NEDEN ?

https://plagiarism-turkish.blogspot.com


Yükseköğretimde Gözetim ve Denetim - Yasal Çerçeve ve Uygulamalar -
Devlet Denetleme Kurulu Raporu (2009) lütfen tıklayın

2547 sayılı Kanun’da öğretim elemanlarının disiplin suçlarına ilişkin yapılması düşünülen değişiklikler hakkında Bilim Akademisi’nin raporu (2016) lütfen tıklayın

Bilim Akademisinin Sahte Belge ve İmza Üretimi Hakkındaki Açıklaması (2025) lütfen tıklayın

“Sahte Diploma Soruşturması” Hakkında Kamuoyu Bilgilendirmesi - Türkiye Barolar Birliği (2025) lütfen tıklayın

13 Mayıs 2026

Akademik Çöküş: Geri Çekilen Zombi Makaleler Bilimsel Literatürü Zehirlemeye Devam Ediyor (LabHaber)

Bilim Dünyasında Giderek Büyüyen ‘Zombi Makale’ Krizi

Akademik dünyada yazılı olmayan bir kural vardır: Eğer bir makalede etik dışı uygulamalar, manipüle edilmiş veriler veya ciddi metodolojik hatalar tespit edilirse, o makale yayınlandığı dergi tarafından geri çekilir (retraction) veya üzerine bir uyarı notu düşülür. Beklenti, araştırmacıların güvenilmez hale gelen bu çalışmaları artık referans olarak kullanmaması yönündedir. Ancak, bilimsel yayıncılık ekosistemi üzerinde yapılan yeni ve kapsamlı bir araştırma, gerçeğin çok daha karanlık olduğunu gözler önüne serdi.

Uluslararası bibliyometri araştırmacılarının literatürde ‘zombi makaleler’ (zombie papers) olarak adlandırdığı bu yayınlar, resmi olarak iptal edilmiş veya işaretlenmiş olmalarına rağmen, yeni bilimsel çalışmalarda fütursuzca atıf almaya ve araştırmaları yönlendirmeye devam ediyor. Yeni yayınlanan bir ön baskı (preprint) çalışması, dergilerin uyguladığı yaptırımların ve yayınlanan editoryal bildirimlerin, sorunlu makalelerin atıf hızını yavaşlatmada neredeyse hiçbir işe yaramadığını çarpıcı verilerle kanıtladı.

172 Makale, 10 Binden Fazla Atıf: Vahim Bir Vaka Analizi

Aberdeen Üniversitesi’nden Hugo Studd ve Alison Avenell ile Auckland Üniversitesi’nden Andrew Grey ve Mark J. Bolland’ın başını çektiği dört kişilik bir bilimsel veri dedektif ekibi, İran’daki Kashan Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde görev yapan beslenme araştırmacısı Zatollah Asemi’nin mercek altına alınan 172 klinik araştırma makalesini analiz etti.

Araştırmacıların literatürdeki atıf verilerini derleyerek ortaya koyduğu tablo, bilimsel doğrulama mekanizmalarının iflasını işaret ediyor. İncelenen 172 makalenin dağılımı şu şekilde gerçekleşti:

  • 23 Makale: Tamamen geri çekilmiş (Retracted).
  • 38 Makale: Endişe beyanı (Expression of concern) almış.
  • 41 Makale: Çeşitli türlerde editoryal uyarı notlarına tabi tutulmuş.
  • 70 Makale: Henüz herhangi bir yaptırım veya işaretleme almamış.

2019 yılında söz konusu dört araştırmacı, bu makaleleri yayınlayan dergilerle iletişime geçerek etik dışı davranışlar, çalışma tasarımıyla uyuşmayan sonuçlar ve ciddi veri düzensizlikleri konusunda uyarılarda bulunmuştu. Yapılan analiz, bu makalelerin kolektif olarak 6.000’den fazla yeni makalede, toplamda 10.000’den fazla kez atıf aldığını gösterdi.

Editoryal Yaptırımlar Atıf Hızını Kesmiyor

Araştırmanın en çarpıcı bulgusu, bir makalenin ‘kara listeye’ alınmasının onun popülaritesini etkilememesi oldu. Hem sorunlu olduğu işaretlenen hem de henüz bir uyarı almayan makaleler için atıf oranları, yayınlandıktan sonraki 45 ila 65 ay arasında istikrarlı bir şekilde artarak zirveye ulaştı ve sonrasında her iki grupta da benzer düşüş eğilimleri gösterdi. Makalenin yazarları durumu şu sözlerle özetliyor:

Yayıncıların verdiği editoryal tepkilerin; ister makaleyi geri çekme, ister endişe beyanı yayınlama veya editoryal bir not düşme olsun, makalenin atıf alma oranı üzerinde herhangi bir anlamlı etki yarattığına dair çok az kanıt bulduk.

Peki bu nasıl mümkün olabiliyor? Uzmanlara göre sorunun temelinde, bilimsel dergilerin inanılmaz derecede yavaş işleyen hantal bürokrasisi yatıyor. Sorunlu makaleler için bir yaptırım kararının yayınlanması, yayım tarihinden itibaren ortalama beş yıl sürüyor. Araştırmacı Andrew Grey’in 2021 yılında dergilerin tepki süreleri için kullandığı “Evet, oldukça yavaş” ifadesi, aslında sistemin kalbindeki çürümeyi özetliyor.

Sisteme Entegre Olan Zehir: Araştırma Genellenebilir mi?

Beş yıllık gecikme süreci, sorunlu verilerin çoktan literatürün kılcal damarlarına sızmasına neden oluyor. Bu zombi yayınlar, veritabanlarına ve dijital kütüphanelere kök salıyor, otomatik referans yönetim sistemleri üzerinden araştırmacıların tezlerine ve makalelerine kopyalanıyor.

Çalışmanın yalnızca bir yazarın makalelerini kapsaması nedeniyle genellenebilirliği konusunda tartışmalar olsa da, araştırmayı yürüten ekip tehlikenin küresel boyutta olduğunu savunuyor. Zira söz konusu 172 klinik deneme, 25 farklı büyük yayıncının çatısı altındaki tam 65 farklı dergide yayımlandı. Wisconsin-Madison Üniversitesi Bilgi Kalitesi Laboratuvarı direktörü Jodi Schneider, sonuçların tamamıyla genellenebileceğinden emin olmasa da şu önemli vurguyu yapıyor: Araştırma topluluğu için oldukça değerli ve sarsıcı sonuçlar barındıran bir analiz.

Klinik denemeler ve beslenme bilimleri gibi doğrudan insan sağlığını ilgilendiren konularda, manipüle edilmiş verilere dayanan bu tür zombi makalelerin tıbbi kılavuzlara ve tedavi protokollerine sızma ihtimali, akademik bir etik tartışmasının çok ötesinde, global bir halk sağlığı krizi potansiyeli taşıyor.

Editör Yorumu!

Türkiye akademisinde ve laboratuvar ekosisteminde, yayın sayısının ve atıf metriklerinin akademik yükselme kriterlerinde (ÜAK ve YÖK standartları) ile teşvik ve proje desteklerinde (TÜBİTAK, TÜSEB) ne denli belirleyici bir rol oynadığı bilinen bir gerçektir. Küresel boyutta patlak veren bu 'zombi makale' krizi, ülkemizdeki araştırmacıların literatür taraması süreçlerini ve veritabanı kullanım alışkanlıklarını acilen ve radikal bir biçimde gözden geçirmeleri gerektiğini gösteriyor. Özellikle biyomedikal ve klinik araştırmalar alanında faaliyet gösteren bir Türk laboratuvarının veya hastane biriminin, uluslararası literatürdeki geri çekilmiş bir veriyi fark etmeden referans alarak yeni bir projeye temel yapması; yalnızca milyonlarca liralık ulusal Ar-Ge bütçesinin israf edilmesi anlamına gelmez, aynı zamanda ülkemizin bilimsel prestijini de sarsar. Türkiye'deki üniversite kütüphanelerinin ve TR Dizin, YÖKSİS gibi ulusal araştırma veritabanlarının 'Retraction Watch' veya benzeri doğrulama mekanizmalarıyla API düzeyinde entegre çalışması artık dijital bir lüks değil, bilimsel etiğin ve veri güvenliğinin zorunluluğudur. Kurumlar, projeleri fonlamadan veya yayınları değerlendirmeden önce referans listelerini otomatik 'zombi yayın' filtrelerinden geçirecek algoritmik sistemleri hızla devreye almalıdır.

!

Türkiye yırtıcı, şaibeli, sahte ve fake dergilerde en çok yayın yapan 3. ülke

Predatory journals: Who publishes in them and why? - Selçuk Beşir Demir Dünyanın en prestijli dergilerinden biri olan Elsevier tarafınd...

Predatory journals: Who publishes in them and why?

.....................................................................


...
...
...

* Rastgele Yazılar




.