NEDEN ?

https://plagiarism-turkish.blogspot.com


Şu sıra TBMM gündeminde olan 2547 sayılı Kanun’da öğretim elemanlarının disiplin suçlarına ilişkin yapılması düşünülen değişiklikler hakkında Bilim Akademisi’nin raporunu okumak için lütfen tıklayın

!

Türkiye yırtıcı, şaibeli, sahte ve fake dergilerde en çok yayın yapan 3. ülke

Predatory journals: Who publishes in them and why? - Selçuk Beşir Demir Dünyanın en prestijli dergilerinden biri olan Elsevier tarafınd...

Predatory journals: Who publishes in them and why?

.....................................................................

22 Mayıs 2021

Dr. Tansu KÜÇÜKÖNCÜ(*) - Bilimi ve bilimciyi kiloyla tartmak : akademik mafya , dopingli - hormonlu bilimci ve üniversite sıralamaları

Bilimi ve bilimciyi kiloyla tartmak, üniversiteleri ve bilimcileri, dünyada ilk bilmem kaç, ülkede ilk bilmem kaç arasına sokmak, çok moda oldu. Moda oldukça, yapılan hileler de zıvanadan çıktı, en güvenli mafya alanı haline geldi. Milyar dolarlar kontrolsüz havada uçuşmaya başladı ve para kapışma yarışları arttı. 

Parayla tez ve makale yazan çeteler, atıf çeteleri, sahte dergiler, sahte konferanslar, internette hepsi bir tık ötenizde. Bunlara “kış kış” diyen yok. Bunların müşterilerini üniversitelerden kovalayan yok. Aksine, baş tacı ediyorlar. SCI dergiye 4.000 Euro (> 40.000 TL) veriyor, bunu da üniversiteye ödetiyor, istediği makaleyi yayınlatıyor. % 100 arak olabilir, saçma sapan olabilir, hiç farketmez. 

Matah bir şeymiş gibi yutturulmaya çalışan bilimsel makale denen şeylerin çoğu böyle, çöp yığını. Onları yayınlayan dergiler ve sahiplerinin çoğu böyle milyarlarca dolarlık makale pazarının pastasından pay peşinde koşan ticarethane veya çıkar guruplarının akademiyi istila aracı. Bazı dergilerde kendi çıkar gurubundan olmayanların makalesi asla yayınlanmaz, 4.000 Euro ödemek de yetmez. Sahte konferans çetesine 500 Euro veriyor, bunu ve 3.500 Euro uçak ve otel paralarını üniversiteye ödetiyor, her tür bildiri makalesi hemen kabul ediliyor, üstüne dünyanın özellikle seks turizmiyle meşhur merkezlerinde 1 hafta tatil yapıyor. Böyle yayın listesini şişiriyor, üniversitede yükseliyor, doçent ve profesör oluyor, memur dokunulmazlığı artıyor, üniversite içinde ve dışında yağmalama fırsatları artıyor, her ay maaşının % 20'sine kadar akademik teşvik parası alıyor, TÜBİTAK'tan yılda 150.000 TL'ye kadar makale teşvik parası alıyor, aldığı milyon TL'yi aşan araştırma ve proje paralarının üzerine yatıyor. 

Şişirilmiş yayın listelerindeki çoğu makaleyi görebilmek imkansız. Zaten gören de yok, merak edip kurcalayan da. Öyle bir makale var mı yok mu belli değil. Yayın listesine yazdın mı, oldu da bitti maaşallah ! Ülke olarak  sadece SCI dergilere ödediğimiz yıllık abonelik ücreti bir kaç yüz milyon TL.

Bir bakıyorsun, yeni kurulmuş tam takır apartman üniversitesi bile dev afişlerle kendini dünyada ilk sıralarda ilan ediyor, ülke birincisi ilan ediyor ve yanıltıcı reklam ile kandırarak öğrenci (müşteri) toplamaya çalıyor. Kimse karşı çıkmıyor, başına bela almak istemiyor. Diploma alan memnun, diploma satan memnun.

Üniversiteler açılıyor da açılıyor, tam takır, hoca yok. Aslında açılmasına izin verilmemesi lazım, veriliyor. Açar açmaz doktora programı açmasına bile izin veriliyor. Doktora diplomalı hocaları asgari ücretle (< 3.000 TL) çalıştırıyorlar. Ders mers yapılmıyor. Öğrencilere şişirme çok yüksek notlar veriliyor. Ortamın laçkalığından habersiz bir hoca, öğrencilere geçer not vermezse işten atılıyor. Not sisteminde öğrencilerin kesinleşmiş notları değiştiriliyor ve şişirme çok yüksek geçer notlar yazılıyor. Üniversitelerin çoğu bu halde, fakat sahiplerine yılda birkaç yüz milyon TL kazanç kapısı olan özel üniversiteler, devlet üniversitelerinden çok daha laçka. İsteyenin ve satıcılara ulaşanın veya bazı çıkar guruplarının üyelerinin, diploma satın alamayacağı üniversite yok. Sadece zorluk derecesi ve ücreti farklı, kimi çok kolay, kimi çok zor, kimi çok ucuz, kimi çok pahalı, kimi çok çabuk hemen anında, mühendislik, doktora, keyifleri ne isterse !

WASET sahte konferansları, dünyanın en meşhurlarından, Çanakkale Üniversitesi'nde başladı, üniversitelerimizde yüksek lisans ve doktora öğrencisi olan Türk akademik dolandırıcı çetesi Ardıl ailesi, 5 milyon'u (> 5 milyon TL) üniversitelerimizden olmak üzere 70 milyon Euro'dan (> 700 milyon TL) fazla vurgun yaptı.

***

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun Aralık 2009'daki YÖK ve Üniversiteler hakkındaki raporunda aynen şöyle diyor “üniversiteler, yağma alanıdır”. Yani, ülkenin okumuşları, ülkeyi soyup soğana çeviriyor. Bu rapordan pek bahsedilmez. Bu sayede kaale alan da olmaz ve 11 yılı geçti, üniversitelerde bir şey değişmedi. Arada 15 üniversite, darbecilere ait olduğu gerekçesiyle 15 Temmuz 2016'dan sonra kapatıldı, bunların 2.500 akademik personeli işten atıldı. Devlet üniversitelerinden 6.500 akademik personel, darbeci olduğu gerekçesiyle  işten atıldı. Sonra 1 üniversite, milyar TL'lik yolsuzluk ve borç nedeniyle kapatıldı. Bağışçıların bağışlarıyla kurulan ve ayakta duran 2 üniversite, yıllardır yolsuzluklardan, borçlardan ve mafyanın elinden kurtarılamadı. Birinde mafya mütevelli başkanı, silahlı çetesiyle rektörlüğü bile bastı ve işgal etti.

Yağmalamanın başlıca aracı, akademik sahtekarlıklar. Herşey, yağmalama düzeninin bozulmaması üzerine kurulu. O yüzden, bir bakıyorsun, dışarıdan düşman gözükenler, birbirlerinin 3-kağıtlarını da örtbas ediyor ve yağma düzenine çomak sokanlara birlikte saldırıyor. Bir tek 3-kağıt tezi iptal etmek zorunda kalmaları bile (ki bunu da ancak onlardan daha güçlü konumdaki ve başlarına bela açabilecek birileri yaptırabilir), örnek oluşturabilir ve domino etkisi yaratabilir, yağma düzeninin tüm ilişkiler ağı ortaya serilebilir. Bu hiç işlerine gelmiyor. YÖK ve üniversiteler, 3-kağıtları teşvik ede ede, örtbas ede ede, 3-kağıtçıları ödüllendire ödüllendire, kurumsallaştırdı ve başa çıkılamaz hale getirdi. Alanının temel kavramlarından bile habersiz diplomalılar ve akademisyenler ordusu yarattı. Buna karşı çıkan herkesi güç gösterileriyle bezdirdi, sindirdi, öğrenilmiş çaresizliğe maruz bıraktı. Olimpos tanrılar dağının tanrıları gibiler. 

***

Bilimi ve bilimciyi kiloyla tartmaya örnek yeni bir yazı : “Türk biliminde 70 kişilik başarı grubu”- Derin Orhon, Seval Sözen, Şeyda Duba; Herkese Bilim Teknoloji popüler bilim dergisi , 13 mayıs 2021, sayı 268, s. 18-19 ; editör : Orhan Bursalı).

3-kağıtçı dolu 70'lik liste !

Örnek – 1. (4 Mayıs 2019) “Çok gizli” Ahmet Yıldırım iptal edilmiş doktorasıyla HİLEYLE yine Ege Üniversitesi matematik doktora öğrencisi

330'dan fazla SCI makale sahibi (ülke rekoru) Ahmet Yıldırım'ın doktora diploması YOK! Çünkü Ege Üniversitesi'ndeki % 100 arak doktora tezi (2009) ve doktora diploması İPTAL EDİLDİ (2012) ! Buna rağmen, Ahmet Yıldırım, Ege Üniversitesi matematik bölümünde çalışmaya devam ediyor. Aslında bankamatik memur, yani, sadece maaşını alıyor, lise ve ortaokul öğrencilerine evde ve dersanelerde özel matematik dersleri veriyor, başka şehirlere bile gidiyor (bkz internet !).

Ahmet Yıldırım'a bizzat % 100 arak doktora tezi yazdırtan, danışmanı Turgut Öziş'ti. Bu yüzden kınama cezası verildi (üniversiteden atılması gerekirken). Buna rağmen, ana bilim dalı başkanı olarak kalmaya devam etti.

Ahmet Yıldırım, doktora diploması iptal edilince kapatılan Gediz Üniversitesi'nde Makina Mühendisliği doktorasına başladı, tabi ki torpille ve hileyle ; doktora tezi % 100 arak olan bir matematikçinin, makina mühendisliği hakkında fikir sahibi olma ihtimali yok ! Dersleri ve doktora yeterlik sınavını da hileyle geçirildi. 

15 Temmuz 2016'da Gediz Üniversitesi kapatılınca, Ahmet Yıldırım, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) makina mühendisliği doktorasına nakil oldu. Hilesiz doktora tezi yazabilmesi imkansız olduğu için doktoradan atılma yolundaydı. İKÇÜ'de 4 kez verdiği tez raporlarına, doktoradan atılmaması için hileyle geçer not verildi. Doktorasını tamamlamak için süresi Haziran 2019'da doluyordu. Süresinin dolmasına 2 dönem kala Ağustos 2018'de Ege Üniversitesi matematik doktora programına (topoloji doktorası) hileyle yatay geçiş yaptırıldı. “Çok gizli” Ahmet Yıldırım ve ortaklarının çevirdiği dolapları anlayabilmek için iz sürerek bulmaca çözmek gerekti. Ahmet Yıldırım'ın hileli doktora yatay geçişine dair herşey “çok gizli” sır ! Kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Hileli yatay geçişi, topoloji abd hocaları yaptı. Hileli yatay geçiş, Fen Bilimleri Enstitüsü yönetim kuruluna onaylatıldı. Ağustos 2018'de yatay geçiş koşulu olduğu için “topoloji” konusunda doktora yeterlik sınavından hileyle geçirildi. Tabi ki, kendi alanı olan uygulamalı matematikte ancak % 100 arak doktora tezi verebilen Ahmet Yıldırım'ın topoloji doktora yeterlik sınavından geçirilmesi de hileli ! İsmet Karaca, doktora tez danışmanı oldu. Tez izleme komitesi oluşturuldu, Özgür Ege ve şimdilik bilinmeyen 1 kişi daha komitede. Tez önerisi kabul edildi ; tez başlığı, şimdilik bilinmiyor.

Ahmet Yıldırım'ın hileli doktora yatay geçişinin iptal edilmesi için 2 yıl önce YÖK'e başvurdum. Akibeti meçhul. “Çok gizli” Ahmet Yıldırım'ı korumaya devam ediyorlar.

Bölümdeki bir çok hoca, Ahmet Yıldırım'ın ortak yazarı ve onunla birlikte uluslarararası makale – atıf şebekelerine bulaşmış halde. Ve bölümün hemen hepsi, hile konusunda çok profesyonel !

Çömez Ahmet Yıldırım'ın, bölümde bu kadar etkili olabilmesi, arkasındaki bölüm ağası Turgut Öziş sayesinde (15 ortak makaleleri var).

Dünyanın iyi üniversitelerinde kapalı devre cemaatleşmeye karşı önlem alınır. Ege Üniversitesi matematik bölümünü kapalı devre cemaatin elinden kurtarabilmek için doktora programını kapatmak, ora mezunlarını artık hoca olarak orada işe almamak ve orada işe alınacak hocaları artık bölüm dışından birilerinin seçmesi gerekiyor.

Ege Üniversitesi'nde % 100 arak başka doktora tezleri de var. Bilgisayar mühendisliğindeki % 100 arak bir doktora tezini iptal ettirmeye uğraşıyordum. Örtbas edip duruyorlardı, YÖK tez arşivinden kaldırıldı. İptal edildiği anlaşılıyor. Tez sahibine dokunulmadı, hala İzmir'de bir üniversitede hoca. Bu % 100 arak bilgisayar mühendisliği doktora tezinin hikayesini bir başka yazıya bırakayım.

*

Örnek – 2. Ali Okatan'ın danışman olarak bizzat yazdırdığı Çağatay Akpolat'ın % 100 ÇALINTI tezi 21 ve 28 Eylül 2012'de Orhan Bursalı'nın editör olduğu Cumhuriyet Bilim Teknoloji dergisinde haber oldu. 9 yıl sonra Orhan Bursalı'nın editör olduğu Herkese Bilim Teknoloji dergisinde Ali Okatan “Türk biliminde 70 kişilik başarı grubu”ndakilerden 1'i olarak haber oldu ; kabus gibi !

Ali Okatan ve Bekir Karlık'ın Çanakkale'de birlikte düzenlediği sahte konferans hakkında haber : (28.01.2011) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'nde Skandal 

Bekir Karlık, çok sayıda hileli makalede Ali Okatan'ın ortak yazarı ; bir ara birlikte WASET sahte konferansları benzeri sahte konferanslar düzenlediler.

Ali Okatan'ın yayın listesinde tek damla alın teri yok. Yayın listesini şişirtmek için dekanken Konya KTO Karatay Üniversitesi'nden CERN'e (Avrupa Parçacık Hızlandırıcı Merkezi ; atom fiziği deneyleri yapılan bir yer) yüklüce para ödetti ve böylece adını bile bilmediği onlarca CERN SCI makalesine yazar olarak adı yazılır oldu, 2014'te KTO Karatay Üniversitesi'nden atıldıktan sonra da adı yazılmaya devam etti, ediyor (şimdilik 100 civarında).

CERN makaleleri özensiz ve çok sorunlu ; bu yüzden olsa gerek, “Türk biliminde 70 kişilik başarı grubu” başlıklı yazıda “CERN makalelerinin kapsam dışı bırakıldığı” yazsa da Ali Okatan örneğindeki gibi kendi yazdıklarına uymamışlar. 3.500'den fazla yazarlı CERN makaleleri var. Yazar listesi makale metninden uzun. Ülkemiz CERN'e tam üye değil, tam üye ülkelerin her yıl 75 milyon Euro (800 milyon TL) üyelik aidatı ödemesi gerekiyor.

*

Örnek – 3. 2000 civarı SCI makale sahibi (ülke rekoru olabilir). Bu makalelerin % 95'ten fazlasına rektör olduktan sonra sahip oldu. 250 makaleye 2 yılı yoğun bakımda olmak üzere 4 yıl hapisteyken sahip oldu. Hikayesini bir başka yazıya bırakayım.

*

Örnek – 4. Bir yöntem sahibi. Yöntem, düzgün çalışıyor mu, meçhul. Yöntemin her derde deva olduğunu iddia eden doktora tezleri ve makaleler var ve bunların yazarları ve danışmanları ve jüri üyeleri, hep aynı kapalı devre gurup ve aynı çıkar gurubu üyeleri.

***

Bilimi ve bilimciyi kiloyla tartmaya örnek bir başka yazı : “Bilim raporu ülkemizin bilim sorunlarını yansıtmak ve çözüm üretmekten uzak : Hatalı veriler ve yanlış değerlendirmeler” (Lale Akarun ; Herkese Bilim Teknoloji popüler bilim dergisi , 29 Ocak 2021). Ufuk Akçiğit ve Elif Özcan Türk'ün Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) için yazdığı Türkiye Bilim Raporu (2020)'yi eleştiren bir yazı. Eleştiri şöyle: Raporda bilimciler kiloyla yanlış tartılmış. Doğru tartılsaymış Boğaziçi Üniversitesi sıralamalarda daha yukarılarda çıkarmış.

***

Boğaziçi Üniversitesi demişken …. Yılbaşından beri Boğaziçi Üniversitesi hocaları yeni rektör Melih Bulu'yu protesto ediyorlar. Yurtdışındaki destekçilerini bile saatler içinde hareketlendirebilen bir hoca kitlesi. Boğaziçi Üniversitesi'nde 500'den az hoca olmasına rağmen, ülkenin belki de etki alanı en geniş hocalar kitlesi. Protestoların 2. gününde Melih Bulu'nun Boğaziçi Üniversitesi'ndeki işletme doktora tezinin arak olduğu söylentileri başladı. Melih Bulu'nun doktora tezinin, ülkedeki 200.000'den fazla sansürlü tezden 1'i olduğundan ve sadece Boğaziçi Üniversitesi hocalarının üniversite kütüphanesindeki kopyasını görebildiğinden ve tezlerin aslında akademik sahtekar ordusunu gizlemek için sansürlendiğinden bahseden olmadı. Yurtdışında bir kaç yabancı hocaya “Melih Bulu'nun doktora tezi araktır” diye yazılar yazdırdılar ve siyasi eleştiriler eşliğinde sitelerinde yayınlattılar. Bir tek Boğaziçi Üniversitesi hocası bile, ortaya çıkıp “bu tez araktır ve iptal edilmelidir” demedi, iptal edilmesi için başvurmadı.

Normalde Boğaziçi Üniversitesi'nin protestocu hocaları, arak doktora tezlerinin raporlarını saatler içinde hazırlatabilecek ve günler içinde iptal ettirebilecek imkana sahip bir kitle. Bu yüzden Boğaziçi Üniversitesi hocalarından yardım istedim ve bu isteğim hemen hepsine ulaştı : “hazır, arak doktora tezi konularına el atmışken ; gelin bana da yardım edin ; % 100 arak tezleri bile iptal ettiremiyorum. Üniversitelerde arak tezlerin çokluğunu ve iptal ettirilemediklerini hepiniz çok iyi biliyorsunuz”. “Ben varım, yardım ederim” diyen çıkmadı ; üstüne, yardım istememden hoşlanmayanlar oldu. “Melih Bulu'nun doktora tezi araktır” diye yazılar yazdırdıkları yabancı hocalardan da aynı şekilde yardım istedim ; “yardım etmem” dediler.

Normalde Boğaziçi Üniversitesi'nin ve diğer üniversitelerin hocalarının mesajlaşma guruplarında birisi akademik 3-kağıtlardan bahsettiğinde herkes bir anda donup kalıyor, sus pus oluyor, 3 maymuna dönüşüveriyor.

Boğaziçi Üniversitesi hocaları protestolarına akademik sahtekarlıklar penceresinden bakıldığında görünen şu : üniversitelerin 3-kağıt bataklığına batmış olması, umurlarında değil ; tek dertleri, kendilerine ait gördükleri devlet üniversitesinde alıştıkları iktidarlarını sürdürmek.

***

"Üniversitelerinde bilimsel sahtekarlıkların doğal karşılandığı bir ülkenin elbette tüm yaşam alanları soyulacaktır!"

Ülkedeki her sorunun temelinde üniversitelerinde bilimsel sahtekarlıkların doğal karşılanması yatmaktadır.

Üniversitelerinde bilimsel sahtekarlıklar doğal karşılandığı sürece, ara sıra soyanlar değişse de bir ülkenin tüm yaşam alanları soyulmaya devam edecektir !

Bir ülkedeki sorunları eleştirenler, yöneticiler değişir ve yerine kendi yandaşları gelirse, tüm sorunların çözüleceğini söylüyor, fakat üniversitelerinde bilimsel sahtekarlıkları doğal karşılıyor ve görmezden geliyorsa, emin olun ki eleştirdiklerinden bir farkı yoktur, tek derdi, ülkeyi kendi yandaşlarının değil, eleştirdiklerinin soymasıdır, soygun devam edecektir, belki artarak.

 (*) Dr Tansu KÜÇÜKÖNCÜ : 2001 başından beri “elverişli eko sisteme yerleşen bakteri kolonisi  benzeri hızla çoğalan zehirli sarmaşık gibi ülkemiz üniversitelerini kuşatarak boğan, çürüten, kokutan, ve çökerten” ve “danışmanından rektörüne ve YÖK'üne kadar, doktora diploması satmayı en doğal hakları olarak gören” “akademik sahtekarlık gelenekçileri”ne karşı insan hakları mücadelesi vermektedir.



...
...
...

* Rastgele Yazılar




.

* En Çok Okunanlar


.


*

*