Türk astronot adayı, Türk Bilim Adamı’nın Uzay Asansörü: ATA, Uluslararası alanda yıldızı parlayan Türk bilim adamı, Japonların Türk Samurayı ve O Türkiye’nin gönüllü turizm elçisi” başlıklarıyla umut bağladığı bir Türk büyüğünden mahrum kalmış oluyor.
Ama üzülmek için bir neden yok. Türkiye, sahtekârlık sektöründe büyüklüğün yoğunlukla buluştuğu en ileri ülke, üstelik ortaya çıkarılmasına bile gerek yok, çünkü zaten zirvede ve alta düşen hakikiliği tepeliyor!
Tokyo Üniversitesi Rektörü Junishi Hamada, dünyanın hakiki en büyük, 10 milyon tirajlı -ve ciddi- gazetesi Yomiuru Shimbun’a verdiği demeçte, doktora tezini iptal edip üniversiteden attıkları “büyük” Türk Serkan Anılır hakkında: “Şok içindeyiz. Bu inanılmaz bir durum. 130 yıllık (üniversite) tarihimizde hiçbir doktora tezini iptal etmedik, kimseyi görevden atmadık...” demiş. 
Vallahi o da üzülmesin, beterin beteri var; Türkiye’nin 87 yıllık cumhuriyet tarihi, düzmece doçentlik tezi iptal edilemeyen ya da edilmesine rağmen doçentlikle kalmayıp profesörlüğe kadar yükselen ve kovulması gerekirken ülkenin kaderine hükmeden sahtekârlarla dolu.
Hatta son zamanlarda, ülkedeki “en hakiki mürşit”, sahtecilik. Her alanda, her düzeyde, öylesine yaygın bir mürşide kavuştuk ki, artık hakikiymiş numarası bile yapmıyor, sahtekârlık. Değil mimar mühendis, ilkokul diploması olmayan müteahhit, yolsuz olan ulaştırmacı, hırsız olan maliyeci, soyguncunun hası milletin vekili, karartmacılar aydın, zaten katiller de kahraman olunca, faşistin önde geleni demokrasi havarisi, faşizme demokrasi diye övgü düzen basın bültencileri de gazeteci sayılıyor...>>>

3 Mayıs 2010

Numaracı Serkan - (VATAN)

Türk basınını da kandırdı
Anılır, Türkiye’de birçok bilim konferansında katılımcı olarak yer aldı. Birçok TV kanalına röportaj verdi. İşte Türk basınında şimdiye kadar Anılır ile ilgili çıkan haberlerin başlıklarından örnekler:
* Japonya’daki süper beynimiz.
* İlk Türk astronot adayı
* Türk Bilim Adamı’nın Uzay Asansörü: ATA
* Uluslararası alanda yıldızı parlayan Türk bilimadamı
* Japonlar’ın Türk samurayı
* O Türkiye’nin gönüllü turizm elçisi

4 Nisan 2010

Murat Bardakçı - Japonlara "Türkler hırsız" dedirten şarlatan (Gazete HABERTÜRK)

Japonya’da yaşanan ve şimdiye kadar eşi-benzeri görülmemiş bir bilimsel sahtekârlığın kahramanı olan bir Türk vatandaşının yalanlarla dolu öyküsü...
Japonlar’a “Bütün Türkler hırsızdır” dedirten fotomontajcı sahte astronot
Japonya’da, geçtiğimiz ay bilim tarihinde eşi görülmemiş utanç dolu bir bilimsel kandırmaca ortaya çıkartıldı. Tokyo Üniversitesi’nde mimarlık doktorası yapan bir bilim adamı adayının tezinin çalıntı, akademik geçmişi konusunda verdiği bilgilerin de yalan olduğu dünya bilim çevrelerini senelerce kandırdığı farkedildi. İşin üzücü olan tarafı ise, bunları yapan kişinin Serkan Anılır adında bir Türk olması...

Bu sayfada bu hafta “tuhaf” bir öykü okuyacaksınız...
Öykü hakkında aslında “tuhaf” değil, “utanç dolu” demem daha doğru olacak. Zira anlatacaklarım tamamen yalanların, kandırmacaların ve hayallerin üzerine kurulmuş bir hayatın, kısa bir müddet devam eden ama temelinde yine sadece palavraların yattığı bir yükselmenin ve ardından anî bir çöküşün hikâyesi...
Olayın kahramanının adı, Serkan Anılır... İsminin başında birkaç hafta öncesine kadar “Dr” harfleri, yani “Doktor” unvanı bulunan Serkan Anılır artık bu unvanı kullanamıyor, zira unvanı vermiş olan üniversite, Serkan Anılır’ın doktorasını iptal etti ve unvanı da geçen ay geri aldı. Gerekçe ise “intihal” yani bilimsel hırsızlık ve daha birçok suçlama...
Yabancı memleketlerdeki Türk bilim adamlarını yere-göğe koyamamak, ne iş yaptıklarını araştırma zahmetine katlanmadan yüceltmek, hattâ en önemli bilimsel projelerin başarılarını bile onlara mâletmek, basınımızın eski bir merakı, daha doğrusu gafletidir. Meselâ, NASA’nın sürdürdüğü Mars projesinin bir yerinde bir Türk mü çalışıyor, manşet hazırdır; “Mars’ı bu Türk fethedecek” gibisinden sözler edilir. İngiltere’de kanser araştırması yapan bir laboratuvarda görev yapan bir başka Türk mü var? Vatandaşımız sıradan bir laborant bile olsa hemen “Kanserin ilâcını bir Türk bulmak üzere” deriz.
Serkan Anılır da Türkiye dışında, Japonya’daki bir üniversitede görev yapan bir bilim adamı, daha doğrusu bir bilim adamı adayıydı. 1973’te Almanya’da bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğmuş, İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesi’nin mimarlık bölümünü bitirmiş, Almanya’daki Bauhaus Üniversitesi’nde yükses lisans yapmış, mimarlık doktorasını Tokyo Üniversitesi’nde 2003’te tamamlamış, sonra bazı projelerde görev almıştı. Sümerce de dahil olmak üzere sekiz lisanı anadili gibi konuştuğunu, hattâ bir uzay âlimi olmasına rağmen, sümerologların tabletlerden yaptıkları tercümeleri yayınlamadan önce ona sorduklarını, hatalarını düzeltmesini rica ettiklerini anlatıyordu.
Gazetelerimiz ve televizyonlarımız, Serkan Anılır hakkında da senelerden buyana yukarıda sözünü ettiğim yüceltmelerin benzerlerini yazıp söylediler. Anılır’ın çok sayıda icat yaptığı ve Amerika’dan bunların patentlerini aldığı iddia edildi, NASA’nın uzaya göndereceği ilk Türk astronot olduğu söylendi, hattâ bir uzay asansörü projesi hazırladığı ve Japon Uzay Kuruluşu JAXA’nın da bu projeyi hayata geçirmek için milyarlarca dolar harcamaya hazır olduğu da ileri sürüldü. Üstelik, asansörün ismi bile hoştu: Atatürkçü genç bir bilim adamı olan Serkan Anılır, projesine “ATA” adını vermişti.
İş bu kadarla kalmadı ve bazı üniversitelerimiz basının estirdiği bu hayranlık rüzgârının etkisiyle olacak, Serkan Anılır’ı konferanslar vermesi için kampüslerine davet ettiler. Serkan Bey lûtfedip gitti, hem öğrencileri hem de hocalarını irşad buyurdu ve her konferanstan ve toplantıdan sonra gazetelerimiz tarafından yine göklere çıkartıldı. Yüceltme işine anlı-şanlı bazı köşe yazarlarımız da dahil oldular ve içlerinden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Japonya’yı resmen ziyaret ettiği sırada “Abdullah Bey hazır oralarda iken Türkiye’nin gururu olan Serkan Anılır’a da bir çay içmeye uğrasa” diyenler bile çıktı!
Basınımız bütün bu sözleri ettiği sırada Serkan Anılır’ın Japonya’da dar bir çevre ve oradaki Türk öğrenciler dışında pek tanıyanı yoktu ama, Anılır birkaç haftadan buyana oralarda pek meşhur. Sakın ola ki, şöhretinin sebebinin keşifleri, icadları yahut derin projeleri olduğunu zannetmeyin; Japonlar, Serkan Anılır’ı senelerdir bir güzel kandırıldıklarını daha yeni farketmeleri üzerine tanıdılar. Tokyo Üniversitesi, Anılır’ın doktora tezinin büyük bölümünün çalıntı olduğunu görüp tezi iptal etti ve ve tarihinde ilk defa verdiği unvanı geri aldı. Bunu diğer yalanların ortaya çıkması takip etti: Serkan Anılır’ın hiçbir icadı yoktu, aldığını iddia ettiği ödüllerin hepsi yalandı, başta “ATA Uzay Asansörü” olmak üzere bütün projeleri çalıntı idi, hattâ astronotluk iddiası bile palavraydı ve bazı Türk gazetelerinde de Anılır’ın yalan açıklamaları konusunda küçük haberler göründü.
Japonlar, özellikle de üniversite hocaları, millî hasletleri olan o ezelî ve ebedî nezaketlerinden dolayı birbirlerine şimdi açıkça “Biz bu kadar salak mıyız ki, bu adamın söylediği herşeye inanmışız?” diye soramıyorlar ve “Biz nerede hata yaptık” sorusunun cevabını arıyorlar.
Açık söylemem gerekirse, “Adam zaten düşmüş, yazmasam da olur” diye düşündüm ve bu konuyu böyle büyük şekilde yazıp yazmama hususunda birkaç gün boyunca kararsız kaldım. Ama, Tokyo’daki bazı Türk öğrencilerden gelen ve “Japon hocalar, bu olaydan sonra her çalışmamıza kuşkuyla bakıyorlar; peşinen hırsız damgası yemiş gibiyiz” gibisinden şikâyet mesajlarını ve yine Japonya’daki bazı bloglarda yazılanları okuduktan sonra yazmaya karar verdim.
Bu sayfada, Serkan Anılır’ın tamamı yalan çıkan ve herbiri birbirinden cür’etli olan iddialarının bazılarını görecek ve hayretler içesinde kalacaksınız.

Bu kadar çok yalan birkaç yıla nasıl olur da sığdırılır?
Serkan Anılır, Tokyo Üniversitesi’nde bulunduğu sırada astrofizik uzmanı ve Türkiye’nin NASA tarafından tanınmış ilk ve tek astronot adayı olduğunu, çok sayıda patent ve bilim ödülü aldığını söylemişti. Gazeteler, Anılır’ın Türkiye’ye her gelişinde başta “ATA Uzay Asansörü” olmak üzere projelerinin projelerinden bahsediyorlardı.
Ama, Tokyo Üniversitesi ile Japon bilim çevrelerinde Anılır hakkında sürdürülen araştırmaların sonuçları herkesi hayretler içinde bıraktı:
* Serkan Anılır, astrofizik eğitimi almamıştı, sadece mimarlık diploması vardı. Türkiye’nin ilk ve tek astronot adayı olduğu iddiası da uydurmaydı. Bu iddiasına dayanak olarak gösterdiği ve NASA’da çekildiğini söylediği uzay giysileri içindeki fotoğraf, Amerikalı astronot Richard Hieb’in resminin üzerine kendisinin yaptığı bir fotomontajdı ve giysinin modeli de oldukça eski idi. Üstelik “astronot adayı” olduğuna dair gösterdiği Türk Ulaştırma Bakanlığı antetli belge ile belgedeki imza da sahteydi. Belgenin sahte olduğunu Tokyo Büyükelçiliğimiz açıkladı, konuyu derinlemesine araştıran Asahi Shimbun gazetesi de Türk makamlarının bir başka yalanlamasını yayınladı.
* Sunduğu bilimsel yayın listesindeki çalışmalarının hiçbiri mevcut değildi. Makalelerin sadece isimleri vardı, bu yayınların yeraldığını söylediği bazı dergiler bile hiç yayınlanmamışlardı ve hayalî idiler.
* NASA’da eğitim gördüğü ve uzay projelerinde çalıştığı yolundaki iddiaları da yalandı. NASA, bu isimde birinin hiçbir programda görev almadığını açıkladı ve Anılır’ın iddiaları üzerine güvenlik soruşturması başlattı.
* Serkan Anılır, uzay programına Türk Hava Kuvvetleri’nde görevli generaller tarafından dahil edildiğini söylüyor, kanıt olarak generallerle çekilmiş bir fotoğrafını gösteriyor ve “konu askerî sır olduğu için fazla bilgi veremeyeceğini” söylüyordu. Sözkonusu fotoğraf incelenince İzmir’deki askerî bir yüksekokulda çekildiği ve Anılır’ın “general” olduğunu söylediği kişinin de bir öğrenci olduğu anlaşıldı. Serkan Anılır, bunun üzerine “Ben, şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri’nde albay rütbesiyle görev yapıyorum” açıklamasında bulundu!
* Anılır’ın kendisine verildiğini iddia ettiği çok sayıdaki bilimsel ödüller hiçbir zaman verilmemişlerdi, yani bu iddiası da uydurmaydı. Üstelik vârolmayan sadece ödüller değildi, ödülleri verdikleri söylenen kurumların bir kısmı da yalandı. Meselâ, Cambridge Üniversitesi’nden fizik ödülü aldığını söylüyordu ama Cambridge’de böyle bir ödül yoktu!
* Serkan Anılır, iddialarının aksine hiçbir patent almamıştı. Uzay çalışmaları konusunda sahip olduğunu söylediği ve numarasını verdiği patent, akaryakıtlar ile ilgili olarak Amerika’da yapılmış bir buluşa aitti.
* Türkiye’de de oldukça ses getiren ve “Anılır’ın en önemli buluşu” olduğu söylenen “ATA Uzay Asansörü” projesi gerçek değildi. Anılır, Hırvat bilimadamı Ranko Artukoviç’in aynı isimli projesinden esinlenmiş ve uydurduğu hayalî projenin tanıtımını yaparken Nobel ödüllü bazı Amerikalı bilim adamlarının isimlerini de kullanmıştı. Tanıtım yayınındaki sunumun altında “Susumu Nara” adında bir Japon profesörün imzası bulunuyordu ama böyle bir profesör yoktu ve bu isim de Anılır tarafından uydurulmuştu. Üstelik, tanıtımda yeralan bilimsel çizimler de çalıntıydı.
* Serkan Anılır, “Uzay Asansörü” isimli bir kitap yazmış ve kitapta “Evrenin 11. Boyutu” adını verdiği bir teori üzerinde çalıştığını açıklamıştı. Teori, tamamen uydurmaydı, bu konuda yayınladığı kitabındaki çizimler de başka yayınlardan makaslanmıştı, hattâ “projenin resmi” olarak tanıttığı çizim, Brad Edward adındaki bir bilimadamının Discovery Dergisi’ndeki makalesinden çalıntıydı.
* Anılır’ın Tokyo Üniversitesi’ne 2003’te sunduğu doktora tezinin büyük bölümünün de “intihal” yani “çalıntı olduğu, aradan altı sene geçmesinden sonra, 2009’un sonlarında farkedildi. Üniversite bunun üzerine, geçen Mart ayının ilk haftasında tezi iptal etti, Anılır’a verdiği “Doktor” unvanını geri aldı ve “bu durumun nasıl olup da farkına varmadıklarında dolayı hayrette bulundukları” açıklamasını yaptı. Bunun üzerine Anılır’ın Japonya’da çıkmış olan birkaç kitabının yayını durduruldu, katılacağının duyurulduğu bütün toplantılar da iptal edildi,.

16 Mart 2010

Bilkent Asistan: İntihal suç mu?

ODTU'deki intihal skandalından sonra bir de başımıza Serkan Anılır vakası çıktı. Bu vatandaş da Japonya'da doktora yaparken bakmış bilimde para pul yok; bir iki bilimsel sözcüğü kullanıp sosyete tayfasına parlak konuşmalar yaparak para yapabileceğinin farkına varmış. Kendine güzel bir CV döşenmiş. Başlamış konferanslar vermeye.
Yalancının en büyük hatası kendi yalanına inanmaya başlamasıdır. Bu vatandaş da kendine çok kaptırınca yalan CV olayını birazcık (!) abartmış. NASA'da astronot eğitimi aldığını iddia etmesinden tutun da kayak şampiyonu olduğuna kadar bir sürü yalan. Tabi bu kadar yalana kıl kapan birisi illa ki çıkar. Ardından internette bu adamın yalanlarını ortaya çıkartan bloglar yayınlanıyor ve sonunda Tokyo Uni'den aldığı doktora tezinin de intihal eser olduğuna kadar bütün yalanları gün ışığına çıkıyor. Netice itibariyle adamın kariyeri biticek. Üniversitedeki işine son verecekler, doktora derecesini geri almış Tokyo Uni. Şarlatanlık elbette bir yerde kendini ele verir. Benim meselem bu değil aslında.
ODTU'deki skandal patlarken (bizim basında henüz yankı bulmadan önce) ben bu blogda mevzuya giris yapmıştım. Ardından skandalın baş kahramanlarının isimlerini google'da yazınca ilk sırada benim blog çıkmaya başlayınca günde binlerce hit almaya başlamıştı. Ardından intihal olayına adları karışan bilimadamlarının bir kısmı cevap haklarını kullanmak icin bana mail attılar, bende yayınladım cevaplarını. Olayı ortaya çıkartan Bayram Tekin ve Özgür Sarıoğlu'da bu cevaplara karşın iddialarını bana ilettiler. Onları da yayınladım. Bir anda bu mevzunun tartışıldığı bir mecraya dondu blogum.
Ben o sırada Bilkent Fizik'de doktora yapıyordum. Bitmesine 1.5 sene kadar vardı. Bir gün tez hocam beni aradı. Skandalın bas kahramanlarının doktora hocası bir şekilde benim tez hocamı aramış demiş ki senin çocuk böyle böyle yapıyor kulağını çekiver. Hocam tabi kulağımı falan çekmedi. Yaptığım yapmam gereken şeydi aslında ama vaktimi de almaya başlamıştı. Dedi ki hocam, bu adamlar bir gün bir yerde karşına çıkarlar başını ağrıtırlar. Çünkü o da biliyordu ki intihal yapanın yanına kalıyor ve kalacak da. O prof'lar koltuklarını kaybetmeyecekler. Olasıdır ki bir gün benim doçentlik jurimde yer alacaklar . Böyle bir durumda o juriden geçmem mümkün mü sizce?
Düşündüm taşındım. Baktım ki bu intihal olayı basında yer almaya başladı. Gerekli kişilerin mevzudan haberleri olmuştur inancıyla hocamın uyarılarını da dikkate alarak bir anda konuyla ilgili bütün yazıları kaldırdım.
Aradan bir kaç sene geçti. Olaya adı karışan bilim adamlarına bir şey olmadı. Baş aktörler (ODTU'den 2 asistan , bir yıl içinde 40 tane makale yazarak skandalı patlatan) doktoradan atıldı ama başka bir üniversitede asistan olarak çalıştıklarını duydum. Skandalın ardından journal'lar Türkiye adresli makaleleri intihal şüphesiyle taradılar. Bu taramaya başka takılan makaleler de oldu. Bu makaleler dergiden intihal gerekçesiyle çekildi. PRD'de makaleye tıkladığınızda şu not vardı: Bu makalenin yazarları intihal nedeniyle makalenin geri çekilmesini kabul etmişlerdir. Ama aynı yazarlar hala üniversitelerinde doçent, prof olarak çalışıyorlar.
O sıralarda Nature'da editör yazısında şöyle bir cümle vardı. Bazı kültürlerde intihal suç olarak algılanmıyor. O zaman okuduğumda bu yorumu ağır bulmuştum. Kültürüme yapılan hakaret olarak algılamıştım. Farkettim ki doğruymuş.
İntihalin suç olarak algılanmadığı bir toplumda Serkan Anılır gibi tiplerin çıkması da gayet normal aslında. Bilkent'te asistanken okuduğum iki deney raporunun birbirinin aynısı olduğunu farketmiştim. Çocukları sert bir dille uyarıp raporun birinin aldığı puanı ikiye bölüp vermiştim ikisine de. Tabi geçer not olmuyordu verdiğim not. Çocuklar gidip beni lab.ların koordinatörüne şikayet etmişler. Koordinatör de benim verdiğim notu yükseltmiş. Neticede çocuklara sistem olarak verdigimiz mesaj açık. Ne yapıyorsanız yapmaya devam edin. Bu ülkede intihal suç değil. Kopya çekmek de suç değil...

7 Mart 2010

Serkan Anılır - Ekşi Sözlük

59. tokyo universitesi ile olan iliskisi universite tarihinde ilk kez alinmis bir karar ile buyuk olcude bitmistir.
130 yildan uzun suredir japonya'nin en saygin egitim kurumu olan tokyo universitesi tarihinde ilk kez vermis oldugu doktora derecesini iptal etmistir.
resmi aciklama icin:
ilk paragrafi soyle
---------
tokyo universitesi, muhendislik fakultesi, mimarlik ana bilim dalinda arastirmaci olarak bulunan serkan anilir ile igili olarak, 28 mart 2003 tarihinde okul tarafindan verilmis olan muhendislik doktorasi derecesinin, 2 mart 2010 itibariyle iptal edilmesine karar vermistir.
bu karar, tokyo universitesi konseyinin belirledigi "derecelerin iptaline yonelik hukumler"den biri olan "sahtekarlik yontemleriyle derece alma durumunun tespiti ve kanitlanmasi durumunda" maddesine tekabul etmektedir.
makamimiz, arastirmacidan bu kararin teblig edilmesinin muteakip derecesinin iadesini talep etmektedir.
bu (duyuru), konuya ilisikin kurumumuzun goruslerini (iceren) ve benzer olaylarin engellenmesi icin muhendislik fakultesi dekani ve rektor tarafindan ogretim uyelerimize yonelik, kaynakcalari da iceren bir bildiridir.
-----------
(zack, 07.03.2010 08:40)

!

Türkiye yırtıcı, şaibeli, sahte ve fake dergilerde en çok yayın yapan 3. ülke

Predatory journals: Who publishes in them and why? - Selçuk Beşir Demir Dünyanın en prestijli dergilerinden biri olan Elsevier tarafınd...

Predatory journals: Who publishes in them and why?

.....................................................................


...
...
...

* Rastgele Yazılar




.