NEDEN ?

https://plagiarism-turkish.blogspot.com


Yükseköğretimde Gözetim ve Denetim - Yasal Çerçeve ve Uygulamalar -
Devlet Denetleme Kurulu Raporu (2009) lütfen tıklayın
2547 sayılı Kanun’da öğretim elemanlarının disiplin suçlarına ilişkin yapılması düşünülen değişiklikler hakkında Bilim Akademisi’nin raporu (2016) lütfen tıklayın

4 Haziran 2011

Prof. Dr. Fatih Özatay - Akademik hayata ilişkin bazı gözlemler ( Radikal )

Eğitim uzmanı değilim. Üniversite eğitimi üzerine araştırmam yok. Yazdıklarım öğretim üyeliğimde elde ettiğim deneyimlerle ilgili.

Akademik dünyadaki olumsuz özendirme mekanizmalarını ve bunların doğurduğu garip sonuçları ele alacağımı söylemiş, ama bu konu hakkında bir şeyler karalamayı ertelemiştim. Bu erteleme riskliydi: Bu köşeyi izleyenler açısından akademik hayata ilişkin önemli çözümlemelerin yer alacağı bir dizi yazı beklentisi doğurmuş olabilirdi. Böyle bir beklenti haklı olmaz.

Bendeniz eğitim uzmanı değilim. Üniversite eğitimi üzerinde araştırmalarım falan yok. Sadece üniversite öğretim üyesiyim. Bu kimliğimle çeşitli üniversitelere davet ediliyor ve konferanslar veriyorum. Başka öğretim üyeleri ile görüş alışverişinde bulunuyorum. Doçentlik sınavlarında jüri üyeliği yapıyorum. Ayrıca bazı bilimsel dergilere yollanan akademik çalışmalar hakkında görüşlerim isteniyor. Yazacaklarım bu faaliyetlerden elde ettiğim deneyim ile ilgili. Dolayısıyla, iddialı falan değilim. Dilerseniz, anekdot düzeyinde bazı karalamalar da diyebiliriz yazacaklarıma.

Bugün ‘bu âlemde sevmediğim işler’ listesinin -ki çok şükür çok kısa bir liste bu, en başında yer alan doçentlik sınavlarında jüri üyeliği görevi üzerine birkaç noktaya değinmek istiyorum. Doçentlik sınavının bir jüri üyesi için iki aşaması var. İlkinde, jürisinde yer aldığınız adayın akademik çalışmalarının yer aldığı dosyayı inceliyor ve bir rapor yazıyorsunuz. Bu rapor Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı’na yollandıktan bir süre sonra sözlü sınavın yapılacağı üniversitede belli bir gün ve saatte bulunmanız isteniyor. O üniversite hangi şehirde ise o tarihte orada olmakla yükümlüsünüz. Buraya kadar gariplik yok. 

Çalışmalardan habersizler
Gelen dosyalardaki çalışmalar kalite açısından inanılmaz ölçüde farklılar. Elbette kalite ‘tektip’ olmaz, ama bu kadar da farklı düzeylerde çalışmalar olabilir mi diye okuyana sık sık sordurtuyor bu dosyalar. İlk saptama dolayısıyla şu: Doçentlik adaylarının çalışmaları arasında çok ama çok büyük nitelik farklılıkları var. Bu doğal bir durum değil. Sonuçta doçent adayı olan öğretim üyelerinden söz ediyorum. Bu genç arkadaşlar derslere giriyorlar, üstelik girdikleri derslerin bir kısmı master ve doktora dersleri; yani geleceğin olası öğretim üyelerinin yetiştirilmesinde rol oynuyorlar. Bu olgu, bu adayların yer aldıkları bölümlerin kalitesi hakkında soru işaretleri doğuruyor insanda. Şöyle olsa belki bir dereceye kadar kabul edilebilir olacak bu: Aday araştırmacı değildir, sadece eğitmendir. Alanındaki gelişmeleri izlemekte ve öğrencilerine aktarmaktadır.

Onların o alandaki sorunlar üzerine düşünmelerini sağlamaktadır. Uzatmayayım; kısacası iyi bir öğretmendir. Ancak mevcut yapı, doçent olabilmesi için, bu adayı alelacele bir şeyler karalayıp orada burada bu tür çalışmaları yayımlamak için basılan dergilere göndermeye zorlamıştır. Yaptığı çalışmalardan kendisi de hoşnut değildir, ama başka çaresi yoktur; o sadece iyi bir öğretmen olmak isterken karşısına doçent olmak istiyorsan illa ki ‘şu kadar’ çalışma yapman gerekir diyen yönetmelik çıkmıştır.

Bazı adaylar için ne yazık ki durum böyle de olmuyor. Bu da ikinci sevimsiz saptamaya yol açıyor; şu: Bazı adaylar ders verdikleri alanlarda yazılan ileri düzeylerdeki çalışmalardan haberdar değiller. Üstelik adayın verdiği ders bir master-doktora dersi ‘düzeyinde’ olabiliyor, ama aday o ders ile ilgili dünyada genel kabul görmüş ve dolayısıyla her yerde okutulan kitapların bırakın içeriklerini, isimlerini bile bilmeyebiliyor. O alanlardaki son makalelerin sözünü bile etmiyorum.

Masanın öbür tarafı da sorunlu. Jüriden söz ediyorum. Buradaki temel sorunlardan biri, bazı jüri üyelerinin adayın uzmanlık alanı ile ilgisiz sorular sorabilmeleri. Hatta bu iş ‘bazen aklına geleni soruyor’ raddesine varıyor. O sorular jürideki diğer üyelere sorulsa, bir kısmı muhtemelen yanıt veremeyecekler. En azından benim o duyguya kapıldığım jüri sayısı az olmadı. O hocanın o huyunu başka adayların daha önceki deneyimlerinden bilen kimi adaylar, o hocanın belki de yıllar önce yazıp çizdiklerine bakıyorlar. Elbette o yazılanlar çizilenler kendi uzmanlık alanları ile ilgili olmadığından, o stresli sınav öncesinde öğrendikleri yerli yerine oturmuyor; sıklıkla ezber düzeyinde yanıtlar alınabiliyor sorulara. Şimdilik bu kadar iç karartma yeter. Gelecek sayıda devam edeceğim.
Bazı çalışmalar hiç yapılmasalardı, basıldıkları kâğıtlar boşa harcanmamış olacaktı, ağaçlar boşuna kesilmeyecekti.
Araştırma üniversitelerindeki öğretim üyelerinin yıllık ders yükünün normal koşullarda dördü geçmemesi gerekiyor.
Üniversiteleri 'araştırma' üniversiteleri ve 'diğerleri' olarak ayırmak yararlı olacak. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Teşekkür ederiz.

!

Türkiye yırtıcı, şaibeli, sahte ve fake dergilerde en çok yayın yapan 3. ülke

Predatory journals: Who publishes in them and why? - Selçuk Beşir Demir Dünyanın en prestijli dergilerinden biri olan Elsevier tarafınd...

Predatory journals: Who publishes in them and why?

.....................................................................


...
...
...

* Rastgele Yazılar


  • Dr. A. Murat Eren - Türkiye’nin Akademik Problemleri Nasıl Çözülür?

    Bu yazıyı başlıktaki soruya net bir yanıt vermeye çalışmaktan ziyade bu konuda bir tartışma başlatmak ümidiyle yazıyorum. Uzun yazı için affınıza sığınıyorum. Konu uzun, kısaltmak gerçekten çok güç oluyor.Başlamadan evvel bir not: Türkiye’deki akademik problemlerin ciddiyeti hakkında daha önce ok... DEVAMI>>

  • Milli Eğitim Bakanlığı'na intihal yaptığı iddiasıyla öğretim üyeliğinden çıkartılan Ömer Dinçer getirildi

    İNTERNETHABER - Yeni kabinenin en dikkat çeken isimlerinden biri Başbakan Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan bu yana yanından ayırmadığı Ömer Dinçer oldu. Bilimsel hırsızlık anlamına gelen intihal yaptığı iddiasıyla YÖK tarafından öğretim üyeliğinden çıkartılan Ömer Dinçer ... DEVAMI>>

  • Nedim Erinç - İntihalciyim, intihalcisin, intihalci (BirGün)

    İNTİHALCİ ÜNLÜLERBir kişinin eserinde başka kişilerin ifade, buluş veya düşüncelerini kaynak göstermeksizin kendisine aitmiş gibi kullanmasına bilindiği gibi intihal ya da aşırma deniyor. Ülkemizde genellikle akademik alanda yoğunlaşan intihal olayları YÖK’ün önemli uğraş alanlarından biri haline g... DEVAMI>>

  • YÖK Başkanı Özcan: Bilimsel yayın artışında üçüncü ülkeyiz (Zaman)

    Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yusuf Ziye Özcan, Türkiye'nin bilimsel yayın artışında dünya genelinde üçüncü ülke olduğunu açıkladı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Abdullah Gül Üniversitesi'nin temel atma törenine katıldı. Özcan, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'de ü... DEVAMI>>

  • Prof. Dr. Rıdvan Karluk - BİLİMSEL YOLSUZLUK KAPSAMINDA ÜNİVERİSETELERİMİZDE BİLİMSEL HIRSIZLIKLAR (Sakarya Gazetesi)

    Geçen hafta Nevşehir’de yapılan Kurumsal Yönetim, Yolsuzluk, Etik ve Sosyal Sorumluluk Konferansına “Üniversitelerde Etik İhlalleri, Bilimsel Yolsuzluklar ve Sonuçları” başlıklı bir bildiri sundum.Büyük ilgi gören bildirimden çok kısa bir özeti bu hafta sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü, üniversitel... DEVAMI>>

  • Prof. Dr. Fatih Özatay - Akademik hayata ilişkin bazı gözlemler ( Radikal )

    Eğitim uzmanı değilim. Üniversite eğitimi üzerine araştırmam yok. Yazdıklarım öğretim üyeliğimde elde ettiğim deneyimlerle ilgili. Akademik dünyadaki olumsuz özendirme mekanizmalarını ve bunların doğurduğu garip sonuçları ele alacağımı söylemiş, ama bu konu hakkında bir şeyler karalamayı ertele... DEVAMI>>

  • Nihat Halıcı - İnternet Toplumsal Muhalefete Yeni Araçlar Sağlıyor (BIA Haber)

    İnternetin gelişimi, bundan 20-30 yıl öncesine kadar akla bile gelmeyebilecek diğer birçok imkânla birlikte, en azından gelişmiş Batılı ülkelerde, ölüm-kalım gibi risklerden uzak toplumsal muhalefete zemin sunuyor. Toplumsal muhalefet her yiğidin harcı değildir. Ucunda hep bedel ödeme riski; kurşu... DEVAMI>>

  • A. M. Celal Şengör - Vur Ali Demir’e (CBT)

    Gazetelerimiz Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Profesör Ali Demir’in geçmişini didiklemekten bıkıp usanmadılar. Ne intihali kaldı, ne de kendisini bu rütbeye yükseltmek için inceleyen bir jüri üyesinin, kendisinin bırakın profesör olmayı, teknisyen bile olamayacağını söylemediği. ... DEVAMI>>

  • Almanya'da ikinci 'kopyala-yapıştır' istifası (ANF)

    BERLİN-AP Başkan Yardımcısı Silvana Koch-Mehrin, Savunma Bakanı Gutenberg’i koltuğundan eden intihal doktora tezi skandallarında istifa eden ikinci Alman politikacı oldu. Mehrin’in istifası Alman Dışişleri Bakanı Westerwelle’nin görevini bırakmasının ardından yarın yapılacak Hür Demokrat Partisi (FD... DEVAMI>>

  • Prof. Dr. İzzettin Önder - Çocuklar, yönetiminin parıltıları! (Evrensel Gazetesi)

    Bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı daha geride bıraktık. İki önemli sözcükten oluşan bir bayram;“ulusal egemenlik” ve “çocuk bayramı”. Çocuklar bayram yapar, eğer ulusal egemenlik içinde geleceklerine güveniyorlarsa! Gençlik aşamasına evrilen çocukların en büyük idealleri sağlam b... DEVAMI>>

  • İntihal = Ahlaksızlık (Hürriyet)

    Melis Alphan İddiaya göre “şifreli kitapçık” meselesinin “kahramanı” ÖSYM Başkanı intihalci çıkmış, yani vaktiyle akademik hırsızlık yapmış.Dr. Ginsparg vaktiyle yüreğimize su serpmiş, intihalin bilime pek etkisi olmadığını, intihalcinin zaten bilime katkısı olmayacağını ifade etmişti. İyi de ya o... DEVAMI>>

  • Sibel Oral - İntihal etme ne olur! (Sabit Fikir)

    İntihal, yani aşırma, hırsızlık... Bir başkasının yazmış, yaratmış olduğu herhangi bir fikri, özgün içeriği kaynak göstermeden ve hatta bırakın kaynak göstermeyi kendi fikrinizmiş gibi ortaya çıkarmak intihalin ta kendisi. Türkiye’de, edebiyatımızda, yıllardır intihal sözler, şiirler ve hatta hikây... DEVAMI>>

  • EMO‘DAN SAHTE MÜHENDİS UYARISI

    ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI BASIN AÇIKLAMASIElektrik Mühendisleri Odası (EMO) olarak, Kasım 2010 tarihinden itibaren üniversitelerden son 10 yıla ait mezun listelerini talep eden yazımıza; meslek alanımızdaki bölümlerde öğretim yapan 68 üniversitenin 57‘sinden yanıt verilmiştir. Bu mezun listeleri ... DEVAMI>>

.


.