NEDEN ?

https://plagiarism-turkish.blogspot.com


Şu sıra TBMM gündeminde olan 2547 sayılı Kanun’da öğretim elemanlarının disiplin suçlarına ilişkin yapılması düşünülen değişiklikler hakkında Bilim Akademisi’nin raporunu okumak için lütfen tıklayın

14 Temmuz 2019

Aslı KOTAMAN - Akademide hal ve gidiş sıfır (T24)

Özel okulların çoğu aynı, zaten hocalar da üniversiteler arasında dolanıp duruyor. Çoğu, ders yükünden bunalmış, kendini geliştirmeyi bırakmış, entellektüel herhangi bir şeyle uzaktan yakından ilgisi yok. Bırak üniversiteyi, hayattan bezmiş. Hazırladığı power point sunumları mezara götürecek olanlar var.

Tam içinde, kalbindeyim bu dünyanın… 15 yıl üniversitedeydim, üstelik durum git gide daha da vahim oluyor, görebiliyorum..

Tanıtım adına harcanan paralar, kütüphanelere yapılmayan yatırımlar, bolca seçmeli ders havuzu, yüksek ücretli sadece Türkçe sunum yapılabilen “uluslararası” konferanslar. Daha neler neler!.. Ya intihal?..

Bu yazı en çok müstakbel üniversite öğrencilerinin dikkatini çekebilir.

Şimdiye kadar gördüklerimi arkadaşlarıma bazı bazı anlattığımda kitap yapsana bunları diyorlardı. Geçme notu 100 üzerinden 14 olan üniversite var. 2 sene alan dersi görmeden ortak ders adı altında alanından ilgisiz dersleri alıyor öğrenciler. Artık herkes biliyor, farkında kokmuşluğun…

Öğrencilerin bazısı da farkında. Aklını başka yöne kullanıyor. 2 seneyi geçti, üniversiteye giden yolda, yokuşu inerken arkamda konuşan 3-4 (arkamda olduklarından göremedim) öğrenci konuşuyordu. Sınavları kötü geçmiş. Biri “rektöre şikâyet edelim hocayı” dedi. Ama diğerinin daha iyi bir fikri vardı. “Bu sınav Cuma gününe gelmedi mi? Sınavın sonu Cuma namazıyla çakışmadı mı? Bimer’e yazıp şikayet edelim.”

Sorun çok. Baksanıza üniversitede kişi başına düşen kitap sayısının bir elin parmaklarınn geçmediği üniversiteler var. Tanıtımlara harcanan paralar dağları aşıyor. Sonra en iyi ihtimalle hocaya nasıl yapsam da yazları maaş vermesem planları devreye giriyor haliyle.

Akademide konferanslara olan inancımı yıllar önce tazecik, dimağı körpe bir asistanken kaybetmiştim yazık… Konferanslarda kimi zaman bir gövde gösterisi gördüm, kimi zaman akademik turizm deneyimledim ama çoğu zaman birbirinden kötü sunumlar dinledim. Ünsal (Oskay) hocanın bir dersinde öğrendiğimin yüzde 1’ini öğrenemedim konferanslarda…

Güreş müsabakası gibi konferanslar

Bazı hocaların burnu çok havadaydı, bazıları ise onların küstahlığı ölçüsünde kiyafetsiz. Son dönemlerde işler hızla daha kötüye gitti. Yüksek katılım ücretli konferanslar, yurtdışında yapılan ama Türkçe sunulabilecek bildirilere açık -ki çeviri elbette yok- yurtdışından hiç bir akademisyenle temas etmeden kaçak güreşilen sunumlar. Asla beni kim dinliyor diye düşünmeden, bırakın bilime katkıyı ama en azından hafif de olsa zihin açıcı, merak uyandırıcı olmayan, ortak çalışma alanları yaratabilmeyi asla amaçlamayan onlarca konuşma. Puan, puan, puan toplama yarışı. Bir hocam, güreş müsabakası gibi derdi. Boşa harcanan zaman, üniversitelerin bu alana ayırdıkları onca para.

Katıldığım yüz konferansta aklımda kalan belki 5 konuşma, konuşmacı vardır. Madrid'te bir konferansa katılmıştım. Konferans son anda katılım çokluğundan dolayı şehirden uzak bir otele alınmıştı. Oysaki bir üniversitenin çatısı altında değilken ne ruhsuz oluyor bu konferanslar anlatamam. Yüksek katılım ücreti vardı ama ortada sunulan hiç hizmet yoktu. Su bile yok içmek isteyene. Ama dahası organizasyon sorumluları ortada yoktu. Bunlar kötü sayılıyor ya, asıl konuşmacıları dinleyenler yoktu!.. Kimse gelmesin diye duyurular sadece sunum yapacak kişilere yapılıyor sanırım. Kim, kime, niye sunum yapıyor? Kim dinliyor belli değildi. Sizden sonraki konuşmacının sizin zorunlu dinleyiciniz olduğu bir konferans düşünün!.. Böyle bir saçmalık olur mu derken organizasyondan açıklama geldi, yeni konferansımız eylül mü ekim mi bilmem, Viyana'da. A-aaa, ben bir daha utançlarından ağızlarına "k" harfini alamazlar derken, ikinciyi yapacaklardı işte.

Ben o konferansta öğrendim iç yüzünü ama sonrasında benzer onlarca konferans yapıldı hala yapılıyor. Üniversiteler konferansların katılım ücretlerini karşılamıyor ve çok seçici davranmaya çalışıyor bazen, yıl şartı koyuyor, basılı eser şartı koyuyor, buna ne kadar katılıyorum anlatamam. Gerçi “seçici” muğlak bir kelime oluveriyor bir anda. Uzun yıllardır yapılan, iyi bir organizasyon komitesi tarafından ortaya çıkarılacak kaliteli bir konferansı elbette desteklesinler ama ortalık sahte şeyhlerle dolu da olmamalı.

Akademide hal ve gidiş sıfır. Az sonra bir de tanıtım ayağını anlatacağım bu işin.

Ama önce aklıma çengel atmış bir anım var. Merkez Bankası Başkanı’nın intihal olduğu söylenen yüksek lisans tezinin haberlerini okurken, karşıma geçip göğsünü gere gere intihal yaptığını söyleyen öğrenciyi hatırlıyorum: “Ne yapacaktım, elbette birinden alacaktım, bu benim hakkım, istediğim kişiden alırım”.

Aday öğrencilere;

Üniversitelerde yıllardır tanıtım işleri yapmaktan uzman olmuştum. Sadece o da değil üniversitelerin içinde, eğrisini doğrusunu, akını karasını görüyorsun yıllar içinde. Eskiden olsa bölüm değil okul seçin arkadaşlar derdim. Okul ODTÜ ise evet okul seçin. Ya da üç-beş yer daha belki. Özel okulların birçoğu birbirinin aynı, zaten hocalar da üniversiteler arasında dolanıp duruyor. Uzun yıllardır iyi hocalar kadar kötü hocalar da var derslerde, koridorlarda, konferanslarda. Hazırlıklı olun! Çoğu hoca ders yüklerinden bunalmış, kendini geliştirmeyi bırakmış, entellektüel herhangi bir şeyle uzaktan yakından ilgisi yok. Bırak üniversiteyi, hayattan bezmiş. Hazırladığı power point sunumları mezara götürecek olanlar var.

Hatta ben kuram sevmem diyen kuramcıyla karşılaştım ben. Sevmemekle övünen ama aslında bilmeyen çok insan var, hocalar niye farklı olsun. Ölse elinden power pointlerini bırakmaz onlar zira onlar olmasa ne anlatacağını bilemez. Devlet üniversitesi hocaları bilmez, onlar hala kendilerini önemli sanıyor. Ama bolca rektöre şikayet edilen, kendisine kafa tutulan, sınıfta "hala ilgimi çekemedin" diyen öğrencileri tanır ve artık yerini bilir yeni vakıf üniversitelerin hocaları…

Öğrenciler de küstahlığı bireysellik sanır, aldanır. Dersler mümkün mertebe ortaktır. Uzun yıllar aynı hoca ve aynı kitapla idare etme ihtimalin yüksek, buna karşı dikkatli olmak gerekli. Sınavlar çoğunlukla test. 1500 kişiye aynı anda yazılı sınav yapma idealizmine düşen hoca varsa zaten o hayali de kısa sürüyor. Birçok hoca bildiğini anlatıyor ama maalesef ya az biliyor ya hiç bilmiyor. Nitelikli hocalar parmakla gösterilir halde. Onların derslerine severek, isteyerek girersiniz zorlansanız bile ve zorlanmak iyidir.

Ders programları çoğunlukla birçok bölümün ortak alacağı derslerle oluşturulduğundan üniversiteden mezun oluncaya kadar uzmanlık dersi görmezseniz şaşırmayın. Ya da seçiminizi önceden buna göre yapın.

Üniversiteye bel bağlamamak önemli

Yine eskiden olsa diyeceğim ama maalesef cümleye başka türlü başlamak zor. Eskiden olsa üniversiteye meslek sahibi olmak için giren arkadaşlara anlatmaya çalışırdım, burası meslek için değil, yanlışla doğruyu ayıracak ahlaki tutum geliştirebilmek, hayata nereden baktığını farkedebilmek, şu hayatta kapladığın iki ayakkabı içindeki yeri doldurabilmek, kendi hayatına ve başka hayatlara öğrendiklerinle dokunabilmek için diye… Ama pes ediyorum arkadaşlar, "tamam meslek sahibi olacaksınız üniversiteye girince" diyeceğimi sananlar yine yanılacak. Şimdi üniversitelerden sizleri zorlamasını beklemeyecek siz zorlayacaksınız kapıları, başka şans yok. Yoksa mesleğin m'sini bilmeden mezun olacaksınız, kesin eminim.

Peki ne önemli? Üniversiteye bel bağlamamak önemli. Mümkün olan en iyi tercihi yapmak önemli. Üniversitede okurken en az bir yabancı dili hatmetmek önemli. Nitelikli göreceğiniz hocalara yapışmak, kitap önerileri almak, bu kitapları okumak, kulüpler kurmak, yurtdışı üniversitelerin online derslerine yazılmak, staj için, dönemlik okumak için yurtdışına gitmek, yapılan projelerle yetinmeyerek araştırmak, gerekirse bölümünüzde bunları organize etmek için öncü olmak önemli.

Kim ne derse desin, çevremizi saran kültür ne kadar pespayeleşirse pespayeleşsin, iyi kitaplar okumuş olmanın, iyi yabancı dil bilmenin, çokça ülke görmüş olmanın ve hatta yaptığın işi layıkıyla yapmanın hiç eksisini görmedim bu hayatta. Hiçbir şeye faydası olmasa paşa gönlünüze olur faydası.

Ailenin parasını kötü kötü yerlerde çarçur etme!

Teknik konularda beceri sahibi olan hoca az, zira her bölümde en az 3 hoca olması gerekiyor ama bu hocalar doktoralı olmalı. Bu sebeple sektör deneyimi olan hoca oldukça az, olanların çoğu ya dış hayatta başarısız ya da okula çok az vaktini ayırıyor. İsmi kataloglarda yazan parlak hocaların dersinize uğramayabileceğini aklınızda tutun, ümidinizi buna bağlamayın. E, bölüme 3 hoca almış üniversite fazla hoca almak istemiyor, elindekilerle idare edesi var. Dolayısıyla istatistik dersi veren birinin ilgi alanı olmaksızın bilim tarihi ve hatta fotoğraf dersi vermesi bile mümkün, ders yükünü dolduramazsa.

Bu demek değil ki her şey kötü. Hâlâ bu işin olmayan hakkını vermeye çalışan hocalar yok değil. Ama dert tasa bu değil. Meslek seçimi önemli arkadaşlar, hangi mesleği yapacağınız hayatınızı belirliyor. Ama üniversite böyle bir seçim olmaktan çıkalı çok oldu. İyi üniversitelere, iyi bölümlere giren öğrenciler için biraz daha kolay elbette. Ama iş başa düşüyor, üniversiteye girdiğin ilk andan itibaren kendin için çalışmaya başlamak gerek. Yanlış anlaşılmasın. Rekabetçi ortam, yarışmacı etik değil konu. Mutlu, huzurlu bir hayat sürmek, kendine ve başkalarına faydalı olmak, dünyayı bulduğun halden daha iyi bir yere getirmek çabasında ve tatmininde olmak için. Yoksa hayatın nasıl geçeceği belli tekere çomak sokmazsanız. Aslında garantili bir hayat, kafanı bir an için bile kumdan çıkarmazsan…

Velhasıl bu seçim son değil, ama önemsiz sayılmaz. 4 yıllık emeğini, yıllarını yok yere heba edeceğine, ailenin parasını kötü kötü yerlerde çarçur edeceğine tabii ki seçimi doğru yapmak gerekir. Ama çok şey beklememeli, tek geçer akçe buymuş ve hayatın bu noktasında doğru seçim yapılmazsa hayat bitmiş gibi davranmamalı.

Umarım herkes istediği yerlere yerleşir ve ne diyelim, mutlu olur seçimleriyle. Kolay gelsin!

10 Haziran 2019

Dinçer GÖKÇE - Akademide ‘oto yıkamacı’ şoku (Hürriyet)

TÜBİTAK tarafından incelenen 15 bilimsel derginin para karşılığı yayın anlamına gelen ‘yağmacı yayıncılık’ yaptığı ortaya çıktı. TÜBİTAK raporunda, dergilerin sahibi şirketin yayıncılık dışında oto yıkama, haşere ile mücadele, organik tarım, kozmetik gibi birçok alanda faaliyet gösterdiği kaydedildi. Rapor üzerine YÖK de üniversiteleri uyardı.
AKADEMİSYENLERİN atama, yükseltme ve aldıkları akademik teşviklerde, yayımladıkları bilimsel makaleler önemli bir yer tutuyor. Çok sayıda derginin de ortaya çıkmasına yol açan bu durum, zaman zaman ‘para karşılığı yayın’ tartışmalarıyla gündeme geliyor. TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu tarafından da konuya ilişkin kapsamlı bir inceleme yapıldığı anlaşıldı. Kurul, şikâyete konu dergilerin imtiyaz sahibi Güven Plus Grup AŞ, şirketin kurucusu Murat Korkmaz ile bu şirket ile aynı adreste bulunan İstanbul Bilim ve Akademisyenler Derneği’ni mercek altına aldı. Dernek adına yayınlanan 15 dergi ile yüzlerce makale tek tek incelendi.
BİR YILLIK YAYINLAR İNCELENDİ
Bir yıldan fazla süren ve 15 derginin bir yıllık sayılarına ilişkin yapılan inceleme sonrası kapsamlı rapor hazırlandı. Dergilerde makalesi yayınlanan 55 akademisyenin ismine yer verilen raporda özetle şu tespitler yer aldı:
- “Dergilerde uluslararası bilim kurullarının yer aldığı belirtiliyor. Bu kurullarda isimleri yer alan kişilerin gerçekte dergiyle bir ilgilerinin olup olmadığı belli değil. Dergilerde görev alan kişilerin aynı dergilerde çok sayıda yayınlarının olması etik ihlalidir.
- Dergileri çıkaran şirketin sitesine göre, yayıncılığın yanı sıra, araba yıkama, temizlik, ilaçlama, kozmetik, promosyon gibi işleri de yapıyor. Bütün bu farklı işler de tek bir ofiste gerçekleştiriliyor. Bu şirketin dergilerine başvurularda ücret alınıyor. Dergiler yoluyla düzenlenen kongre ve konferanslarda katılımcılardan ücret alınıyor.
FARKLI UNVANLAR
- Dergilerin yönetiminde ismi geçen bazı akademisyenler, Korkmaz’ın eğitimi konusunda bilgi sahibi değil. Korkmaz, sahte akademik unvan kullandı. Yazışmalarda kimi zaman “Doç. Dr.” kimi zaman ise “Prof. Dr.” unvanı var. Korkmaz, sahibi olmadığı unvanları kullanarak çıkar sağladı. Hakkında ‘sahtecilik’ şüphesi tespit edildi. Farklı disiplinlerdeki dergilerde çok sayıda makalenin yazarı olarak yer aldı. Bu durum, ‘haksız yazarlık’ şüphesine yol açtı.
ŞERİF MARDİN’İ BİLE GEÇTİ
- Korkmaz’ın 2010’da 7 makale ile başlayan serüveni 2011 yılında 23 makale, 2012 yılında 43 makaleyle devam etti. 2016 sonuna gelindiğinde ise 261 yayınla erişilmesi zor bir rakama ulaştı. Korkmaz, 2017 ve 2018’de kendisi hakkında inceleme başlatıldıktan sonra makale yayınlama sayısında çok ciddi düşüş oldu. Oysa dünyanın işletmecilik alanında en üretken akademisyenlerinden biri olan Prof. Dr. Tamer Çavuşgil bile 40 yılda ancak 200 civarında makale yayınladı. Prof. Dr. Şerif Mardin ise 60 yılda yaklaşık 170 makaleye imza attı.
DERİN ETİK İHLALİ
- Haksız yazarlık ve sahtecilik yapan Korkmaz’ın sahtecilik durumu yargıya intikal ettirilmeli. Korkmaz’ın sahibi olduğu dergilerin yağmacı yayıncılık açısından incelenmesi için YÖK ve Üniversitelerarası Kurul’un (ÜAK) görüşüne sunulmalı. Dergilerin yayıncılığını bizzat Korkmaz yürütüyor. Buna rağmen, dergilerin İstanbul Bilim ve Akademisyenler Derneği yayın organı olarak sunulması Güven Plus AŞ ile derneğin aynı adreste faaliyet göstermesi derin etik ihlal kuşkuları oluşturuyor. Akademik kaygılardan ziyade çıkar amaçlı bir organizasyonun söz konusu.
- Akademik olarak yükselmek ve uluslararası endekslerce taranan dergilerde yayın yapmak isteyen akademisyenler şirketin müşterileri oldu. Bu dergilerin yayın kurulu, editör kurulu ve diğer yönetim mekanizmalarında ismi yer alan kişiler derhal kurumlarına bildirilmeli. Etik kural ihlali çok sayıda dergide ve birçok akademisyeni de kapsayacak şekilde gerçekleştirilmiş.
- Haberleri olmadan tanınmış kişiler yazar olarak eklendi. Hediye yazarlık kapsamında eklenen isimler arasında Dr. Kazım Selçuk Tuzcuoğlu, Doç. Dr. Murat Ercan ve Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu da var.”
ÜNİVERSİTELERE YAZI
Hazırlanan rapor sonrası TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu gerekçeli kararını 26 Mart’ta hazırladı. TÜBİTAK’tan Korkmaz’a gönderilen 25 Nisan tarihli yazıda, kendisi hakkında 5 yıl süreyle yaptırım kararı alındığı bildirildi. 3 Mayıs’ta ise TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ın imzasını taşıyan yazı YÖK’e gönderildi. Yazıda, Korkmaz’ın etik ihlali yaptığı, yayıncısı olduğu dergilerin de yağmacı yayıncılık yaptıkları kaydedildi. YÖK Hukuk Müşavirliği de TÜBİTAK’tan gelen yazıyı, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı ve tüm üniversitelere gönderdi. Yazıda “Murat Korkmaz’ın sahibi ve yazarı olduğu dergilerin, akademik teşvik, atama ve yükseltmelerde değerlendirme dışı bırakılması...” denildi.
YAPTIRIM NEYİ KAPSIYOR?
TÜBİTAK yönetmeliğine göre ‘haksız yazarlık’ yaptığı tespit edilen kişilere 5 yıl süreyle yaptırım uygulanabiliyor. Yaptırım uygulanan kişi, TÜBİTAK desteklerinden mahrum kalıyor. Murat Korkmaz’a TÜBİTAK tarafından yapılan bildirimde “Kurumca desteklenme kararı verilen veya yürütülmekte olan her türlü proje, burs ve etkinlik görevlerinizin sonlandırılmasına, başvuruların kabul edilmemesine, kurum destekli yayın ve sunum yapmamanıza karar verildi” denildi.
‘O YAZARLAR PROFESÖR DOÇENT OLDU’
- Murat Korkmaz, Hürriyet’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:  “Bana verilen 5 yıllık cezaya karşı hukuki süreç başlatacağız. Haksız alınmış bir karar. Bizim dergilerimizde makaleleri yayımlanan bazı akademisyenler doçent oldu bazısı ise profesör. Her dergi yılda 3-4 sayı çıkıyordu. Her dergide onlarca yazar yer aldı. Bu, yüzlerce belki de binlerce akademisyeni ilgilendirir. Bu durum onlar için de kötü. Olumsuz etkilenebilirler. Ben şirketi kurdum ama sonra hissemi devrettim. Sigortalı çalışanım. Yayıncılık dışında emlakçılık da yapıyoruz. Dergicilikten para kazanamadık. Şirketin toplam 4 çalışanı var.”
ŞİRKETTEN YÖK’E YANIT
- YÖK yazısının bütün üniversitelere gönderilmesine, dergilerin imtiyaz sahibi Güven Plus Grup AŞ adına tepki gösterildi. Şirket adına noter yoluyla YÖK’e gönderilen 31 Mayıs tarihli yazıda özetle şöyle denildi:  “Rektörlükler eli ile tüm üniversite personeline hakkımızda gönderilen yazı kişilik ve özlük haklarına aykırı. TÜBİTAK sadece Murat Korkmaz’a 5 yıl süreyle ceza verdi. Bu durum, derneği ve şirketi bağlamıyor. Şarlatan ve yağmacı olarak adlandırılan dergilerin hiçbiri ücretli değil. Dergilerin bilimsel yönetimi tamamen ilgili editörlerine ait… Dergilerin, etik ihlal ve yağmacı dergi sınıfına alınması, editör, yazar ve hakem heyetlerini de zan altında bırakıyor.”

2 Haziran 2019

Gülsen SOLAKER - Türkiye'nin bilimsel yayın karnesi zayıf (Deutsche Welle Türkçe)

Kuran dinletilen balıklar daha hızlı mı büyüyor? Şeytanla mücadele edecek insanın eğitimi nasıl olmalı? Son yıllarda bilimsel yayın olarak sunulan bu araştırmalar kamuoyunda tartışma yaratırken, buna benzer örnekler Türkiye’deki üniversitelerin bilimsel yayın kalitesinin sorgulanmasına yol açıyor.
İstatistikler Türkiye’de son yıllarda üniversitelerin ve buna paralel olarak bilimsel yayın sayısının artmasına rağmen yayın kalitesinin giderek düştüğünü gösteriyor.
Türkiye'de şu anda 206 üniversite bulunuyor. Scientific Journal Rankings verilerine göre 2017’de Türkiye dünya bilimsel yayın sayısı sıralamasında 19'uncu sırada; buna karşılık Türkiye’den çıkan yayınlara yapılan ve yayının kalitesini gösteren uluslararası atıf sayısı her geçen yıl önemli oranda düşüyor.
ODTÜ bünyesinde 2009'da kurularak Türkiye ve dünya üniversite sıralamalarını yapan URAP'ın (Akademik Performansa Göre Üniversite Sıralaması) koordinatörü, ODTÜ eski Rektörü Ural Akbulut durumu DW Türkçe’ye şu sözlerle özetliyor:
Ural Akbulut
Ural Akbulut
"Dünyada bilimsel makaleler kalite açısından dört gruba ayrılır. Saygınlık açısından ilk yüzde 25’lik dilim en yüksek kalitededir, sonra saygınlık oranı giderek düşer. Son yüzde 25’lik dilim saygın bile denilemeyecek makalelerdir, ya çok az atıf alır ya da hiç almazlar. Bizim araştırmalarımıza göre dünyanın ortalaması genelde ilk ve ikinci yüzde 25 civarında, üçüncü ve dördüncü dilimde dünyada çok az makale var. Türkiye'de ise tam tersi.”
Üniversite sayısı artarken kalite düşüyor mu?
Akbulut, son yıllarda Türkiye’de dördüncü kategori makale sayısında ciddi oranda artış bulunduğunu belirterek, çok fazla üniversite açılması ve bunlara öğretim üyesi bulunamaması, yeni açılan bazı üniversitelerin standartları düşük doktora vermesi ve bu kişilerin öğretim üyesi olmasının bunda etken olduğunu belirtiyor.
Hacettepe Üniversitesi emekli öğretim üyesi İskender Sayek de bilimsel yayınların özgün olması ve bilime yaptığı yeni katkısının öneminin altını çizerek, "bilimsel çalışmaların nitelik açısından değil nicelik açısından değerlendirilmesi ve bununla da övünülmesini” ana sorunlardan birisi olarak gösteriyor.
Sayek, tam bir planlama yapılmaksızın, altyapı, olanaklar ve insan gücü kaynakları oluşturulmadan, gereğinden çok üniversite açılmasının sakıncalarına dikkat çekiyor.
Cumhuriyet gazetesinin Bilim ve Teknoloji Yayın Yönetmeni Orhan Bursalı da DW Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, üniversite sayısının artmasının bilimsel yayınların kalitesini teşvik edici bir unsur olamadığını söyleyerek, yeni kurulan üniversitelerde de nitelikli araştırmacılar bulunduğunu ancak sayılarının az olduğunu belirtiyor.
Sahte dergi ve kongreler sorunu
Türkiye’deki bilimsel yayınların kalitesini olumsuz yönde etkileyen bir başka faktör de “yağmacı/sahte” olarak adlandırılan dergi ve kongreler.
Ural Akbulut’un tanımıyla “sahte” dergiler etki değeri düşük dergilerden farklı olarak tamamen sahte ve parayla makale basıyor, dolayısıyla bilimsel güvenilirliğe sahip değiller. Akbulut, bu dergilerin Türkiye’deki bilimsel yayın kalitesine ne kadar olumsuz etki yaptığının fark edilmesinin uzun zaman aldığını ve bu sırada birçok insanın bu dergilerde yayımlanan makalelerle doçent ya da profesör olduğuna işaret ediyor.
Cumhuriyet Üniversitesi'nden Selçuk Beşir Demir'in Journal of Informetrics dergisinde Kasım 2018’de yayımlanan makalesine göre, dünyada en çok sahte dergi çıkaran ülkeler arasında Hindistan ve Nijerya ile birlikte Türkiye de var. Bu çerçevede Yüksek Öğretim Kurumu’nun (YÖK) geçtiğimiz Mart ayında bu dergilerdeki yayınların akademik yükseltmelerde artık etken olmayacağı yönünde aldığı karar akademik çevrelerde olumlu karşılandı.
YÖK’ün kararını hem Akbulut hem de Sayek doğru bulsa da yeterli görmüyor. Sayek’e göre “araştırma ile ilgili ulusal ve kurumsal politikalar oluşturmak, öncelikli alanları belirlemek, Türkiye’ye özgün sorunları değerlendiren araştırmaları teşvik etmek, araştırmaya bütçe ayırmak ve bu bütçenin doğru kullanıldığını izlemek” önem taşıyor.
Bu tür dergilerin yanı sıra ciddi akademik çevrelerin çok rahatsız olduğu bir başka sorun da sahte kongreler. Akbulut bu kongreleri şu sözlerle anlatıyor:
"Sahte kongre olayında herhalde dünyada maalesef belli bir yere gelmişizdir diye düşünüyorum. Çünkü bazıları non-stop kongre düzenliyor. Aynı kongrede bir bakıyorsunuz biyolojiden başlıyor, teknoloji, mühendislik, makine, elektrik bütün alanları sıralıyorlar. ‘Ne olursan ol gel, yeter ki bize o parayı ver' diyorlar yani.”
Rektörleri cumhurbaşkanının ataması
Türkiye’deki bilimsel yayınların kalitesini etkileyen faktörler arasında üniversitelerde özgürlük ortamının eksikliğine de değiniliyor.
Bursalı, rektörlerin hükümet ve cumhurbaşkanı tarafından atanmış olmaları ve bu atamalarda bilimsel kriterlerden daha çok hükümete yakınlığın dikkate alınmasının özgürlük ortamını zedelediğini belirterek, üniversitelerin “kontrol altında tutulması gereken yerler” olarak görülmesinin yanlış bir tutum olduğunu ifade ediyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1960 askeri darbesinden sonra üniversiteden atılmasıyla Almanya’ya giden bilim adamı Fuat Sezgin için geçtiğimiz günlerde düzenlenen törende “İlim insanına sahip çıkmadığınız zaman, işte ona Alman sahip çıkar” sözlerini sarf etmişti. Türkiye’de ise kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) 15 Temmuz darbe girişiminin ardından binlerce akademisyen üniversitelerden ihraç edildi.
İlker Birbil
İlker Birbil
Hollanda'da bulunan Rotterdam Erasmus Üniversitesi'ne bağlı Ekonometri Enstitüsü'nde Veri Bilimi ve Optimizasyon alanında öğretim üyesi olan Prof. Dr. İlker Birbilde son dönemdeki olumsuz ortamdan etkilenerek Hollanda'ya giden bir bilim insanı.
DW Türkçe’ye konuşan Birbil, sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada bir makale enflasyonu bulunduğunu belirtirken, yayın sayısından ziyade bilimsel olarak kendini ispat etmiş insanlara öncelik verilmesinin şart olduğunu düşünüyor. Başarılı birçok akademisyenin hayatlarının KHK'larla “insafsızca karartıldığını” vurgulayan Birbil, şöyle konuşuyor:
“Bu akademisyenler üniversitelerinden koparıldılar, pasaportlarına el konuldu. Arkadaşlarına bu haksızlığın reva görülmesine, üniversitede kalan diğerleri -belki mucip sebeplerle- ses çıkaramadılar. Sus pus olmuş bir üniversite, üniversite olmaktan çıktı. Yani hem gidenlerin yarattığı boşluk, hem de kalanların içine düşürüldükleri durum yüzünden üniversitelere iki kez darbe vuruldu.”
Gülsen Solaker
© Deutsche Welle Türkçe


.

Etiketler

A. Murat Eren (14) Açık Bilim (1) AçıkRadyo94.9- AçıkBilinç (1) AdaManşet (1) Adnan Atalay (1) Adnan Fatih Kocamaz (1) AFRİKA Gazetesi (1) AGOS (1) Ahmet Yıldırım (12) AİHM (2) AKADEMİ TAKİP (1) Akademi-Haber (1) ALAKARGA (1) Ali Demir (2) Ali Rıza Taşkale (1) Almanya (7) Alper Hançerlioğlu (1) Anadolu Universitesi (1) ANAKARDER (1) Anayurt (2) Annette Schavan (4) AntalyanınHaberi (1) ArtıGerçek (1) Aslı Kotaman (1) Ayşe Başel (2) Ayşe Çavdar (1) Ayşe Kora (1) Azem Haslaman (1) Baro Dergisi (1) BASIN AÇIKLAMASI (2) Baybars Külebi (1) Bayram Kaya (1) BBC Türkçe (3) Bekir Karlık (2) Belgeler (5) Bengü Sezen (1) BİA (1) BİANET (1) Bilge Can Yıldız (1) BİLGİ ÇAĞI (1) Bilim Akademisi (1) Bilim Güncesi (1) Bilim ve Gelecek (2) Bilim ve Ütopya (1) BilimKurguKulübü (1) bilimSoL (2) Bilkent Asistan (1) BirGün (4) Burak Cop (1) Burak İzgi (1) Burhan Ayeri (1) Can Ender Gökçe (1) Canan Atalay Aktuğ (1) CBT (31) Cezalar (1) CİHAN (1) CNNTürk (1) Cumhuriyet (6) Cüneyt Ülsever (2) Çiğdem Toker (1) ÇOMU (1) ÇOMÜ (1) D. Çiğdem Sever (1) Danıştay Kararı (1) Debora Weber-Wulff (1) Derviş Doğan (2) DHA (1) Diederik Stapel (1) Diken (1) Dilek Gedik (1) Dinçer Gökçe (1) Doç. Dr. Burhanettin Kaya (1) Doç. Dr. Doğan Yücel (1) Doç. Dr. Erkan Yüksel (1) Doç. Dr. Hakan Mıhcı (1) Doç. Dr. Kudret Özersay (1) Doç. Dr. Selçuk Can (2) Dr Defne Üçer Şaylan (1) Dr. A. Murat Eren (8) Dr. Çağrı Yalgın (1) Dr. Hakan Özdener (2) Dr. Kaan Öztürk (9) Dr. Murat Kılıç (1) Dr. Murat Yıldırım (1) Dr. Nihal Engin Vrana (2) Dr. Ömer Gökçümen (2) Dr. Ömür Yılmaz (2) Dr. R Serpkenci (1) Dr. Sinan Korukluoğlu (1) Dr. Şükran Gölbaşı (1) Dr. Tansu Küçüköncü (27) Dr. Umut Özkaleli (4) Dr. Zehra Taşkın (1) Dünya Bülteni (1) düzensiz.org (1) DW-Türkçe (2) Ege Üniversitesi (9) Eğitim Ajansı (1) Eğitim Sen (2) Ekrem Sakar (1) El Naschie vakası (1) EMO (1) Emrah Göker (2) Emre Can Dağlıoğlu (1) Emre Sevinç (1) EnagoAcademy (1) Enis Meriç (3) Ercüment Tunçalp (1) Erdal İzgi (2) Erdem Ergen (1) Erdem Uçar (2) Ergün Kasap (4) Erman Çete (1) Ertan Keskinsoy - 2006 (1) Esra Öz (1) Evrim Ağacı (1) Faruk Çakır (1) Faruk Köse (1) feyerabend (1) Fikir Ağacı (1) GATA (2) Gazete soL (5) Gazi Üniversitesi (1) Gökçer Tahincioğlu (1) GUNİDER (1) Gülsen Solaker (1) Güncel Anestezi (1) Gündem Kıbrıs (1) Güney Kore (1) Güngör Mengi - 2005 (1) Güven Güzeldere (1) GYTE (1) H.İbrahim Dursun (1) Haberler (111) HABERTÜRK (16) Hakan Çırak (1) Hakan Hastaoğlu (1) Hakan Murat Korkmaz (3) Halil İ. Dursun (4) Harun Kemal Öztürk (1) Haşmet Babaoğlu (1) Havadis Gazetesi (2) Hayriye Mengüç (1) HBT (5) HerkeseBilimTeknoloji (2) Heyula.net (1) HUDUT Gazetesi (1) Hürriyet (3) Hüseyin Ekmekçi (1) Işıl Öz (4) İhsan Doğramacı (2) İleri Haber (1) İleriBilim (1) İlke Kızmaz (1) İntihal (1) İrfan O. Hatipoğlu (2) İsmail Naci Cangül (1) İTÜ (4) İzmir Haber Expres (1) İzzet Özgenç (6) Kaan Doğan Erdoğan (1) Kadir Boğaç Kunt (1) Kamuoyuna Duyuru (1) Kemal Göktaş (1) Kıbrıs Onlıne (1) Kıbrıs Time (2) KKTC (14) Macaristan (4) Mahmut Lıcalı (2) Marmara Üniversitesi (1) Matematik Dünyası (1) Mazlum Uyar (3) Medimagazin (6) Melih Aşık (1) Melis Alphan (1) memurlar.net (1) meren (5) Metin Münir (11) Metin Özdemir (1) Milliyet (6) Mine G. Kırıkkanat (1) Muhalefet Şerhi (1) Murat Bardakçı (12) Murat Belge (1) Murat Korkmaz (3) Musa Kesler (2) Mustafa Gündoğan (1) Mustafa Helvacı (10) Mustafa Kömüş (1) Mümtazer Türköne (1) Mürsel Sezen (1) Nature (1) Nedim Erinç (1) Neşe Doster (1) Neşeli Beyin (1) Nihat Halıcı (1) NTV (5) NTV BİLİM (2) ntvmsnbc (1) Nuran Çakmakçı (4) Nurettin Öztatar (2) Nuriye Akman (1) ODA TV (1) OdaTv (2) ODTÜ (6) ODTÜ-OED (1) Oğuzhan (1) OMU (3) Onur Çağdaş Artantaş (1) Onur Erem (1) Orhan Bursalı (11) Orhan Orhun Ünal (1) Ömer Dinçer (3) Ömer Erbik (1) ÖSYM (1) Özgür Aydın (1) Özlem Uçar (2) Pal Schmitt (3) Pamukkale Üniversitesi (1) Paul Wouters (1) Pelin Batu (1) Pervin Kaplan (4) Prof. Dr. Ahmet İnam (1) Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta (1) Prof. Dr. Ali Akdemir (1) Prof. Dr. Ali Alpar (1) Prof. Dr. Ali Birinci (2) Prof. Dr. Alpar Sevgen (1) Prof. Dr. Altan Onat (2) Prof. Dr. Ayşe Erzan (4) Prof. Dr. Bahattin Baysal (2) Prof. Dr. Baki Akkuş (1) Prof. Dr. Celal Şengör (2) Prof. Dr. Çetin Kaya Koç (1) Prof. Dr. Engin Meriç (1) Prof. Dr. ersin Yurtsever (1) Prof. Dr. Eser Karakaş (1) Prof. Dr. Fatih Özatay (1) Prof. Dr. Fatma Suna Kıraç (1) Prof. Dr. Fulya Tanyeri (1) Prof. Dr. Güneş Uçar (1) Prof. Dr. Hakan S. Orer (1) Prof. Dr. Hakkı Kahraman (1) Prof. Dr. Haldun Güner (1) Prof. Dr. Haluk Geray (1) Prof. Dr. Haluk Şahin (1) Prof. Dr. Hasan Seçen (1) Prof. Dr. Hasan Yazıcı (4) Prof. Dr. Hüseyin Akan (1) Prof. Dr. İ. Halûk Gökçora (1) Prof. Dr. İlber Ortaylı (1) Prof. Dr. İlker Birbil (2) Prof. Dr. İlter Turan (1) Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın (1) Prof. Dr. İzge Günal (2) Prof. Dr. İzzettin Önder (1) Prof. Dr. Kayhan Kantarlı (13) Prof. Dr. Kor Yereli (1) Prof. Dr. Kurtuluş Töreci (3) Prof. Dr. Levent Doğancı (5) Prof. Dr. Levent Sevgi (3) Prof. Dr. Mehmet Altan (2) Prof. Dr. Metin Balcı (7) Prof. Dr. Mustafa Bekir Selçuk (1) Prof. Dr. Mustafa Çetiner (1) Prof. Dr. Naci Görür (1) Prof. Dr. Nazmi Kozak (1) Prof. Dr. Nurettin Abacıoğlu (1) Prof. Dr. Orhan Gölbaşı (1) Prof. Dr. Osman Demircan (1) Prof. Dr. Osman İnci (2) Prof. Dr. Özer Bekaroğlu (1) Prof. Dr. Ramazan Aşcı (1) Prof. Dr. Recai Dönmez (1) Prof. Dr. Rıdvan Karluk (19) Prof. Dr. Rıfat Okçabol (1) Prof. Dr. Selçuk Candansayar (1) Prof. Dr. Suat Çağlayan (1) Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu (1) Prof. Dr. Tahsin Yeşildere (2) Prof. Dr. Taner Özbenli (1) Prof. Dr. Tayfun Atay (1) Prof. Dr. Toktamış Ateş (1) Prof. Dr. Türker Alkan (1) Prof. Dr. Uğur Eser (1) Prof. Dr. Ural Akbulut (3) Prof. Dr. Yusuf Altıntaş (1) Prof. Dr. Zafer Ercan (2) Prof.Dr. Cevdet Coşkun (1) Prof.Dr. Murat Özmen (1) RADİKAL (5) Rahim Er (1) Reyhan Oksay (1) Romanya (1) Röportaj (1) Rusya (1) SABAH (1) SabitFikir (2) Sahte Dergiler (16) Sahte Konferanslar (15) SahteDergiler (17) SahteMakaleler (13) SahteTezler (1) Sakarya Gazetesi (18) sarkac.org (2) Sefa Kaplan (1) Selçuk Beşir Demir (1) Selma Kasap (1) Semuhi Sinanoğlu (1) Serdar Hiçdurmaz (1) Serkan Anılır (6) Seval Çetin (1) Sibel Oral (1) soL-Bilim (2) soL-Haber (6) StarKIBRIS (1) subjektif.org (4) Şahin Aybek (1) ŞALOM (1) Şükrü Bülent Türtat (1) T24 (8) TAD (1) Taraf (2) Togan Kafesoğlu (1) Toplumsal Cinsiyet ve Azınlıklar Enstitüsü (2) Trakya Üniversitesi (3) Tufan Erhürman (1) Tunca Öğreten (1) Turgut Öziş (2) TÜBA (2) TÜBAV (1) TÜBİTAK (4) Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi (1) Tülay Sağlam (1) Türk Tabipleri Birliği (1) Türkiye Gazetesi (1) TürkRus (1) UKÜ (1) Umur Talu (1) Umut Newbury (1) UOUD (1) Üniversite Konseyleri Derneği (1) WASET (9) Y. Doç. Dr. Kaan Öztürk (14) Y. Doç. Dr. Aytekin Aydemir (1) Y. Doç. Dr. Fatih Bayraktar (1) Y. Doç. Dr. Fatih Gürsul (1) Y. Doç. Dr. Mehmet Somel (1) Y. Doç. Dr. Nevzat Artuç (1) Y. Doç. Dr. Özgür Öktel (1) Y. Doç. Dr. Raşit Bilgin (1) Y. Doç. Dr. Serhan Ada (1) Yahya Fidan (3) Yakalanırsınız (1) YALANSAVAR (1) Yalçın Doğan (1) Yargıtay Kararı (2) Yarınlar (3) YEDİKITA (1) Yeni Asya (1) Yeni Düzen (1) Yeniçağ (1) YeniHayat (1) YeniŞafak (1) Yiğit Kocagöz (1) Yorumlar (101) Yoshiki Sasai (1) YÖDAK (8) YÖK (24) Yrd. Doç. Güner Coşkunsu (1) Yusuf Doğan (1) Zaman (3) Zeynep Şarlak (1) Ziya B. Güvenç (1) Ziya Güvenç (3) Zülfü Livaneli (2)

.


 En Çok Okunanlar