NEDEN ?

https://plagiarism-turkish.blogspot.com


Yükseköğretimde Gözetim ve Denetim - Yasal Çerçeve ve Uygulamalar -
Devlet Denetleme Kurulu Raporu (2009) lütfen tıklayın

2547 sayılı Kanun’da öğretim elemanlarının disiplin suçlarına ilişkin yapılması düşünülen değişiklikler hakkında Bilim Akademisi’nin raporu (2016) lütfen tıklayın

Bilim Akademisinin Sahte Belge ve İmza Üretimi Hakkındaki Açıklaması (2025) lütfen tıklayın

“Sahte Diploma Soruşturması” Hakkında Kamuoyu Bilgilendirmesi - Türkiye Barolar Birliği (2025) lütfen tıklayın

soL-Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
soL-Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2016

Erman Çete - 'Bilimsel şarlatanlığa' AKP koruması (SoL - Haber)

Düzenledği sahte bilimsel konferanslar ile tanınan WASET isimli kuruluş hakkında haber yapan siteler mahkeme kararıyla engellendi. Kararı çıkartan avukat ise AKP'li.
 
Bir süre "Enformatika" adıyla faaliyet yürüttükten sonra adını "Dünya Bilim, Mühendislik ve Teknoloji Akademisi (WASET)" olarak değiştiren sahte "bilim konferansları" düzenleyen kuruluş bu sefer "site kapattırma" ile gündeme geldi.
Kuruluşun sahibi Cemal Ardıl adına Avukat Ceyhun Gökdoğan tarafından 14 Mart 2016'da İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği'ne yapılan talep, jet hızıyla kabul edildi ve 17 Mart 2016 tarihinde WASET hakkında yayın yapan çok sayıda internet sitesi ve URL'ye erişim engeli çıkartıldı.
Engellenen URL'ler arasında hurriyet.com.tr'ye, ekşi sözlük'e, plagiarism-turkish.blogspot.com.tr 'ye ait sayfalar da bulunuyor.
Ancak mahkeme kararında, engellemenin gerekçesi olarak, Cemal Ardıl'ın üzerine isnat edilen bir "zimmet" suçundan beraat ettiği, adı geçen yayınlarınsa "masumiyet karinesini ihlal ettiği" gösteriliyor.
Oysa, engellenen URL'lerde Ardıl'a bir "zimmet" suçu değil, sahte bilimsel konferanslar düzenleme suçu isnat ediliyordu.
WASET NEDİR?
WASET, aslında akademideki "açığı" kullanarak, sahte bilimsel konferanslar ve "hakemli dergiler" aracılığıyla insanların dergilerde yayın yapmasını sağlayan bir kuruluş.
İnternet sitesine bir göz attığınızda, Barcelona'dan Paris'e, New York'tan Kuala Lumpur'a kadar onlarca "bilimsel konferans" ilanı ile karşılaşıyorsunuz.
Ancak yapılan şu: WASET'e belirli bir ücret ödüyorsunuz ve o da sizi uluslararası bilimsel konferanslara katılmış ya da hakemli dergilere yazı yazmış gibi göstererek CV'nizi şişirmenize yardımcı oluyor.
WASET'in öncülü "Enformatika"nın foyası, İTÜ öğretim üyesi Prof. Tayfun Akgül tarafından ortaya çıkartılmıştı.
Akgül, bu kuruluşa sahte bir makale yolladığını ve makalenin basıldığını kamuoyuna açıklayınca, site ve kuruluş apar topar kapatılmıştı.
Ancak Enformatika sadece görünüşte kapatıldı. Yerine geçen site ise WASET oldu.
NASIL İŞLİYOR?
Şebekenin nasıl işlediğine dair dünyanın birçok yerinden tanıklıklar internette bulunabiliyor.
Örneğin, "MEI Blog" isimli sitede yayımlanan "WASET konferansları yalnızca dolandırıcılık mı?" başlıklı yazıda, posta kutusuna düşen "Venedik'te 34'üncü Uluslararası Maden Mühendisliği ve Metalurji Teknolojisi Konferansı" e-postasından bahediyor.
Venedik'te bir konferansa katılmak elbette cezip geliyor. Ancak e-postadan şüphelenmesine neden olacak bazı şeyler oluyor. Bir süre sonra, Prag'da da benzer bir konferansın olduğunu, posta kutusuna düşen yeni bir e-posta ile öğreniyor!
Daha sonra WASET'in internet sitesine girerek kuruluşa destek veren isimleri araştıran blog yazarı, tanıdığı kimsenin olmadığını fark ediyor.
Tanıdık gelen tek isim, University of Westminster'den Kenneth Revett. Ancak bu okulun sitesine girince, Kenneth Revett isimli birinin de olmadığını görüyor.
Örneğin, "34. Yapay Sinir Ağları Uluslararası Konferansı"nı araştıran yazar, bu isimde bir başka ve gerçek bir konferansın olduğunu, ancak bugüne kadar yalnızca 22 tane konfernasın yapıldığını keşfediyor. Yani WASET, başka konferansların başlıklarını çalıp rakam uydurarak yoluna devam ediyordu.
İşte o "hırsızlık"ın kanıtlarından birisi:
Sitesi engellenenlerden olan Adam Chehouri de, daha önce bildirisi için WASET'in banka hesabına para transfer eden birisinin, daha sonra hiçbir geri dönüş alamadığını, bu paranın WASET tarafından çalındığını iddia ediyordu.
Öte yandan, "parayı bastırıp makale yayımlatma" işi WASET ile sınırlı değil. Akademideki "atıf manyaklığı" nedeniyle, "pay journal (paralı dergi)" adı verilen yöntemle para karşılığı makale bastırmak ve akademik basamakları hızla tırmanmak mümkün.
BİR 'AİLE ŞİRKETİ' OLARAK WASET
WASET'in arkasındaki isimleri, mahkeme kararıyla engellenen sayfalardan birisinde yer alan, Hürriyet'ten Sefa Kaplan'ın 2010 tarihli haberinden okuyoruz:
Sitenin arkasında eski Fen Bilgisi öğretmeni Cemal Ardıl var, kendisine kızı Ebrû Ardıl ile oğlu Bora Ardıl yardımcı oluyor. Bu isimler hayli ilginç. 20 yıllık Fen Bilgisi öğretmeni Cemal Ardıl kendisini Dr/PhD olarak tanıttığı için TÜBİTAK Başkanı Prof. Nüket Yetiş, hakkında Etik Kurul’da soruşturma açtırdı. Arkasından TÜBİTAK ismini izinsiz kullandıkları için noterden protesto etti. Hatta sahte konferans, sahte dergi gibi sorunlar çözülene kadar Çanakkale 18 Mart Üniversitesi ve Bilgisayar Muhendisliği Bölümü’ne TUBİTAK desteğini kesti. Ama onlar faaliyetlerini sürdürüyorlar. Bilin bakalım WASET’te en çok kimin makalesi yayımlanmış? 46 makale ile ilk sırada Cemal Ardıl bulunuyor. 
AVUKAT TANIDIK
Sitelere erişim engelini çıkartan avukat ise "tanıdık."
Avukat Ceyhun Gökdoğan'ın, kısa bir Google taramasıyla, "Harun Yahya" adını da kullanan Adnan Oktar'la bağlantısı olduğu görülebiliyor.
Ancak daha önemlisi, Gökdoğan'ın AKP Büyükçekmece İlçe Örgütü Yürütme Kurulu Üyesi olması.
Gökdoğan, Twitter hesabından da Erdoğan'ı öven paylaşımlar yapıyor: >>>

6 Ağustos 2014

Tecrübeli Japon kök hücre araştırmacısı intihar etti (SoL Haber)

Japon kök hücre araştırmacısı Yoshiki Sasai intihar etti. Sasai'nin son yayınları araştırma dünyasında çalkantılara yol açmıştı.
Bu yıl başında Nature dergisinde yayınlanan iki makalesiyle kök hücre araştırması alanında büyük tartışma yaratan araştırmacı Yoshiki Sasai bugün çalıştığı RIKEN Enstitüsü’nde ölü bulundu. Sasai kolay bir başkalaşım yöntemiyle farklı türdeki hücrelerden kök hücre üretilebileceğine dair ipucu elde etmişti.
Japon haber kaynaklarından alınan bilgilere göre Sasai, yüksek prestijli bir enstitü olan Kobe’deki RIKEN Enstitüsü’nün güvenlik görevlileri tarafından kendini asmış olarak bulundu. Yapılan basın açıklamasında 52 yaşındaki Sasai’nin Nature makalelerini birlikte yayına hazırladığı çalışma arkadaşlarına veda mektubu bıraktığı belirtildi ancak mektubun içeriği kamuoyuyla paylaşılmadı.
Nature dergisinde yayınlanan makalelerin ardından kök hücre araştırmacıları arasında ciddi tartışmalar yaşanmış ve bu makalelerde elde edilen sonuçlar dünyadaki pek çok laboratuvar tarafından tekrar edilememişti. Süregiden tartışmalar ve yapılan incelemeler sonrasında makalelerin yazarları her iki makaleyi de yayından çekmek zorunda kalmıştı.
Bu makalelerde kimi deneylerin yanlış yapıldığı, bazı kısımlarda ise sonuçların çarpıtıldığı ve intihal yapıldığı belirlenmişti. Kök hücre alanında önemli çalışmalara imza atan Sasai’nin son olaylardan olumsuz olarak etkilendiği biliniyordu.
Sasai son yıllarda kök hücrelerden laboratuvarda ufak organcıklar geliştirilmesi konusunda ciddi başarılara imza atmıştı. Bugün alınan ölüm haberi başta Japonya ve tüm dünyadaki araştırmacıları yasa boğdu.

31 Mart 2012

Macaristan Cumhurbaşkanı intihalci çıktı (soL -Haber)

Doktora tezinin önemli bir kısmını başka çalışmalardan kopyaladığı ortaya çıkan Macaristan Cumhurbaşkanı Pal Schmitt'in akademik unvanı geri alındı.

Doktora tezinin önemli bir kısmını başka çalışmalardan kopyaladığı ortaya çıkan Macaristan Cumhurbaşkanı Pal Schmitt'in akademik unvanı geri alındı. Schmitt'e, Dumlupılnar Üniversitesi tarafından fahri doktora diploması verilmişti.

Eski bir olimpiyat eskrim şampiyonu olan Macaristan Cumhurbaşkanı Pal Schmitt, tezini 1992 yılında Beden Eğitimi Üniversitesi'nde doktorasını yaparken yazmıştı. Budapeşte'deki Semmelweis Üniversitesi üç ay önce cumhurbaşkanının tezinde intihal ettiği (akademik aşırma) söylentileri üzerine bir soruşturma başlatmıştı. Semmelweis Üniversitesi Diploma Senatosu'nun 18 üyesinden 16'sı, Macar Cumhurbaşkanı'na verdikleri doktora unvanının geri alınması yönünde oy kullandı.

Soruşturma komisyonu sunduğu raporda cumhurbaşkanının 215 sayfalık doktora tezinin 200 sayfasının başka araştırmalarla kısmen ya da tamamen aynı olduğunu bildirmişti. 

İstifası isteniyor
Macaristan'da yayımlanan bir ekonomi dergisi ilk olarak Schmitt'in 1992 yılında modern olimpiyat oyunları hakkında hazırladığı tezinin yüzde 80'inden fazlasının, 1987 yılında Bulgar spor profesörü Nikolay Georgiev'in bir çalışmasından çalındığını öne sürmüştü. Bunun üzerine ülkedeki muhalefet partisi üyeleri de Cumhurbaşkanı'nın derhal istifa etmesi gerektiği yönünde açıklamalarda bulunmuştu. Resmi Güney Kore ziyaretinden gece yarısı Budapeşte'ye dönen Schmitt, havalimanı önünde bekleyen protestocular ve gazetecilerden, havalimanının başka bir kapısından kaçarak kurtulabildi. 

İntihalci Schimitt’e Türkiye de diploma verdi
Macaristan Cumhurbaşkanı Schmitt'e, Dumlupınar Üniversitesi davetlisi olarak geldiği Kütahya’da da Kasım 2011'de tarih alanında fahri doktora diploması verilmişti. Schimitt’e diplomasını takdim eden Rektör Prof.Dr. Ahmet Karaaslan, Schimitt’i fahri öğretim üyesi olarak ders vermek üzere yeniden Dumlupınar Üniversitesi’nde görmekten büyük mutluluk duyacağını ifade etmişti. Bu gelişmeler ışığında, akademisyenler Dumlupınar Üniversitesi’nin bir intihalciyi (akademik hırsız) akademik olarak onurlandırmış olduğunu, bunun da geri alınması gerektiğini ileri sürüyorlar. 

Macaristan’da Pal Schmitt, Türkiye’de Ömer Dinçer
Türkiye’de de benzer pek çok olay yaşanmıştı. En yakında bilinen, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in, intihal (akademik aşırma) yaptığı için 2005 yılında Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından öğretim üyeliğinden çıkarılmasıydı. Dinçer'in temyiz istemi de mahkeme tarafından reddedilerek, intihal suçu yargı önünde de kesinleşmişti. Fakat 23 Aralık 2010 tarihinde YÖK, sessiz sedasız müstakbel bakanın intihal cezasını kaldırmıştı. Üniversite Konseyleri Derneği, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in Doç. Dr. Yahya Fidan’la birlikte yazdığı “İşletme Yönetimine Giriş (1995)” ve “İşletme Yönetimi (1996)” adlı kitaplarında yaptıkları intihalleri sayfa sayfa raporlamış, raporu internet sitesinde yayımlamıştı (http://www.universitekonseyleri.org/images/abook/iki-kitap-birden-islenm...). Üniversite Konseyleri Derneği ardından, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in akademik unvanının geri alınması için bir açıklama yayınlamıştı.
(soL -Dış Haberler)

3 Ocak 2012

5 yılda 270 makale yazan akademisyen! (soL Haber)

Yılın son gününde Ekşisözlük'te eşine az rastlanır bir akademisyen örneği gündeme getirildi: Dr. Ahmet Yıldırım, 5 yılda 270 tane makale yazmıştı! İddiaların ardından Yıldırım, kişisel sayfasındaki "makalelerini" tek tek sildi, daha sonra intihar ettiği iddia edildi.
31 Aralık gecesi, Ekşisözlük'te felixis rumuzuyla yazan bir kullanıcı, "5 yılda 270 makale yazan akademisyen" başlığını açtı. Yazarın iddiası, Ege Üniversitesi kadrosunda yer alan Yrd. Doç. Dr. Ahmet Yıldırım'ın 5 yılda toplam 270 makale yazmış olmasının biraz "tuhaf" olduğuydu.
Başlık açıldıktan bir gün kadar sonra, Yıldırım'ın kişisel sitesindeki makalelerin tamamının silinip yalnızca site sayacının kalmasının ardından işler daha da tuhaflaştı. Basına da yansıdığı şekilde, Ahmet Yıldırım intihara teşebbüs etmişti.
Bu kadar makale yazmak normal mi?
Türkiye'deki akademik camianın "intihal" suçlaması nedeniyle daha önce de sarsıldığı biliniyor. 2007 yılında Nature dergisinde yayımlanan bir makale, aralarında 18 Mart Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı İhsan Yılmaz'ın, iki ODTÜ Fizik Bölümü doktora öğrencisinin de bulunduğu 14 kişinin 65 makalesi, intihal gerekçesiyle fizikteki en büyük makale sunucusu olan arxiv.org'dan silinmişti. Bu vakanın önde gelen ismi, ODTÜ Fizik Bölümü'nden Mustafa Saltı 22 ayda 40 tane makale yazdığını iddia etmişti.
Ekşisözlük'ten felixis'in iddiasına göre, Ahmet Yıldırım "intihal" yaptığı matematik makalelerindeki değişkenleri değiştirerek kendi makalesi gibi yazıyor, bazı makalelerde giriş kısımlarını bire bir kopyalayarak, makalesinin yalnızca bir yerinde intihal yaptığı makaleye atıf yapıyordu. Daha ilginci, yukarıda da bahsedilen fizikte intihal skandalında görülen, grup kurarak kendi makalelerine atıfları şişirme yönteminin Ahmet Yıldırım tarafından da kullanılıyor oluşu. Bu yöntemde, bazı insanlar bir araya geliyor, kendi makalelerine atıfta bulunup ortak makaleler yazarak yine kendilerinin editör oldukları dergilerde yayımlatıyorlar.
Öte yandan, 5 yılda 270 makale, yine Ekşisözlük'te yapılan bir hesaba göre haftada bir makale ediyor ki, bu akademi dünyasında pek mümkün değil. Ömrünü matematiğe vakfetmiş akademisyenlerin bile akademik kariyerlerinde bu kadar makale yazamadıkları görülüyor. Örneğin ünlü matematikçi Ali Nesin'in, hayatı boyunca 87 makale yayımladığı CV'sinden anlaşılıyor.
sankaranarayanan rumuzlu yazar ise, Yıldırım'ın makalelerinin hemen hemen yarısında ismi geçen Pakistanlı matematik profesörü Syed Tauseef Mohyud-din'i araştırmış. Ahmet Yıldırım'ın makalelerinden 80 tanesi World Applied Sciences Journal isimli bir dergide yayımlanmış ve bunların hemen hemen hepsi Mohyud-din ile birlikte çıkardığı makaleler. Bu derginin misafir editörleri ise Ahmet Yıldırım ve Mohyud-din!
Yıldırım'dan cevap: Çok yokluk çektim!
Ekşisözlük'teki intihal iddiasının ardından Yıldırım'ın kişisel Facebook sayfası olduğu iddia edilen bir hesaptan açıklama geldi. Yıldırım, ne kadar zorluklar içerisinde büyüdüğünü, kayıt yaptırdığı lisenin kayıt parasını ayakkabı boyacılığı yaparak ödediğini anlatırken, "şerefli bir vatan evladı" olduğunu söylemeyi de unutmuyor. Yıldırım, "nonlinear science" isimli ekibi 15 ülkeden 50 kişiyle kurduklarını da itiraf ediyor. ABD'ye misafir olarak gittiği zaman, bir hocanın kendisini odasından kovduğunu, hocanın "Ermeni" olduğunu vurgulayarak söylüyor.
İntihar iddiası
Olayın duyulmasının ardından ise, Ahmet Yıldırım'ın intihar ettiği iddiası yayılmaya başladı. Yıldırım, Facebook hesabından şu iletiyi paylaştı:
"CANIM KARIMA, ELVEDA.
COK DENEDIM OLMADI,SEN HEP DERDIN YA ALLAH SAGLIK VERSIN, BANA SAGLIK YETMEDI BIRTANEM.BEN MENENJIT OLDUM 1 YASINDA AMA HALA KENDIME GELEMEDIM,HALA DELIYIM O GUN BUGUNDUR.
SEN VE BEBISIM MIRZAYI UYANDIRMA KIYAMADIM,MEMLEKETTE HERYER AYDINLIKTIR SIMDI,BURADA ZIFIRI KARANLIK.
SABAH NAMAZINA KADAR BEKLEYEMEDIM,OLUR DA MIRZA UYANIR BENI GORUR VAZGECERIM DIYE.OYSA NE GUZEL ALISMISTIM BURADA SABAH NAMAZLARINA.HEM SOSYALIST HEM DINCIYIM HEM DE KURT.AL BIRINI VUR OTEKINE.
BEBEGIME IYI BAK.1.5 YASINA GELDI AMA HALA SIVI YIYEBILIYOR.
NEDIR BUNDAN CEKECEGIN BAKALIM.
BABASINDAN MATEMATIK DERSLERI ALMA FIRSATINI KACIRDI VELET.
BENDEN SONRA INSALLAH KATI BIRSEYLER YER.
GUZEL ASKIM SENI IDARE ETCEK KADAR PARA VAR BANKADA.
BANKA VE DIGER BILGILER BILGISAYAR MASASINDA.
SU LANET TELEFON NUMARASINI BIR TURLU EZBERLEYEMEDIM.
+1 813 418 93 25
SEN DE BENDEN FARKLI DEGILSIN.SANA ULASMAK ISTEYEN YAKINLARIMIZ ICIN FACEDE ILAN EDIYOM.DUN SALAK GIBI SATICIYA DA YANLIS NUMARA VERDIM.GITMEDEN SANA O KUPELERI ALDIM YA, BANA SEVINDIGINI SOYLEDIN YETER.
KENDINE VE YAVRUMA IYI BAK NILUFER.
SENI SEVIYORUM.OLUMUMDEN KIMSE SORUMLU DEGILDIR.BENIM DE VATAN ICIN ODEYECEGIM BEDEL BUYMUS.
HERSEY GIBI OLUMDE YENI BIR BASLANGICTIR, BEN KAVGADAN KORKMADIM AMA 2 YILDIR CEKTILERIM ARTIK DAYANILMAZDI,GUCUM KALMADI YARABBIM, SEN BENIM GUNAHLARIMI AFFET..."
Daha sonra, eşi tarafından yapılan açıklamada, Ahmet Yıldırım'ın sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Yıldırım'ın uyku ilacı içtiği söyleniyor.
Zaman'a röportaj, Önder Aytaç'a şikayet
Zaman gazetesine 5 Aralık 2010 tarihinde röportaj veren Ahmet Yıldırım, Zaman tarafından şöyle tanıtılmıştı:
"Yıldırım, uluslararası dergilerde yayımlanmış 200 makaleye sahip, sempozyumlarda 130'a yakın bildiri sundu. Yayınları binden fazla atıf aldı, dergilerin yayımlayacağı 150'ye yakın esere hakemlik yaptı. Halen sekiz uluslararası dergide editörlük görevi yürütüyor, 10 ülkeden 40 araştırmacıyla çalışıyor. EÜ'de 2010 yılında binden fazla akademisyenin hazırladığı yayınların yüzde 17'si Yıldırım'a ait. Kendi fakültesindeki yayınların da yüzde 40'ında imzası var. Bu kadar başarı, yine de Yrd. Doç. Dr. Yıldırım'ın Türkiye'de doçent olmasına yetmiyor. 2009 Nisan ayındaki doçentlik başvurusu, Üniversiteler Arası Kurul'un oluşturduğu beş kişilik jüri tarafından oyçokluğuyla reddedildi."
Yıldırım hakkında bir başka bilgi de, 23 Ocak 2011 tarihinde, Önder Aytaç'ın "Yök başkanı bu yazıyı okumalı" başlıklı yazısı. Aytaç, Ege Üniversitesi'nden bir "twittaşının" kendisine mail attığını söylüyor, ancak maili atan akademisyenin ismini vermeyeceğini belirtiyordu. Aytaç, kendisine gelen maili yazısında paylaşıyor:
"...Size önceden sorunumdan bahsetmiştim biraz.
Buradakiler beni yıldırmak için soruşturma açtırmışlardı.
Bu aralar da benim soruşturma jürimde olanlar. Kahve sohbetlerinde ve çay odalarında beni AK Partili diye yerden yere vuruyorlar
Bu adamlardan nasıl bir düzgün karar çıkar şüpheliyim.
Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül bana daha önce birkaç kez mektup yollamıştı. Bunlar da; 'vay efendim bu adamlar nasıl böyle mektuplaşıyorlar diye iyice hazımsız davranıyorlar.
Beni çalıştığım bölümde yalnızlaştırıp benim buradan kopmam için sürekli uğraşıyorlar. Ağustos ayında 1 yıllığına ABD'den araştırma burs kazandım ve oraya gideceğim.
Benim danışmanımı bile ikna etmişler, o da bana; 'git ve bir daha buraya gelme' diyor. 'Aksi halde hem doçent olmamı hem de bölümde kalmamı engelleyecekler' diyor.
Kısacası ben bölümde yapayalnız kaldım. Ben de bu sorunları halletmek için YÖK Denetleme Kurulu Başkanımızdan randevu aldım.
31 Ocak saat 11.00de görüşmem var. Bu soruşturma yüzünden kafam biraz bölünmüş vaziyette.
Ben 10 ülkeden 40 adamla beraber çalışıyorum, o ekibi yönetiyorum ve kafam dağınık olunca çalışmalarım da oldukça aksıyor.
Ege Üniversitesinde, uzmanı olduğum alanda en çok bilimsel makalesi olan 2 kişiden birisiyim. Türkiye'de alanımda, uluslar arası hakemli dergilerde de en çok bilimsel sahibi olan ilk kişiyim.
Ama bu sahipsizlik ve yalnızlık duygusu beni derinden yaralıyor. Ben bilim yapamazsam ölürüm, gecelere kadar çalışıp bilim yaparken de, önümü tıkayan bu çeteleşmiş yapı ile uğraşamıyorum. Bu işi çözecek olan Rektörlük de, bana zaman zaman destek verdiklerini söylüyorlar ama Rektör Bey, beni bir kez bile çağırıp, bu konu ile ilgili benimle konuşmadı ki ben defaatle kendisinden randevu talebinde de bulundum."

17 Ekim 2011

Ömer Dinçer'in intihali sayfa sayfa raporlandı! (soL Haber)

Üniversite Konseyleri Derneği, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in intihalini sayfa sayfa raporladı. Ayrıntılı raporu internet sitesinde yayınlayan dernek, Dinçer'in istifa etmesi gerektiğini açıkladı.
Üniversite Konseyleri Derneği AKP hükümetinin “ustalık” döneminin yeni Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in, Doç. Dr. Yahya Fidan’la birlikte yazdığı “İşletme Yönetimine Giriş (1995)” ve “İşletme Yönetimi (1996)” kitaplarında intihal yapıldığını geniş bir incelemeyle ortaya koydu ve akademik unvanının geri alınması için bir açıklama yayınladı.
Ömer Dinçer, intihal gerekçesiyle 2005 yılında YÖK tarafından öğretim üyeliğinden çıkarılma ile cezalandırılmış ve bu karara karşı Ömer Dinçer’in temyiz istemi Danıştay tarafından reddedilmişti. YÖK’ün yapısı AKP’yle daha uyumlu çalışacak şekilde değiştikten sonra 2010 yılında Yusuf Ziya Özcan başkanlığındaki YÖK öğretim üyeliğinden çıkarma kararını kaldırdı. Ömer Dinçer Milli Eğitim Bakanı olduktan sonra intihalin yeniden gündeme gelmesi üzerine “İntihal suçlamasının arkasında Ergenekon var” demişti.
ÜKD tarafından yapılan açıklamada Dinçer’in açıklamalarının aksine yapılan intihalin arkasında bilim etiğini hiçe sayan, bilim hırsızlığını kutsayan, bilimsel değerlerini umursamayan zihniyetin olduğu vurgulanıyor.
Ayrıca açıklamada 29 Aralık 2010 tarihli YÖK Müşterek İnceleme Raporu’nda her iki kitapta da bazı usul, gösterim biçimi, ifadelendirme yetersizlikleri olduğu fakat eserlerin intihal açısından değil, bilimsel yazım ve alıntı yapma kurallarına uyum kalitesi açısından değerlendirilebileceğinin belirtildiğine ve bilimsel yazım ve alıntı yapma kurallarına uyulmamasının başlı başına intihalin tanımı içinde yer aldığına işaret ediliyor.
ÜKD, Ömer Dinçer’in intihale konu olan kitabının ilgili sayfalarını, intihal yapılan Tamer Koçel’in kitabıyla karşılaştırmalı olarak internet üzerinden yayınladı. Raporda, intihal yapıldığı görülüp eşleştirilen, Dinçer'in kitabından 34 sayfa, Koçel'in kitabından ise 72 sayfa yer alıyor.
İntihal gerçekleştirilirken kullanılan dört yönteme yer veren açıklama Ömer Dinçer’in ve Yahya Fidan’ın akademik unvanlarının geri alınması çağrısıyla sonlanıyor.
(soL - Haber Merkezi)

10 Mayıs 2010

YÖK, “intihalci” üyesini kayırıyor (soL Haber)

132 sayfanın 50’si, 290 referansın 202’si “aşırma”
Raporda, aşırma iddiasına konu olan tezin esasını Almanya’nın Osnabrück Üniversitesinde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Hans Achenbach’ın 1974 yılında Berlin’de yayımlanan “Historische und dogmatische Grundlagen der strafrechtssystematischen Schuldlehre” isimli eserinin oluşturduğu belirtiliyor. Ayrıca, İzzet Özgenç’in toplam 132 sayfa olan doçentlik tezinin “doktrinel orijinallik” taşıyan ilk 50 sayfasının doğrudan Achenbach’ın eserinden kaynak belirtilmeden aktarıldığı da vurgulanıyor. Burada kullanılan 290 referansın 202 adedinin doğrudan ve sıralı bir biçimde Achenbach’ın eserini takip ettiğine dikkat çekilirken, raporda son olarak “Özgenç’in intihal fiilinin sabit olduğu” ifade ediliyor.>>>

!

Türkiye yırtıcı, şaibeli, sahte ve fake dergilerde en çok yayın yapan 3. ülke

Predatory journals: Who publishes in them and why? - Selçuk Beşir Demir Dünyanın en prestijli dergilerinden biri olan Elsevier tarafınd...

Predatory journals: Who publishes in them and why?

.....................................................................


...
...
...

* Rastgele Yazılar




.