NEDEN ?

https://plagiarism-turkish.blogspot.com


Yükseköğretimde Gözetim ve Denetim - Yasal Çerçeve ve Uygulamalar -
Devlet Denetleme Kurulu Raporu (2009) lütfen tıklayın
2547 sayılı Kanun’da öğretim elemanlarının disiplin suçlarına ilişkin yapılması düşünülen değişiklikler hakkında Bilim Akademisi’nin raporu (2016) lütfen tıklayın

28 Aralık 2015

Prof. Dr. Rıdvan Karluk - Yeni Yükseköğretim Kanunu Tasarısı ve Bilimsel Hırsızlıklar (Sakarya Gazetesi)

Geçen hafta Yükseköğretim Kurulu'nun Yükseköğretim Kanunu'na ilişkin tasarı çalışmasını başlattığı basında yer almıştır. YÖK'ten yapılan açıklamada; son yıllarda yükseköğretimdeki sayısal büyümenin YÖK'e yeni sorumluluklar getirdiği ve sistemin pek çok alanında yurt içi ve dışındaki gelişmelere cevap verecek kuramsal ve kurumsal değişikliği gerçekleştirmesini gerekli kıldığı belirtilmiştir. 
 
Yeni tasarıda üniversitelerdeki bir çeşit “yolsuzluk” olan bilimsel hırsızlıklar ile ilgili bir düzenleme yapılmalıdır. 

Dünyada eğitim ve öğretim alanında yolsuzluklara sıkça rastlanılmakta ve bu konuda geniş bir literatür bulunmaktadır. Yolsuzlukların başında gelen kopyacılık, başkasının eserini kendine mal etmek olduğundan bir sahteciliktir ve dünya bilim dünyasında oldukça yaygındır. Avrupa’da 1999 yılında başlayan Bologna Süreci; karşılaştırılabilir, uyumlu ve tutarlı bir yüksek öğretim siteminin kurulmasını hedefleyerek bilimsel hırsızlıkların önlenmesi konusunda Avrupa ülkelerinde önemli bir gelişme sağlanmasına katkı sağlamıştır. 

Uzun dönemde eğitim sisteminde yolsuzluklar, eğitimin kalitesi ve öğrenim çıktıları arasında olumsuz etkiler yaratır. Uluslararası Para Fonu’nun yapmış olduğu bir çalışmaya göre yolsuzluk, eğitimin kalitesini düşürmekte, topluma maliyet yüklemekte ve herkesi olumsuz etkilemektedir. Özellikle eğitim alanında yolsuzlukların yoğun olduğu ülkelerde eğitim çıktıları kötüleşmektedir.  

Türkçede “hırsızlık” ile “bilimsel hırsızlık” (intihal-plagiarism) kavramları sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır. Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlüğünde hırsızlık, “çalma, çalma suçu, sirkat” olarak tanımlanmıştır. Hırsızlık etmek (veya yapmak), başkalarının parasını veya malını çalmak anlamındadır. 

İntihal diğer bir deyişle bilimsel hırsızlık, bilim insanının yazdığı eserde başka bir bilim insanının yazdığı eserden aldığı görüşleri eserinde kendi görüşleriymiş gibi sunması ve bunları farklı bir kişinin yazdığı eserden aldığını belirtmemesidir. 
 
Bilimsel hırsızlık ağır bir suç olduğu için üniversitelerimizde bu suça karışanlara hoşgörü gösterilmemelidir. Çünkü gerçek bilim insanı çalmaz, çaldırmaz. Çalanlar ile de mücadele eder. Bu mücadelesinde ona köstek olmak isteyenler de çıkabilir. Gerçek bilim insanı hırsızlıkları örtmeye çalışanlarla mücadele eder ama Türkiye’de hırsızların yaptıklarını açığa çıkarmaya çalışanların da “gerçek dışı” bilirkişi raporları ile önü kesilmeye çalışılır.


Nasıl yapsam da bu işi örtsem ya da örtülmesine katkıda bulunsam diye çabalayanlar, toplumda hırsızlarla mücadele edenlerden daha çoktur. İşin örtülmesine çalışanlar eğer yaygınlaşırsa, o ülkede gidiş kötüdür. 
 
Bu konuyu merak edenlerin; geçen ay Sakarya Üniversitesi’nde düzenlenen bir Konferans’ta sunduğum “Türk Yüksek Öğretiminde Bilimsel Hırsızlıklar: Bir Örnek Olay: Plagiarism In Turkish Higher Education: A Case Study” başlıklı bildirimi, Gazi Kitapevi tarafından Aralık 2015’de basılan Akademik Araştırma ve Etik kitabında yer alan “Üniversitelerimizde Bilim Etiği İhlalleri ve Alınması Gerekli Önlemler” başlıklı makalemi, bu köşede 13.09.2010 ve 19.09.2010 tarihlerinde yayınlanan ve 10 binden fazla tıklanan “Gerçek Bilim İnsanı Kimdir 1” ile “Gerçek Bilim İnsanı Kimdir 2” başlıklı yazılarımı okumalarını öneririm. 


Türkiye’nin güvenilir intihal (plagiarism) konulu internet portalının arşiv bölümünde son on yılda yazılı basın ve internet ortamında 402 adet intihal ve bilimsel sahtecilik konulu haber ve yazı yer almıştır. Bu haber ve yazıların tamamında YÖK ve üniversitelerin bilimsel sahtecilik olayları karşısındaki örtbas etmeye odaklanmış sorumsuzluğu eleştirilmektedir. 2007 yılında öğretim üyelerinin karıştığı intihal konulu 82 haber ve yazı bulunmaktadır. İntihal olayında adı geçen yüzlerce kişi profesör, doçent, yardımcı doçent, araştırma görevlisi gibi unvanlara sahip olup, içlerinde her türlü akademik ve idari görevlere atanmakta bir sakınca görülmeyen çok sayıda öğretim üyesi bulunmaktadır (http://plagiarism-turkish.blogspot.com.tr). 

Bu duruma engel olabilmek için bağımsız bir Ulusal Bilim Etiği Konseyi kurulmalı, intihal ve bilimsel sahtecilik suçlarını bu Konsey ele almalıdır. İntihal ve bilimsel sahtecilik suçlarının soruşturulması üniversitelere değil, kurulacak Konsey’e devredilmelidir. Üniversiteler ve YÖK Konsey’in aldığı kararları uygulamakla sorumlu olmalıdır. Konsey’in oluşumu, çalışma yöntemleri, bilimsel etiğe aykırı eylemlerin ve yaptırımlarının ve de üniversite yöneticileriyle YÖK'ün Konsey’in kararlarını uygulama sorumluluklarının neler olacağı belirlenerek yasal bir düzenleme yapılmalıdır. 

Aksi takdirde üniversitelerde bilimsel sahtecilikler önlenemez. Bu bakımdan YÖK’ün hazırladığı yeni Yükseköğretim Disiplin Yasası Taslağı ile personele ilişkin tüm disiplin işlemlerini yürütme ve karar alma yetkilerinin üniversitelere bırakılması doğru değildir.

Yasa taslağında, bilimsel çalışmalarda ciddi sorun haline gelen araştırma ve yayın etiği ihlallerine ceza verilmesi hükmü yer almıştır. Türkiye’de geçmişte bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlalleri yasa ile disiplin suçu olarak düzenlenmediğinden, ihlallere disiplin cezası verilebilmesi mümkün olmuyordu. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2012 yılında bilim hırsızlığı yapan öğretim üyelerinin üniversiteden atılmalarının yasal dayanaktan yoksun olduğuna karar vermişti. 

Karar uyarınca YÖK'ün üniversitelere gönderdiği (19 Kasım 2013) akademik sahtekarlıklara ceza vermeyin yazısından sonra bu düzenlemenin yapılması yerindedir. Çünkü, YÖK Yasası’na dayanılarak çıkarılan Öğretim Elemanları Disiplin Yönetmeliği’nin 11’nci maddesinin 3’ncü fıkrasına göre intihal yapan öğretim üyesi üniversite öğretim mesleğinden çıkarılıyordu.  

Anayasa Mahkemesi’nin 14 Ocak 2015 tarihinde verdiği ve üniversitelerdeki disiplin cezalarına ilişkin düzenlemenin YÖK tarafından yapılması hükmünü iptal etmesinden sonra doğan boşluğu yeni disiplin yasa tasarısı ile ortadan kaldırma girişimi önemli bir hukuki boşluğun giderilmesi açısından önemlidir. 

Fakat, YÖK’ün açıkladığı yasa tasarısında rektör ve dekanlar dışındaki yükseköğretim personeline ilişkin tüm disiplin işlemlerinin üniversitelere bırakılması doğru değildir. Çünkü, “benim hırsızım iyidir” zihniyeti son bulmazsa, üniversiteler özellikle intihal olaylarını örtbas etme eğiliminden kolay kolay vazgeçmezler. 

Bilimsel yolsuzluk gizlilik içerisinde yürütülür. Bu sebeple ortaya çıkarılması güçtür. Bir üniversitedeki etik dışı uygulamaları üniversite dışındakilere göre daha iyi bilen, üniversite içerisindeki görevlilerdir. Etik değerlere saygılı öğretim üyelerinin bazı sıkıntıları göze alarak meslek onurunu korumak amacıyla etik dışı uygulamalarda bulunanlarla mücadele etmeleri, onların başta gelen görevleri olmalıdır. 


Mevcut örgüt kültürü içerisinde ihbarda bulunanlar hoş karşılanmadığı için, etik değerlere sahip çıkanlar istenmeyen kişi ilan edilebilir. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” ya da “benim hırsızım iyidir” anlayışı ile hareket ederek etik dışı uygulamaları görmezden gelmek, üniversitelerimizde bilim etiğinin unutulmasına yol açar. Türk üniversitelerinin dünyadaki üniversite sıralamalarında üst sıralara çıkabilmeleri için bilim etiği konusunda daha hassas olmaları gerekmektedir. 
 
Türkiye’de temiz bir bilim dünyası için üniversitelerimizde bilimsel yolsuzluklardan arındırılmış eserler üreten öğretim üyelerinin sayısı artmalı, intihal yapan öğretim üyeleri yüksek öğretim sisteminin dışına çıkarılmalıdır. Bu yapılmadığı sürece Türkiye’de bilimin gelişmesi mümkün olamaz. 


Gerçek anlamda bilim insanları bilimsel hırsızlık olayları karşısında tepkisiz kalmamalıdır. İntihal teşebbüsünde bulunanlara karşı açıkça ve kararlı bir şekilde mücadele edilmelidir. Basın ve yayın yoluyla intihalciler açıklanarak benzer eylemler içerisinde olanlara fırsat verilmemelidir. Aksi durumda Türk üniversitelerinin dünya sıralamalarında üst sıralara gelmesi hiçbir zaman mümkün olmaz. 

Son söz: “Üniversitelerinde Bilimsel Hırsızlığın Doğal Karşılandığı Bir Ülkenin Elbette Tüm Yaşam Alanları Soyulacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Teşekkür ederiz.

!

Türkiye yırtıcı, şaibeli, sahte ve fake dergilerde en çok yayın yapan 3. ülke

Predatory journals: Who publishes in them and why? - Selçuk Beşir Demir Dünyanın en prestijli dergilerinden biri olan Elsevier tarafınd...

Predatory journals: Who publishes in them and why?

.....................................................................


...
...
...

* Rastgele Yazılar


  • A. M. Celal Şengör - Vur Ali Demir’e (CBT)

    Gazetelerimiz Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Profesör Ali Demir’in geçmişini didiklemekten bıkıp usanmadılar. Ne intihali kaldı, ne de kendisini bu rütbeye yükseltmek için inceleyen bir jüri üyesinin, kendisinin bırakın profesör olmayı, teknisyen bile olamayacağını söylemediği. ... DEVAMI>>

  • Almanya'da ikinci 'kopyala-yapıştır' istifası (ANF)

    BERLİN-AP Başkan Yardımcısı Silvana Koch-Mehrin, Savunma Bakanı Gutenberg’i koltuğundan eden intihal doktora tezi skandallarında istifa eden ikinci Alman politikacı oldu. Mehrin’in istifası Alman Dışişleri Bakanı Westerwelle’nin görevini bırakmasının ardından yarın yapılacak Hür Demokrat Partisi (FD... DEVAMI>>

  • Prof. Dr. İzzettin Önder - Çocuklar, yönetiminin parıltıları! (Evrensel Gazetesi)

    Bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı daha geride bıraktık. İki önemli sözcükten oluşan bir bayram;“ulusal egemenlik” ve “çocuk bayramı”. Çocuklar bayram yapar, eğer ulusal egemenlik içinde geleceklerine güveniyorlarsa! Gençlik aşamasına evrilen çocukların en büyük idealleri sağlam b... DEVAMI>>

  • İntihal = Ahlaksızlık (Hürriyet)

    Melis Alphan İddiaya göre “şifreli kitapçık” meselesinin “kahramanı” ÖSYM Başkanı intihalci çıkmış, yani vaktiyle akademik hırsızlık yapmış.Dr. Ginsparg vaktiyle yüreğimize su serpmiş, intihalin bilime pek etkisi olmadığını, intihalcinin zaten bilime katkısı olmayacağını ifade etmişti. İyi de ya o... DEVAMI>>

  • Sibel Oral - İntihal etme ne olur! (Sabit Fikir)

    İntihal, yani aşırma, hırsızlık... Bir başkasının yazmış, yaratmış olduğu herhangi bir fikri, özgün içeriği kaynak göstermeden ve hatta bırakın kaynak göstermeyi kendi fikrinizmiş gibi ortaya çıkarmak intihalin ta kendisi. Türkiye’de, edebiyatımızda, yıllardır intihal sözler, şiirler ve hatta hikây... DEVAMI>>

  • EMO‘DAN SAHTE MÜHENDİS UYARISI

    ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI BASIN AÇIKLAMASIElektrik Mühendisleri Odası (EMO) olarak, Kasım 2010 tarihinden itibaren üniversitelerden son 10 yıla ait mezun listelerini talep eden yazımıza; meslek alanımızdaki bölümlerde öğretim yapan 68 üniversitenin 57‘sinden yanıt verilmiştir. Bu mezun listeleri ... DEVAMI>>

  • Prof. Dr. Haluk Şahin - İntihal ya da bilimsel intihar…( FarklıHaber8 )

    “İntihal” kelimesi bana hep Ahmet Haşim’in şiirlerden kovulmuş hüzünlü bir kelimeymiş gibi gelir. Oysa hiç de romantik olmayan ağır bir bilimsel suçun adıdır. Bazen “aşırmak”, “kopyalamak”, “çalmak” gibi Türkçe karşılıklarla ifade edilse de “intihal” kelimesine ihtiyacımız var. Tıpkı İngilizce konuş... DEVAMI>>

  • ÖSYM Başkanı Ali Demir'in intihalle imtihanı (tv8)

    ÖSYM Başkanı Ali Demir, Alman Peter Latzke'nin yazdığı makaleleri 1990 yılında Teknik ve Tekstil adlı dergide dokuz bölüm süren bir yazı dizisinde kendi yazmış gibi gösterdi. İntihalin fark edilmesi üzerine Demir 'özür' yazısı yayımladı. >>> ÖSYM Başkanı Ali Demir'in intihalle i... DEVAMI>>

  • Dr. Kaan Öztürk - Para karşılığı hızlı bilimsel yayın

    Akademik yayınlarda parayı bastırana ekspres yol açılabilir mi? Bazı dergiler ek ücret karşılığı olağanüstü hızlı inceleme garantisi ve hızlı yayın imkânı sağlıyor.Araştırmacıların ve yayınların sayılarının artmaya başladığı 1940′lardan beri kullanılan “peer review” sisteminde bilimsel dergilere ... DEVAMI>>

  • Bilim ve Mühendislik Etiği İTÜ’de Tartışıldı

    İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ) ve Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şubesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen "Bilim ve Mühendislik Etiği" ana temalı panel İTÜ'nün ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Elektrik-Elektronik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Usta’nın açılışını yaptığı panel... DEVAMI>>

  • İTÜ'de "Bilim Etiği" Tartışıldı

    İntihallerin gündeme geldiği bilim dünyasında bilimsel sahtekârlıklar düzenlenen panelde tartışıldı.İstanbul Teknik Üniversitesi'nde "Bilim ve Mühendislik Etiği" başlığıyla düzenlenen sempozyumda öğretim üyeleri görüşlerini açıkladı. Panelde konuşan Prof. Dr. Tayfun Akgül, sahtecilik ve intihalle il... DEVAMI>>

  • Almanya'da 2. Doktora tezinde intihal Olayı

    Hakan YazanelSilvana Koch-Mehrin hakkında doktora tezinde intihal yaptığı yönünde çıkan iddiaları incelediği belirtildi.Tanınmış Alman üniversitelerinden olan Heidelberg Üniversitesi'nin, Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı ve Hür Demokrat Parti'li politikacı Silvana Koch-Mehrin hakkında doktora t... DEVAMI>>

  • KOPYALA-YAPIŞTIRCILAR DİKKAT! : ‘Nasılsa yapılmışı var’ deyip aşırmayın (Hürriyet)

    Hayriye MENGÜÇ /Hürriyet KAMPÜS Akademik çevreleri uzun zamandır meşgul eden intihal-aşırma konusunu, lisans ve yüksek lisans tezleri düzeyinde ele aldık. Tez danışmanları, yaşadıklarından yola çıkarak anlattılar... İSTER alıntı deyin, ister ç-alıntı... Ya da arak... İntihal, fikir eserlerine ... DEVAMI>>

.


.