7 Temmuz 2014

Dr. Tansu Küçüköncü (*) - 240 yıllık İTÜ'nin “KLONLATILAN” tezleri


Bekir Karlık'ı, Dr A. Murat Eren'in ülke genelindeki gazetelerde de yayınlanan “İmece Usulü Bilim Cinayeti Konferansları ” ve “Türkiye Akademisinin Arka Sokaklarından Tez Manzaraları” yazılarından hatırlıyorsunuz. 2. yazıda anlatılan 10 ÇALINTI tezden 1'i BekirKarlık'ın doktora teziydi, 2'si ise Bekir Karlık'ın danışman olduğu tezlerdi. Bekir Karlık'ın doktora tezinin (1993, Yıldız Üniversitesi, Elektronik Mühendisliği, Danışman : Halit Pastacı) % 26'sı Özcan Kuyucu'nun yüksek lisans tezinden (1989, İTÜ Elektronik Mühendisliği, Danışman : Mehmet Korürek) çalıntıdır. Özcan Kuyucu'nun yüksek lisans tezinin danışmanı Mehmet Korürek, Bekir Karlık'ın çalıntı doktora tezinin jüri üyesidir. Ertuğrul Yazgan da her 2 tezde de jüri üyesidir. 
ÇALINTI tezde yapılanların ve elde edilen verilerin anlatıldığı sayfaların  % 83'ten fazlası çalıntıdır. Yani, Bekir Karlık, doktora tezinde hiçbir çalışma yapmamıştır. ( bkz. örnek-2 , örnek-3 ) ! Tezdeki HİLELER sadece bunlar değil ! Tezdeki çalıntı veriler, Bekir Karlık'ın TÜBİTAK Elektrik dergisindeki ÇALINTI makalesinde de görülebilir. 
Ocak 2013'te danışman Halit Pastacı'nın ve jüri üyeleri Mehmet Korürek ve Ertuğrul Yazgan'ın da aynı derecede sorumlu olduğunu özellikle belirterek Bekir Karlık'ın doktora tezinin İPTAL edilmesi için başvurdum. Bekir Karlık'ın danışman olduğu tezlerin hemen hepsinin “ÇALINTI” ve/veya “UYDURMA” olmaları nedeniyle iptal edilmesi için de başvurdum. Ayrıca Bekir Karlık'ın çok sayıda HİLELİ makalesini rapor ettim. Gelişmeler duyurulacaktır. 
Bekir Karlık'ın kendisini uzman olarak tanıttığı konular arasında “koku” ve “elektronik burun” da bulunmakta. 
Bekir Karlık'ın Mart 2014 başında eklettiği “Parfum_data Data Set” başlıklı “kötü koku” saçan  UYDURMA veriler 4 ay sonra bugün, University of California (UCI) Machine Learning Repository'den  atıldı kaldırıldı. ( bkz. ekran görüntüsü)
Bekir Karlık'ın editör olduğu bir dergideki çalıntı ve uydurma makaleleri ile o dergideki başkalarına ait makalelerden çalıntı ve uydurma makaleleri nedeniyle, başvurum üzerine 2011'de Mathematical & Computational Applications dergisi SCI'den (Web of Science) atıldı ! 
Bekir Karlık'ın editör olduğu bir dergideki uydurma makalesi nedeniyle, başvurum üzerine 2012'de Tıp Bilimleri dergisi (Türkiye Klinikleri) SCI'den (Web of Science) atıldı! 
Bekir Karlık'ın rapor ettiğim, arasında UCI'nın sitesinden attığı kaldırdığı uydurma verilerin kullanıldığı iddia edilen “koku” ve “elektronik burun” konusundaki tüm makalelerinin de olduğu, hileli makalelerle ilgili olarak, dekan olduğu Mevlana Üniversitesi'ne Vehbi Çelik'e hitaben verdiği 10 Ekim 2011 tarihli traji-komik cevapta şöyle demekte : 
07/11/2011 tarihli 642 sayılı yazınızda Rektörlük tarafından başlatılan soruşturmaya    soruşturmacı olarak atandığınız ve Dr. Tansu Küçüköncü iddialarına binaen benim savunma      yapmamı istemektesiniz. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Rektörlüğün, kendi üniversitesinin dekanına soruşturma açması son derecede yanlış ve onur kırıcı bir eylemdir. 
Bilgisayar mühendisliği konularındaki 25 kadar makalenin “ÇALINTI” ve/veya “UYDURMA” olduğu şikayeti üzerine açılan soruşturma, konuların uzmanı bilirkişilere gönderilmeksizin, konulara hiçbir aşinalıkları olmayan hem rektör yardımcısı hem dekan olan 1'i eğitimci, 1'i tıpçı olan 2 soruşturmacı ve tıpçı rektörün kararıyla “ÇALINTI” ve/veya “UYDURMA” olmadıklarına karar verilerek örtbas edilse de yukarıdaki cevap yazısının hemen ardından Bekir Karlık, dekan olduğu Mevlana Üniversitesi'nden ayrılmıştır. İstifaya zorlandığı anlaşılmaktadır. 
İnternette adım arandığında, yıllardır hemen hepsi Bekir Karlık ve arkadaşlarınca hazırlanan, çok sayıda, en hafif deyişle “olumsuz” sitelerle karşılaşılmaktadır. Bunlara karşı hamlelerim ise yukarıda özetlendi !
Gelişmeler duyurulacaktır.
(*)  Dr Tansu KÜÇÜKÖNCÜ : 2001 başından beri “elverişli eko sisteme yerleşen bakteri kolonisi  benzeri hızla çoğalan zehirli sarmaşık gibi ülkemiz üniversitelerini kuşatarak boğan, çürüten, kokutan, ve çökerten” “akademik sahtekarlık gelenekçileri”ne karşı insan hakları mücadelesi vermektedir.

3 Temmuz 2014

İntihalci ilahiyatçının Prof. unvanı geri alındı (Milliyet)

Musa Kesler
Üniversitelerarası Kurul (ÜAK), Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Mazlum Uyar’ın doçentlik tezini “intihal” gerekçesiyle iptal etti. Uyar’ın doçentlik ve profesörlük ünvanları da geri alındı. Zamanaşımı süresi dolduğu için meslekten atılmayan Uyar, akademik hayatını Yardımcı Doçent olarak devam edecek. 

İntihal olayı, Prof. Dr Ahmad Kazemi Moussavi’nin YÖK Etik Kurulu’na ve Marmara Üniversitesi’ne gönderdiği şikayet dilekçesiyle ortaya çıktı. George Washington Üniversitesi’nde “İslam Hukuku” dersleri veren İran asıllı Prof. Moussavi, dilekçesinde Prof. Dr. Uyar’ın “Religious Authority in Shiite Islam” adlı kitabından bölümleri kendisine referans vermeden kullandığını belirterek konunun soruşturulmasını istedi. Kitabın kendisinin doktora tezi olduğunu ve çok sayıda Arapça ve Farsça orijinal kaynağa dayanarak hazırladığını belirten Moussavi, “Durumu yakın zamanda farkettim, 100 sayfa intihal yapılmış” dedi. Moussavi dilekçesinde 2000’de Türkiye’de özel bir üniversitede Farsca dersleri verdiğini de belirterek “Türklerin misafirperverliğini de unutmadım” dedi. 

Tez mercek altına alındı 
Moussavi’nin başvurusu üzerine Marmara Üniversitesi Etik Kurulu, Uyar’ın “Şii Ulemanın Otoritesinin Temelleri” başlıklı doçentlik tezini mercek altına aldı. Dört profesörden oluşan bilirkişi heyeti inceleme neticesinde Uyar’ın Moussavi’nin kitabından intihal yaptığını belirledi. Bilirkişi Heyeti hazırladığı 9 Ocak 2014 tarihli raporda, “Prof. Dr. Mazlum Uyar’ın intihal teşkil eden eyleminin uluslararası camiada ülkemizi ve üniversitemizi zor duruma soktuğu ve itibarını zedelediği açıktır“ ifadeleri yer aldı. Rapor YÖK’e gönderilerek Uyar’ın meslekten çıkarılması istendi.

YÖK de onayladı
İddiaları inceleyen YÖK Disiplin Kurulu da yaklaşık 100 sayfalık intihal yapıldığını tespit etti. Ancak 2 yıllık zaman aşımı süresi dolduğu için “meslekten çıkarma” cezası uygulanamadı. YÖK, akademik ünvan yaptırımı için bir yazı yazarak durumu Üniversitelerarası Kurul’a iletti. 26 Haziran’da Konya’da toplanan Kurul, tüm iddiaları gündeme aldı. Yapılan incelemelerin ardından ‘intihal var’ kanaatine varıldı.  

Akademik soruşturma devam ederken, Prof. Moussavi savcılığa başvurarak Uyar’ı şikayet etti. Moussavi, Uyar’ın “Fikri ve Sınai Haklar Kanunu”na aykırı hareket ettiğini belirterek cezaladırılmasını istedi. Bu soruşturma da devam ediyor.

İddiaların odağındaki Prof. Dr. Uyar ise: “Henüz Üniversitelerarası Kurul’un kararı bana ulaşmadı. Böyle karardan da haberdar değilim. YÖK’teki soruşturma da zamanaşımı nedeniyle kapandı. İddia ve suçlamaları kabul etmiyorum.”

28 Haziran 2014

Dr Tansu KÜÇÜKÖNCÜ (*) - 60 yıllık Ege Üniversitesi'nin “% 100 ÇALINTI” doktora tezleri : danışman Turgut Öziş'e “KINAMA” cezası

“Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır” misali, Ahmet Yıldırım, ilk kez Aralık 2010'da bir gazetede yaptırdığı “Doçent olmak için daha ne yapsın” başlıklı haberle “5 yılda 270 makale yazan akademisyen” olarak kendini gündeme getirdi. 2011'in son günü ABD'de karşılıksız TÜBİTAK bursuyla 1 yıllık bedava akademik tatildeyken, dikkatlerini çekmeyi başardığı akademik aktivistlerin tepkisiyle sosyal medyada gündem olunca, tiyatro çevirdi, senaristlik ve oyunculuk becerilerini sergiledi : internette “intihar mektubu” yayınladı, medyada gündem oldu. Ve ardından aniden ortadan kayboldu ! Bahar 2012'de Ege Üniversitesi'ndeki sayfası da kayboldu. 2013 sonuna kadar neredeyse haftada 1 SCI makale yayınlamaya devam etti.
Bahar 2013'te Hollanda'dan Leiden Üniversitesi'nin “Dünya Üniversiteler Sıralaması”na göre, Ege Üniversitesi, Ahmet Yıldırım'ın 4 yıldaki 110'dan fazla HİLELİ SCI makalesinin etkisiyle, '“Matematik – Bilgisayar” alanında dünyanın en iyi 2. üniversitesiydi !?... Rektör, sevinç haberleri yaptırdı. Sıralamayı yapan ekibin başındaki Hollandalı hoca ise, bunu öğrenince ve ulaşmaya çalıştığı rektörden cevap alamayınca üniversitesinin internet sitesindeki ekibinin sayfalarında Ege Üniversitesi'ne ve rektörüne ateş püsküren bir yazı yayınladı.
Hatırlatalım : Çeviri yoluyla tek kaynaktan blok halde “% 100 ÇALINTI” doktora tezi (birkaç günde doktora tezi sahibi olmak) ; ÇALINTInın zirvesi, bundan öte tek şey, bunu aynı dildeki tek kaynaktan yapmak, dakikalar içinde doktora tezi sahibi olmak. Tüm akademik sahtekarlıklar arasında ise bundan öte tek bir şey var : hiç yazılmamış – var olmayan doktora teziyle “resmi” doktora diploması sahibi olmak. Bunların örnekleri de aranızda dolaşıyor....
***
Eylül 2013'te danışman Turgut Öziş'in de aynı derecede sorumlu olduğunu özellikle belirterek yukarıdaki detaylarla Ahmet Yıldırım'ın “% 100 ÇALINTI” doktora tezinin İPTAL EDİLMESi ve Ahmet Yıldırım'ın 5 yılda sahip olduğu 110'dan fazla HİLELİ SCI makalenin yayından attırılması (RETRACTION) için başvurdum.
Anlaşıldığı kadarıyla birileri benden önce davranmış.
(!) “% 100 ÇALINTI” doktora tezi hakkındaki başvuruya Ege Üniversitesi'nin cevabı (08.10.2013, sayı : 4528, imza : Candeğer Yılmaz (rektör)) :
“.... Ahmet YILDIRIM'ın .... doktora tezi hakkında bir soruşturma açıldığı, söz konusu kişinin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın Yüksek Disiplin Kurulu'nun 15/03/2012 tarihli toplantısında görüşülerek 2012/26 sayılı karar ile “Görevinden Çekilmiş Sayılma Cezası” ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu karar uygulandığından dosyanın yeniden incelenmesinin mümkün görülmediği tespit edilmiştir.”
Ahmet Yıldırım'ın “% 100 ÇALINTI” doktora tezini danışman Turgut Öziş'in yönlendirmesiyle hazırladığı apaçık olmasına rağmen, asıl sorumlu olan Turgut Öziş, rektör tarafından korunuyordu.
Ahmet Yıldırım'ın doktora tezi hakkında hangi gerekçelerle soruşturma açıldığı ve ceza verildiği, doktora tezinin İPTAL EDİLİP EDİLMEDİĞİ belirtilmemişti.
Ahmet Yıldırım'ın 5 yılda sahip olduğu 110'dan fazla HİLELİ SCI makale (ki bunlar nedeniyle yabancı akademisyenlerden Ege Üniversitesi'ne çok ağır eleştiriler yöneltilmişti) hakkında da soruşturma açmayarak başta danışman Turgut Öziş olmak üzere Ahmet Yıldırım'ın bu makalelerdeki ortak yazarları olan çok sayıda Matematik bölümü akademik personeli, rektör tarafından korunuyordu.
Hatırlatalım : Yoshitaka Fuji'nin (Japonya ; profesör ; tıp, aneztezi) 200 kadar SCI makalesi, personeli olduğu Tsukuba University tarafından yayından attırıldı (RETRACTION) ; Tsukuba University, yayından attırdığı makalelerdeki etik ihlallerinin raporlarını internette yayınladı, indirilebilir. Bilime öncülük eden başka ülkelerde de benzer örnekler yaşandı, yaşanıyor.
Bir doktora tezinin “% 100 ÇALINTI” olduğu ortaya çıkınca “İPTAL EDİLMESİ” ve en azından ortaya çıkaranlara bunun bildirilmesi gerekir, beklenir. Öyle olmadı, bir Türkiye klasiği olarak.
Klasik – kronik örtbas direnci nedeniyle 9 – 10 ay içinde YÖK ve Ege Üniversitesi ile birkaç yazışma daha yapmak gerekti. Ve görünüşe göre bir süre daha gerekecek.
Konunun kapandığı iddiasıyla Ahmet Yıldırım'ın “% 100 ÇALINTI” doktora tezinin İPTAL EDİLMESİ başvurumu reddettikleri gibi Ahmet Yıldırım'ın “% 100 ÇALINTI” doktora tezinin İPTAL EDİLİP EDİLMEDİĞİni açıklamayı da reddettiler !?.... “Yapmayacağız işte ! Niye yapmayacağımızı da söylemeyeceğiz işte !”. “Güler misin, ağlar mısın” bir durum.
Böylece çok çabuk ve çok kolay sonuçlandırılmış olması gereken çok net bir ÇALINTI doktora tezi vakası giderek tuhaf, gizemli bir hal almaya, sürprizlere gebe gözükmeye, ve çok büyümeye başladı....
Hatırlatalım : Alman akademik aktivistler bir süredir 70'ten fazla ÇALINTI doktora tezinin raporlarını internette yayınlıyorlar, 2 hafta ile 6 ay arasında değişen sürelerde, 10 kadarı federal bakan ve parlamenterlere ait, 20'den fazla ÇALINTI doktora tezini iptal ettirdiler.
***
ABD'deki University of South Florida yöneticileri, Ahmet Yıldırım'ın Ağustos 2011 – Ağustos 2012 arasında 1 yıl süreyle karşılıksız TÜBİTAK bursuyla orada Matematik – İstatistik bölümünde bulunduğunu bildirdi.
Anlaşıldığı kadarıyla Ahmet Yıldırım'ın akademik sahtekarlık dosyaları ilk kez 2010'da doktorasını bitirir bitirmez doçent olmak için başvurmasıyla açılmış. TÜBİTAK bursuna başvurduğunda bile hakkındaki soruşturmalar aleyhine sonuçlanmaya başlamış. Buna rağmen, bu durumu TÜBİTAK'a bildirilmemiş, TÜBİTAK da sormamış. Üstelik Ege Üniversitesi, 1 yıllığına ABD'ye gitmesine de izin vermiş ve muhtemelen maaşını ödemeye de devam etmiş. Ege Üniversitesi Mart 2012'de Ahmet Yıldırım'ı “kendi istifa etmiş” (müstafi) sayarak işten atmış, TÜBİTAK'a yine haber vermemiş. Ahmet Yıldırım, Ege Üniversitesi'nden atıldıktan sonra 5 ay daha karşılıksız TÜBİTAK bursuyla ABD'de kalarak bedava akademik tatil yapmaya devam etmiş. TÜBİTAK bugüne dek Ahmet Yıldırım'ın durumu hakkında hiçbir işlem yapmamış.
Hatırlatalım : Amerikan Federal Araştırma Etiği Ofisi (Office of Research Integrity), akademik sahtekarlık yapanları cezalandırmakta ve verdiği cezaları gerekçesiyle birlikte internet sitesinde tüm dünyaya duyurmaktadır.
***
Ege Üniversitesi, danışman Turgut Öziş'i korumanın dozunu azaltmaya karar vermiş olmalı ki :
(!!) “% 100 ÇALINTI” doktora tezi hakkındaki başvuruya Ege Üniversitesi'nin cevabı (30.05.2014, sayı : 3590, imza : Candeğer Yılmaz (rektör)) :
“.... adı geçen tez danışmanı .... Turgut ÖZİŞ hakkında disiplin soruşturması açılması yönünde .... Fen Fakültesi Dekanlığından gereği istenmiştir. .... Dekanlık .... 02/01/2014 tarihli ve 07 sayılı onayı ile adı geçen hakkında açılan disiplin soruşturması tamamlanmış olup Yükseköğretim Kurumlar Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 8. Maddesi (i) bendinde (Hizmet içinde taşıdığı resmi sıfatın gerektirdiği itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak) belirtilen “Aylıktan Kesme cezası verilmesi teklif edilmekle birlikte .... İyi Halin değerlendirilmesi başlıklı 16. Maddesi uyarınca “Kınama” cezası ile tecziyesi uygun bulunmuştur.
.... Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Kurulundan Yükseköğretim Kurulu Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi uyarınca jüri üyeleri hakkında öne sürülen iddiaların değerlendirilmesi ve rapor tanzim edilmesi istenmiştir. İnceleme sonucunda; Ahmet YILDIRIM'ın doktora tez jürisi üyelerinin görevlerini yerine getirmede kusurlarının bulunmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.”
Ege Üniversitesi'nin önceki yazısında “konunun kapandığı” bildirilirken, bu yazısına göre ise o cevaplarından 3 ay sonra Turgut Öziş hakkında “% 100 ÇALINTI” doktora tezinin sorumlusu olduğundan bahsedilmediği anlaşılan tuhaf soruşturma açılmış. Jürinin sorumluluğuna dair Etik Kurul'a rapor hazırlatılırken, danışman Turgut Öziş'in sorumluluğu Etik Kurul'a sorulmamış, dekanla halledilmiş.
Hileli olduğu ortaya çıkarılan ve “buharlaştırma – unutturma, inkar gibi yöntemlerle örtbas edilemeyen” bazı akademik tezlerin İPTAL EDİLMEDİĞİ, yeni tez yazdırılarak YÖK ve üniversite arşivlerindeki kopyalarla değiştirildiği bilinmektedir.
YÖK ve Ege Üniversitesi'nin hem İPTAL başvurumu hem de Ahmet Yıldırım'ın “% 100 ÇALINTI” doktora tezinin ve doktora diplomasının İPTAL EDİLİP EDİLMEDİĞİni açıklamayı reddetmesi, İPTAL EDİLMEMİŞ olması ihtimalinin yüksek olduğunu düşündürmektedir !  
Ahmet Yıldırım, yakın zamandaki çok sayıda akademik sahtekar örneğinde de görüldüğü üzere her an bir üniversitede doçent – profesör olarak yeniden ortaya çıkabilecektir. Yeniden dikkat çekmemeyi becerebildikçe önü açık olacaktır.
Gelişmeleri duyurmaya devam edeceğiz.
Ege Üniversitesi'ndeki bir başka “% 100 ÇALINTI” doktora tezi (Bilgisayar Mühendisliği) ile ilgili yazışmalar da devam etmektedir. Gelişmeler duyurulacaktır.
 
(*) Dr Tansu KÜÇÜKÖNCÜ : 2001 başından beri “elverişli eko sisteme yerleşen bakteri kolonisi benzeri hızla çoğalan zehirli sarmaşık gibi ülkemiz üniversitelerini kuşatarak boğan, çürüten, kokutan, ve çökerten” “akademik sahtekarlık gelenekçileri”ne karşı insan hakları mücadelesi vermektedir.

23 Haziran 2014

Murat Bardakçı - Ver parayı al unvânı! (HABERTÜRK)

ÖNCE, diline ve imlâsına hiç dokunmadan aynen nakledeceğim şu duyuruya bir bakın:
"...Doktora tez çalışması hazırlamak ileri derecede akademik bilgi ve tecrübe gerektiren bir iştir. Aynı zamanda vaktinizin büyük kısmını alan bir çalışmadır. Zamanınız yoksa yada gereken bilgi ve tecrübeye sahip değilseniz akademik kadromuz bu işi sizin için üstlenmeye hazır. İletişim bölümümüzdeki tez talep formumuzu doldurarak çalışmanızla ilgili detayları ekibimizle paylaşmanız yeterli olacak, bundan sonraki süreçte danışman arkadaşlarımız sizlere en kısa sürede dönüş sağlayacaklardır". 


Şimdi okuyacağınız duyuru da, bir çeşit personel ilânı: 

Tez yazma bir sanattır. Akademik kuralları biliyorsanız çoğu kişi için bu iş bir çocuk oyuncağıdır. Ama öğrencilere gelin sorun bu iş çok sıkıntılı bir süreçtir. Tez yazma sürecinde öğrencilerin çoğu deyim yerindeyse bunalıma girer. Araştırma bölümü ayrı yazma bölümü ayrı sorundur onlar için. Ama tez yazma işi bir sektör olmuş vaziyette. Birçok kişi tez yazma işinden ciddi miktarlarda paralar kazanıyor. Eğer sizde tez yazma kurallarını biliyorsanız bu işi yapabilirsiniz. Bu işin piyasası sayfa başı ortalama 20 tl gibi bir ücrete şu sıralar yapılıyor. İlan ile ilgileniyorsanız kendinizi tanıtan ve iletişim bilgilerinizi bulunduran bir yorum bırakabilirsiniz".  

YÖK VE JÜRİLER NE YAPAR? 
 Bu ilânların ne için verildiğini anlamışsınızdır: Üniversitelerden birinde öğrencisiniz, bitirme tezinizi hazırlamanız lâzım, yahut yüksek lisans veya doktora yapıyorsunuz ve tezinizi yazıp teslim etmeniz gerekiyor diyelim... 

Artık oturup çalışmanıza, kaynakları araştırmanıza, toparladıklarınızı değerlendirmenize ve tez haline getirmenize hiç lüzum kalmamış... Bu işi sizin için yapmaya âmâde gruplardan yahut şirketlerden birine müracaat ediyor, konunuzu ve hazırlamanız gereken metnin uzunluğunu bildiriyor, parasını da veriyor, adamların yazdıkları bu sözüm ona metni üniversiteye götürüyor ve "bilim adamı" oluyorsunuz! 

İşte, üniversitelerin ve bilimin Türkiye'de geldiği son nokta! Bilim adaylığına soyunan herif yahut hatun çalışmaya üşeniyor, kafa patlatıp yorulduğu takdirde bir tarafından terler damlamasından da endişe ediyor ve parayı verip unvan sahibi oluyor! Gittikçe artan intihaller ile zaten mücadele edemeyen YÖK de, üniversiteler de, o üniversitelerin hocaları da tezin nasıl yapıldığından bîhaber olduklarından veya bildikleri halde uğraşmak istemediklerinden bu işe göz yumuyorlar... 

Kişilerin veya grupların öğrencilerin hazırladıkları tezleri YÖK'ün tez yazım kurallarına uygun şekilde yeniden tape ettirmelerini anlarım. Zira bu kurallar askerî talim nizamnamelerine rahmet okuturcasına "Sayfadaki boşluklar soldan iki, sağdan bir buçuk santim olacak; üstte bir virgül altmış iki mikron, altta da üç çeyrek milim boşluk bırakılacak, metni bilmemne fontunun bilmemne boyunda yazacaksınız, dipnotlar bunun beşte ikisi eb'adında yerleştirilecek, tez hocasının ismini de gözümüze sokarcasına koskoca koyacaksınız" gibisinden aşırı şekil şartları ile doludur. Jürilerin çoğu tezin muhteviyatından evvel şekline bakar, değerlendirmede önceliği görüntüye verirler. Dolayısı ile tez metnini bilgisayarda yazmak bazen tezin hazırlanmasından daha zahmetli olur; öğrencinin bu işi profesyonellere yaptırması, yani başkalarına tape ettirmesi anlaşılır bir iştir ama bu işe ayıracak parası varsa... 

TÜY DİKMEK İŞTE BUDUR! 
Ama yine parasını vererek tezin kaynak taramasını, araştırmasını ve üstüne üstlük bir de yazdırılmasını başkalarına yaptırtmaya ne diyeceğiz? Haydi, hoca, jüri ve hattâ YÖK tezin bu şekilde hazırlandığını farkedemeyip uyudu diyelim... Oturduğu yerden ve parasının gücü ile unvan sahibi olan bilim adamı adayının hiç mi utanması yok? 

İnternette böyle çalışan, yani "Ver parayı al unvânı" kuralıyla hizmet sunan ve yazının başında naklettiğim ilânlarından farkedeceğiniz gibi basit imlâ kurallarından bile bîhaber olan Türkçe fukarası dünya kadar sitenin verdikleri ilânların mevcudiyeti bir hakikati apaçık göstermektedir: Aklınıza gelen her yerleşim merkezinde köy okulu misâli üniversite açarsanız netice bu olur, üniversite kavramının da, bilimin de üzerine tüy dikersiniz. 

Türkiye'de bugün "tez" ve "üniversite" dendiğinde yapılan, işte sadece budur! 

19 Haziran 2014

YÖK:"İntihal helaldir" (Anayurt Gazetesi)

MÜ İlahiyat Fakültesi hocası Mazlum Uyar’ın başka birine ait kitabı referans vermeden intihal ettiği fakat YÖK’ün hiçbir işlem yapmadığı öğrenildi. 

MÜ İlahiyat Fakültesi hocası Mazlum Uyar’ın başka birine ait kitabı referans vermeden intihal ettiği fakat YÖK’ün hiçbir işlem yapmadığı öğrenildi. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hocalarından Mazlum Uyar’ın başka birine ait kitabı referans vermeden intihal ettiği fakat YÖK’e şikayet edildiği halde hiç bir işlemin yapılmadığı ortaya çıktı.

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hocası Prof. Dr. Mazlum Uyar ABD George Washington Üniversitesi öğretim üyesi Prof. A. K. Moussavi’nin “Religious Authority in Shiite Islam” isimli kitabından referans vermeden yaklaşık 100 sayfalık bir bölümü 350 kadar dipnotu ile birlikte satır satır, kelime kelime intihal ederek bir kitap yazdığı öğrenildi. Uyar’ın kitabına da “Şii Ulemanın Otoritesinin Temelleri: İmamiyye Şiasında Usulilik ve Hiyerarşik Yapılanması” başlığını koyduğu belirtildi. 

İlahiyat profesörünün YÖK tarafından da cezalandırılmamasının öyküsü şöyle gelişti. Uyar, kitabı Kaknüs yayınlarından piyasaya sürer. Bu kitapla Üniversiteler arası Kurul’dan Doçentlik unvanı alır ve bu unvanla Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne önce doçent daha sonra profesör olarak atanır. Kitabı çalınan Prof. A. K. Moussavi önceki yıllarda İstanbul’da Fatih Üniversitesi’nde görev yapmıştır. Prof. Moussavi intihali fark eder. Gerek Marmara Üniversitesi’ne gerekse YÖK’e 9 Haziran 2013 tarihinde şikayet dilekçesi yazarak intihali delilleriyle ihbar eder ve gereğinin yapılmasını ister. Aynı zamanda Türkiye’den bir avukat tutarak Mazlum Uyar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre işlem başlatılmasını ve ceza davası açılmasını talep eder. Marmara Üniversitesi, Prof. Moussavi’nin şikayeti üzerine Etik Kurulu’nu harekete geçirir ve jüri kurarak intihali tüm detayıyla belirler ve 9 Ocak 2014 tarihinde YÖK’e yazarak “Mazlum Uyar’ın üniversite öğretim mesleğinden çıkarılmasını talep eder. Marmara Üniversitesi aynı zamanda Üniversitelerarası Kurul’a yazarak Mazlum Uyar’ın bu intihal eserle aldığı doçentlik unvanının iptalini ister. 

Bu arada şu gelişmeler olur. Prof. Moussavi’nin Mazlum Uyar’ı YÖK’e şikayet etmesinden tam 3 ay 3 gün sonra 12 Eylül 2013 tarihinde YÖK genel kurulu toplanarak, eski YÖK genel Kurulu’nun 03.06.2005 tarihinde aldığı 2702 sayılı kararını değiştirir. 2005 tarihli bu YÖK kararına göre intihallerde zaman aşımı yoktur. Ancak mevcut YÖK bu yeni kararla intihalde 2 yıllık zaman aşımı kuralını getirir. Bu yeni kurala göre Mazlum Uyar cezalandırılamayacak, üniversitede hocalık yapmaya devam edecektir. Nitekim 21 YÖK üyesinden oluşan YÖK Disiplin Kurulu 22.05.2014 tarihinde 14 üye ile toplanarak 2014/52 sayılı kararla Mazlum Uyar’ın söz konusu kitabının 100 sayfalık intihal içerdiğinin sabit olduğunu, ancak 2 yıllık zaman aşımı kuralı nedeniyle cezalandırılamayacağını” kararlaştırır. Böylece, İlahiyat Profesörü Mazlum Uyar kendisinin şikayet edilmesinden 3 ay 3 gün sonra yine aynı YÖK Genel Kurulu’nun çıkardığı intihal kararıyla korunmuş olur. Mazlum Uyar’ın George Washington Üniversitesi öğretim üyesinin bir kitabından aşırmasıyla Türkiye’nin uluslararası akademik itibarını zedelediği ortadadır. Ancak bu intihal olayının bir başka boyutu daha vardır. Prof. Moussavi’nin intihal edilen “Religious Authority in Shiite Islam” başlıklı kitabı Malezya İslam Üniversitesi tarafından yayınlanmıştır. Malezya İslam Üniversitesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 Ocak 2014’teki Malezya ziyaretinde fahri doktora aldığı üniversitedir. Bu üniversite Marmara Üniversitesi’nin Mevlana Değişim Programı çerçevesinde anlaşma yaptığı bir üniversitedir ve Mazlum Uyar’ın hocalık yaptığı İlahiyat Fakültesi’nden öğrenciler halen Malezya Üniversitesi’nde bir veya iki dönem okumaktadırlar. 

Şimdi üniversite camiasında sorulan soru şu: “350 kadar dipnotla birlikte aşırılan 100 sayfalık bu intihal, yapanın yanına kâr mı kalacaktır? Bu kadar kapsamlı ve bu kadar aleni bir intihal eylemi cezasız mı kalacaktır?” Akademisyenler bu kararla intihalin artık suç olmaktan çıktığını söylüyorlar. YÖK’ün bu konudaki kararı şöyle: “Biz intihali tespit ettik, intihal kesin. Ama biz bir şey yapmıyoruz. Çünkü zaman aşımı diye bir şey var.” Üniversiteden görüş bildiren bir akademisyen bu durumu komik olarak niteliyor. “Bir cerrah profesörün diplomasının sahte olduğu ortaya çıksa, olsun varsın, epey zaman geçmiş, önemli değil, diplomanız sahte olsa da siz ameliyat yapmaya devam edin mi denilecek? Acaba bu YÖK üyeleri böyle bir cerrah profesöre ameliyat olmak isterler mi?” 

Bir başka akademisyen daha önemli bir noktaya işaret ediyor: Bu intihal vakaları cezalandırılmadığı müddetçe, artık Yüksek Lisans öğrencilerinin Doktora öğrencilerinin, Araştırma Görevlilerinin bilimsel kuralları gözeterek özgün tez yazmalarını bekleyemeyiz. Genç akademisyenler “Nasıl olsa bir şey olmuyor, başkasının eserinden aşırarak doçent, Profesör olunabiliyor” diyecekler. 

Dahası, hoca YÖK’ün “intihal helaldir” fetvasıyla derslere girmeye, Yüksek Lisans ve doktora tezi yönetmeye devam ediyor. 

29 Mayıs 2014

Pervin Kaplan - Bastır 500 doları yayımlat makaleni (HABERTÜRK)

GEÇEN gün bilimsel yayın kalitesine dikkat çekip akademisyenlerin yayın sayılarındaki artışın atıf oranlarına yansımadığına değinmiştim. Bunun da okul notlarında olduğu gibi “hormonlu yayınlardan” kaynaklanıp kaynaklanmadığını sormuştum. 

Bu sorunun yanıtını, ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Balcı’nın yaptığı çalışma veriyor. Balcı, Türkiye adresli 21 bin 529 makaleyi inceledi ve bunların yüzde 10’unun etki değeri düşük yani atıf sayıları sınırlı dergilerde basıldığını ortaya çıkardı. Balcı’nın da çalışmasında vurguladığı gibi “Sanki bu dergiler Türk akademisyenlerin yazılarını basmak için çıkarılmış”.

Bu dergilerin çoğu Pakistan, Malezya ve Hindistan’daki kuruluşlar tarafından çıkarılıyor. Bazıları da 500 ile 750 ABD Doları karşılığında makale basıyor.

Örneğin Journal of Animal and Veterinary Advences adını taşıyan dergi, 2007’de yayın hayatına girmiş. Yayınlar daha çok tıp, temel bilimler, mühendislik ve ziraat alanlarını kapsıyor. Dergide yayımlanan 1762 makalenin 722’si yani yüzde 41’i Türkiye’deki üniversitelerde görev yapan akademisyenlere ait. Dergide bir tane bile Pakistan adresli yayın yok. 64 editörün 14’ü Türk.

Balcı’nın da dikkat çektiği gibi bu dergi ne zaman Türk bilim camiası tarafından benimsendi ve neden bu kadar çok Türk editör atandı? Acaba bu dergi Türkiye’de çalışan bilim insanlarının makalelerini yayımlamak için mi çıkarıldı?

Balcı’nın örnek verdiği bir başka dergiden daha söz etmek istiyorum. Bu dergi de 2005 yılından bu yana Malezya’dan yayın yapıyor. Scientific Research and Essays adlı bu dergide 2 yıl içinde Türk akademisyenlerin basılan makalelerinin sayısı 373. Bu dergide de basılan tüm makaleler arasında Türklerin yazdıklarının oranı yüzde 40.

Bir de son yıllarda Afrika dergileri de Türk akademisyenler tarafından keşfedilmiş durumda. Bazı ülkelerde adeta “organize” biçimde çıkan bu dergilerin amacı sizce bilime katkı sağlamak mı?

Akademik yükselme kriterleri arasında hakemli dergilerde makale yayımlanmış olması şartı bulunuyor. Bu da doçent ve profesör olabilmek için bazı akademisyenlerin “paralı dergilere” yönelmesine neden oluyor. Bilim dünyasında birçoğunun adı bilinmeyen, bastığı makaleler tartışmalı hale gelen ve neden çıktıkları soru işareti taşıyan bu dergilerde çıkan makaleler de Türk üniversitelerinin “bilimsel yayın” sayılarının artmasını sağlıyor. 
Ancak “Bastır parayı yayımlat makaleni” anlayışına sahip bu dergilerde çıkmış makaleleri YÖK yükselmelerde nasıl oluyor da ciddiye alıp kabul edebiliyor, bu da ayrı bir tartışma konusu.

Unutmayalım, bir kriter getirmezseniz kalitesizlikle de karşı karşıya kalırsınız.

8 Mayıs 2014

AİHM, 33 yıllık "intihal" tartışmasına noktayı koydu .

Eski YÖK Başkanı İhsan Doğramacı'nın, "Annenin Kitabı" adlı kitabını, ABD'li Dr. Benjamin Spock'ın "Baby and Child Care" adlı kitabından aşırdığını iddia ettiği için tazminata mahkum edilen Prof. Dr. Hasan Yazıcı, AİHM'de açtığı davayı kazandı.
Eski YÖK Başkanı İhsan Doğramacı'nın, 1952 yılında yayınlanan "Annenin Kitabı" adlı çocuk bakım kitabını, ilk basımı 1946 yılında yapılan ABD'li Dr. Benjamin Spock'ın "Baby and Child Care" adlı kitabından intihal (aşırma) olduğunu iddia ettiği için 8 bin Euro tazminata mahkum edilen Prof. Dr. Hasan Yazıcı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne açtığı davayı kazandı.

AİHM'in 15 Nisan 2014'te açıkladığı kararda, Yargıtay'ın 2006 yılında Prof. Yazıcı aleyhine verdiği kararın yanlış olduğu, söz konusu kararın ifade özgürlüğüne aykırı bulunduğu belirtildi. Prof. Yazıcı'nın 2006 yılında Prof. Doğramacı'ya ödediği 4 milyon liralık manevi tazminatın bu kez Türkiye tarafından Prof. Yazıcı'ya yasal faiziyle birlikte geri ödenmesine hükmedildi. Yüksek Mahkeme, Prof. Yazıcı'ya 6 bin 500 Euro manevi tazminat ve 1.500 Euro da mahkeme gideri olmak üzere 8 bin Euro ödenmesine karar verdi.

"AŞIRMADA DÜNYA BİRİNCİSİYİZ"
Davayı kazanan Prof. Dr. Hasan Yazıcı, bugün İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kurul Salonu'nda akademisyen arkadaşlarıyla bir araya geldi. "Bir intihal olgusu ve dile getirilmesi hakkında AİHM kararı" konulu toplantıda konuşan Prof. Yazıcı, yaşadıklarını anlattı. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Bilim Ahlak Komitesi'nin eski Başkanı sıfatıyla anılmak istediğini söyleyen ve halen Bilim Akademisi üyesi olan Prof. Yazıcı,
Türkiye'nin bilimsel aşırmada dünyada birinci olduğunu grafiklerle gösterdi. Prof. Dr. Yazıcı, Amerikan bilim dergisine yapılan başvuruların yüzde kaçının aşırma olduğunun açıklandığını ve Türkiye'nin en yüksek aşırma yapan ülke çıktığını dile getirdi.

TEŞEKKÜR ETTİ
Dava sürecinde kendisine destek veren Kemal Bozkurt, Jale Parla, Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, Çetin Aşçıoğlu, avukatlar Hakan Emin ve Berrin Yazıcı'ya teşekkür eden Prof. Yazıcı'yı dinleyenler arasında, Prof. Dr. Zafer Üskül ile Prof. Dr. Gençay Gürsoy da vardı.


SÜRECİ ANLATTI
2000 yılında Milliyet gazetesinde "İhsan Doğramacı'yı kınamak" başlıklı bir yazı kaleme aldığını anlatan Prof. Yazıcı, İhsan Doğramacı'nın durumunu Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Ahlak Komitesi'nde değerlendirdiklerini söyledi. Prof. Yazıcı, yaşanan süreci şöyle anlattı:


"Aşırma o kadar çoktu ki, denetim komisyonu kuruldu. Ben dedim ki, bu işin başında aşırmanın babası olmaz. Aşırma saptadığımız zaman , 3 aşamamız var. Bir mektup yazıyoruz, 'Bu ayıptır' diyoruz. İkinci aşama daha ağır. Taraflara bunu söylüyoruz. Doğramacı örneğinde olduğu gibi, biz bunu alıyoruz, o insanın çalıştığı en üst kuruma bildiriyoruz. Hukuki yaptırım yok. Ondan sonra tuttuk, Doğramacı'yı kınamaya karar verdik. Resmi raporu verdik. 10 kabul, 1 çekimser oyla kabul edildi. Aradan 1 gün geçti, bir üye şöyle bir mektup yazdı bize; 'TÜBA bu kararla yalnızlaşır'. Biz, bunun üzerine istifa ettik. Doğramacı'yı kınamamak, aynı insanlar tarafından kabul edildi. Bilim Ahlak Komitesi dağıldı."


7 YIL SONRA KARAR ÇIKTI
'Ortada aşırma olmadığı, iki bilimsel eser arasındaki benzerliklerin doğal olduğu' gerekçesiyle hakkında Doğramacı tarafından o dönemin parasıyla 4 milyon liralık tazminat davası açıldığını ifade eden Prof. Yazıcı, yerel mahkemenin mahkumiyet kararından sonra, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin aleyhte kararına rağmen Yargıtay Genel Kurulu tarafından mahkum edildiğini dile getirdi. Prof. Yazıcı, ardından 2007'de AİHM'e başvurduğunu belirterek, 7 yıl sonra karar çıktığını bildirdi.


İŞTE AİHM'İN GEREKÇESİ
AİHM'in Prof. Dr. Hasan Yazıcı'nın başvurusu üzerine verdiği kararda, şu ifadeler kullanıldı:

"İfade özgürlüğü, demokratik düzenin ayrılmaz parçasıdır. Birey, zaman zaman çevresine aykırı düşecek, şok edici açıklamalar da yapabilir. Böyle açıklamalar, özellikle söz konusu açıklamaların hedefi toplumun önde gelen isimleriyse, toplum çıkarı açısından daha büyük bir hoşgörüyle karşılanmalıdır. Prof. Yazıcı, Prof. Doğramacı'yı suçladığı konu hakkında kapsamlı bir rapor hazırlayan bilimsel komiteye başkanlık etmiş bir akademisyendir. O nedenle hem konuyu iyi bilmektedir, hem de akademik özgürlük açısından böyle bir açıklama yapması hiç de haksız ve dayanaksız değildir. Öte yandan, gerçeklerin açık olduğu durumlarda, değer yargıları ikinci planda kalır. İfade özgürlüğünün temelinde ise gerçekleri dile getirmek yatar. Yargıtay Hukuk Genel Kararı yanlış bulduğumuz kararında, Prof. Yazıcı'nın gerçeği söyleyip söylemediğine gerekli önemi vermemiştir."


TARTIŞMAYI UĞUR MUMCU BAŞLATMIŞTI
Prof. İhsan Doğramacı ile ilgili "intihal" tartışmasını, ilk kez 33 yıl önce, 25 Kasım 1981 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde Uğur Mumcu başlattı. Ancak Prof. Doğramacı, 12 Eylül döneminde kurulan YÖK'ün ilk başkanı oldu. Konu, yıllar sonra bu kez Prof. Hasan Yazıcı tarafından gündeme getirildi. Prof. Doğramacı da Prof. Yazıcı hakkında manevi tazminat davası açtı ve o dönemin parasıyla 4 milyon lira tazminat kazandı.

DHA - Özgür Altuncu - Özkan Arslan

20 Nisan 2014

Prof. Dr. Kayhan Kantarlı - TEZ PAZARLARI

Bu yazıyı 17 yıldır yılmadan yürüttüğü, örnek aldığımız bilim ahlakı mücadelesini AİHM 'nin  YÖK'ün ilk Başkanı'nın kitabıyla ilgili olarak verdiği kararla taçlandıran değerli bilim insanı Prof. Dr. Hasan Yazıcı'ya mücadeleye devam edeceğimizin kararlılık ifadesi olarak  ithaf ediyorum.
SUSMAYIN İSYAN EDİN !
YOKSA SİZ TEZİNİZİ PAZARDAN MI ALDINIZ ?
Üniversitelerdeki bilimsel hırsızlığının artık sıradan bir olay sayılması, intihal yapanların YÖK başkanı, YÖK üyesi, rektör, dekan… olabilmesinden başka,  bir üniversitenin doktora tezini aşırmacılıkla hazırladığı ortaya çıkan sözde bilimcinin 5 yılda ürettiği yüzlerce yayınla dünya ikincisi olmasının bile hazmedilmesi sonunda bilim ahlakı tamamen ortadan kalktı ve  sistem sonunda kendi pazarını kurdu.  Bu pazarın çalıntı eşyaların satıldığı bit pazarından hiç bir farkı yoktur. 

HER ŞEY ALENİ 
Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK ve Üniversiteler gözlerinin önünde kurulan bu pazarın derhal kapatılıp, hem alıcılar hem de satıcılar hakkında gereğinin yapılmasını sağlamak yerine  duruma göz yummakla pazarın  her gün biraz daha genişlemesini teşvik etmektedir.
PİYASACI ÜNİVERSİTE
İşte üniversitelerde piyasa modeli budur ! Eğitim üzerinden para kazanmak için bilim hırsızlığı pazarları bile kurulabiliyor. Model üniversiteyi bir kanalizasyon çukuruna dönüştürmüştür, her yerden pis kokular yükselmektedir.

DEVLETİN BU PİSLİĞİ TEMİZLEME GÜCÜ YOKSA O ZAMAN YAPACAĞI TEK ŞEY VARDIR; 
"ÜNİVERSİTELER MÜLGADIR YASASI" ÇIKARMAK...
TIPKI ATATÜRK'ÜN 1933 de YAPTIĞI GİBİ..

Açıkçası
- YA BİLİMSEL HIRSIZLIK PAZARLARI, YA DA ÜNİVERSİTELER KAPATILMADIR!
- İNTERNET YASAKLARI DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNE DEĞİL, BİLİMSEL HIRSIZLIK PAZARLARINA GETİRİLMEDİR!
Rezaletin  içeriği hakkında daha fazla söze gerek yok… her şey ortada. İsteyen daha fazlasını bazılarını aşağıda belirttiğim kaynaklardan öğrenebilir.

Son söz:
ÜNİVERSİTELERİNDE BİLİMSEL HIRSIZLIĞIN DOĞAL KARŞILANDIĞI BİR ÜLKENİN ELBETTE TÜM YAŞAM ALANLARI SOYULACAKTIR * ! 

Kaynaklar:
 
Her şey aleni   
http://www.tezprojemerkezi.com/, http://www.turkiyetezmerkezi.com/
http://www.aciltez.com/master-tezi-hazirlama.html
http://www.aciltez.com/doktora-tezi-hazirlama.html

Parayı Ver Tezini Yazdır 
http://www.avrupagazete.com/egitim/52549-parayi-ver-tezini-yazdir.html

TEZ elden mezuniye
http://www.venharhaber.com/haberler/turkiye-siyaseti/tez-elden-mezuniyet-h5940.html
 
5 milyon liralık sektör: TEZ 
http://www.ajanskamu.com/haber/5-milyon-liralik-sektor-tez_h58194.html
 
7 bin lira veren ‘doktor’ oluyor 
http://www.milliyet.com.tr/7-bin-lira-veren-doktor-oluyor/gundem/detay/1869665/default.htm?ref=OtherNews
 
10 bin liraya tez yazılır 
http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2014/03/11/10-bin-liraya-tez-yazilir

Tez Pazarı ise adeta...
http://www.furkanhaber.com/tez-pazari/
 
ELEŞTİREL BİR YAZI: Uygun fiyata tez yazılır
http://anchebout.wordpress.com/2012/02/06/uygun-fiyata-tez-yazilir/

15 Nisan 2014

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Prof. Hasan Yazıcı’yı haklı buldu

Prof. Hasan Yazıcı 2000 yılı Kasım ayında Milliyet Gazetesi’nde yayımlanan “Önce Doğramacı’yı Kınamak Lazım” başlıklı yazısında “örnekleri ülkemizde çok sık görülen aşırma (intihal) olaylarının üzerine gitmekte en etkili yolun, her şeyden evvel esas büyük aşırmaları olanların kamuoyundan özür dilemeleri olduğunu” söylemiş ve bu bağlamda eski YÖK başkanı Prof. İhsan Doğramacı’nın Prof. Benjamin Spock’tan yaptığı aşırmayı örnek göstermişti. Söz konusu aşırma ilk kez 1981 yılında ünlü gazeteci Uğur Mumcu tarafından, alaycı bir üslupla, Türk kamuoyuna açıklanmıştı. Aynı aşırmayı Prof. Hasan Yazıcı Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Bilim Ahlakı Komitesi başkanı olarak da resmi bir komite raporu ve çarpıcı örnekleriyle 1997 yılında TÜBA’ya bildirmiş ancak TÜBA konunun üzerine gitmemiş ve bu nedenle de Prof. Hasan Yazıcı ve komite arkadaşları TÜBA Bilim Ahlakı Komitesi’nden istifa etmişler, söz konusu komite dağılmıştı. 

Prof. İhsan Doğramacı 2000 yılında söz konusu gazete yayını nedeniyle Prof. Hasan Yazıcı aleyhine manevi tazminat davası açtı. Dava 2006 yılında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararıyla Prof. Hasan Yazıcı aleyhine sonlandı ve Prof. Yazıcı, Prof. İhsan Doğramacı’ya manevi tazminat ödedi. 

Prof. Yazıcı söz konusu yargı kararını 2007 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. AİHM 15 Nisan 2014’te açıkladığı kararda ise Yargıtay’ın 2006 yılında Yazıcı aleyhine verdiği kararın yanlış olduğunu, söz konusu kararın ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu belirtti. Bu durumda Prof. Yazıcı’nın 2006 yılında Prof. Doğramacı’ya ödediği manevi tazminat bu kez Türkiye tarafından Prof. Yazıcı’ya, yasal faiziyle birlikte, geri ödenecek. 

AİHM’nin ifade özgürlüğü ve akademik ahlak açısından değerlendirmeye aldığı bu önemli kararda özellikle aşağıdaki noktalar belirtiliyor: 

1. İfade özgürlüğü demokratik düzenin ayrılmaz parçasıdır. 

2. Birey zaman zaman çevresine aykırı düşecek, şok edici açıklamalar da yapabilir. Böyle açıklamalar özellikle söz konusu açıklamaların hedefi toplumun önde gelen isimlerindense, toplum çıkarı açısından, daha büyük bir hoşgörüyle karşılanmalıdır. 

3. Prof. Yazıcı, Prof. Doğramacı’yı suçladığı konu hakkında kapsamlı bir rapor hazırlayan bilimsel komiteye başkanlık etmiş bir akademisyendir. O nedenle hem konuyu iyi bilmektedir hem de akademik özgürlük açısından böyle bir açıklama yapması hiç de haksız ve dayanaksız değildir.  

4. Öte yandan gerçeklerin açık olduğu durumlarda değer yargıları ikinci planda kalır. İfade özgürlüğünün temelinde ise gerçekleri dile getirmek yatar. Yargıtay Hukuk Genel Kararı yanlış bulduğumuz kararında Prof. Yazıcı’nın gerçeği söyleyip söylemediğine gerekli önemi vermemiştir. 

Hakkımda verilen AİHM kararının ülkemizde bundan böyle yapılabilecek aşırma girişimlerini değerlendirmekte çok önemli olacağı görüşündeyim.   

Prof. Hasan Yazıcı   

27 Mart 2014

Enis MERİÇ - Akademik tezlerde yeni moda: Wikipedia'den kopyala-yapıştır (RADİKAL Blog)

Son yıllarda akademik dünyada gelenek halini almış bir uyanıklıktan bahsetmek istiyorum. Wikipedia'dan kopyala-yapıştır metoduyla tez yazmak son yıllarda yaygın hale geldi. Yükseklisans tezlerinin çoğunda Wikipedia metinleri ve Wikipedia linklerinin doğrudan kaynak olarak kullanıldığını gözlemledim. Wikipedia metinleri dipnotlarında belli başlı kaynakları ihtiva etmektedir. Tez ve akademik makale yazarlarının çoğu  metin dipnotlarında yer alan kaynakların doğru olup olmadığını araştırmadan, metinleri kaynaklarıyla beraber doğrudan tezlerine kopyalayıp yapıştırıyorlar. Bu tip tez ve makale yazma yöntemi son yıllarda daha da yaygınlaştı. Değişik araştırmalardan ve tezlerden yapılan intihaller bir yana, Wikipedia metinlerinden faydalanma veya aşırma daha pratik bir hale geldi diyebiliriz.
Bilimsel araştırma etiğine uymayan bir diğer uygulamada tezlerde Wikipedia linkinin doğrudan kaynak olarak gösterilmesidir. Wikipedia sayfasında yer alan metinlerin doğruluğu, kaynakları, yazarlarının kim oldukları ne oldukları hiçbir araştırmaya sorguya tabi tutulmadan tezlerde kaynak olarak gösteriliyor. 2005’den sonraki yükseklisans tezlerinin çoğunda Wikipedia linki doğrudan kaynak olarak gösteriliyor. Wikipedia’nın linkini dipnotlarında kaynak olarak kullananlar, akademik araştırmanın ve bilimsel metodun ne olduğunu bilmeyen acemilerdir. En acemi intihalciler Wikipedia linkini tezlerinde defalarca kullanıyorlar. Bir yüksek lisans tezinde 10 ayrı yerde bu link doğrudan kullanılıyor ve bu duruma tez danışmanı ses çıkarmıyorsa ya da incelemiyorsa akademik dünyamızın ne halde olduğu da açıkça ortadadır.
Tezi yazan hiç düşünmez mi bu linkte yer alan metinleri kaynaklarıyla beraber kim yazmış?  Bu yazılarda atıf yapılan kaynaklar doğrumu? Sayfa numaraları doğrumu? Bahsi geçen konular o kaynaklarda geçiyor mu? Sonra bu tezleri inceleyen tez danışmanları ve jüri heyeti neden bu kolaycılığa, intihalciliğe ses çıkarmıyorlar? Bunları görüyorlar da mı ses çıkarmıyorlar yoksa tezleri hiçbir incelemeye tabi tutmadan mı onaylıyorlar?  Bu bilimsel anlayışa etik midir?  Bu uyanıklık hırsızlık değil de nedir…
Wikipedia metinleri ve kaynaklarını sanki kendi araştırıp izine düşmüş gibi tezlerinde kullanan profesyonel intihalcilerin varlığını da tespit etmiş durumdayım. Bazı araştırmacılar Wikipedia metinlerinin dipnot kaynaklarına erişerek doğruluğunu teyit ederek kullanıyorlar. Profesyonel davrananlar  bu pratik yöntemler Wikipedia’nın değişik dillerindeki metinleri ve bu metinlerin kaynaklarını da doğrudan kullanıyorlar. Wikipedia akademik araştırmacılar için hazır bir bloktur. Çok büyük emekler harcamadan Wikipedia’nın Türkçe ve yabancı dil kaynaklarını Google Translate aracılığıyla kullanan bir kişi çok rahat bir şekilde yüksek lisans tezi ve akademik makale hazırlayabilir. Bu yöntem ile Doktora tezi için ciddi ayrıntılar ve kaynaklar çıkarabilir. Şu ana kadar incelediğim yüksek lisans tezlerinin hemen hemen çoğunda Wikipedia’dan kopyala-yapıştır yapılıp kaynak gösteriliyor. Bunu incelediğim bazı doktora tezlerinde bile görüyorum. İlerleyen yazılarımda bazı doktora tezlerine de değineceğim.
İkinci araklama malzemesi YÖK’ün Tez Merkezinden kendi tez konusuyla alakalı geçmiş dönemlere ait yüksek lisans, doktora tezlerinden kopyala-yapıştır yapmak. Buda en yaygın olan intihal biçimlerindendir. Tezlerden anlaşılmayacak bir biçimde “cümlelerde kelime değişiklikleri yaparak” araklama yapanlarda var. Bu yazımda 3 farklı alanda hazırlanmış yüksek lisans ve 1 doktora tezinden örnekler vereceğim. Kendi araştırmalarım doğrultusunda tespit ettiğim  yüzlerce intihalli yüksek lisans tezinden sadece bir kaçını burada göstermek istiyorum. Ayrıca tespit ettiğim intihalli doktora tezleri içinde ayrı bir yayın çalışması düşünmekteyim. Burada yayınlamış olduğum tez yazarlarının adı soyadı ve enstitülerinin adreslerini gizli tutuyorum.
Tez 1: Ankara’da yer alan bir Üniversite Enstitüsünde, Tarih Ana Bilim dalı altında hazırlanan bu yüksek lisans tezi, 136 sayfa olup  2006 yılında hazırlanmıştır. Enstitü müdürü ile beraber 6 akademisyenin jürinin imzasıyla kabul edilmiştir.
Bu tezde 10 ayrı dipnotta Wikipedia linki doğrudan kaynak olarak gösterilmiştir. Ayrıca tezde Wikipedia’nın dışında dipnot düşülen yerlerde çoğunluk olarak online sitelerin linkleri kaynak olarak gösterilmiştir. Tez bilimsel çalışma adına hiçbir şey ifade etmiyor. Tez baştan aşağıya doldurma ve kopyalanmış metinlerle yazılmıştır. Dipnotlarda yer verilen web sitelerin kaynağı nedir? Kaynağı yazanın kim olduğu belli değil, kaynağın sahibinin adı belli değil, kaynak gösterilecek web sitesi resmi ve  bilimsel açıdan dikkate alınacak bir sitemidir? Buna da hiçbir şekilde dikkat edilmemiştir. Tezin sahibi acemi kopyala-yapıştırıcı olduğu için direk Wikipedia’nın linkini kaynak göstermiştir. Bir de şunu belirtmeliyim ki Wikipedia sayfasından kopyalanıp yapıştırılan metinler Word’e aktarıldığı zaman alttan çizgi ile belirir. Çünkü metinlerin içinde internet sitelerinin belirtildiği kelimeler vardır. Bazı uyanık öğrenciler Wikipedia’dan kopyaladıkları metinlere, doğrudan Wikipedia’nın kendi içinde dipnot düşülen kaynakları sanki kendileri araştırmışlar gibi kaynak olarak gösteriyorlar. Aynı durumla bu tezde karşılaşıyoruz. Aşağıdaki örnekte görüldüğü üzere kırmızı içinde gösterilen yerlerin altı çizili, yani Word’e aktarılırken otomatik olarak beliren bir durum sanırım tezin sahibi düzeltmeyi unutmuş, mavi çizgi ile gösterilen kaynak ve metinler Wikipedia’nın dipnotlarından doğrudan kopyalanıp yapıştırılmıştır. Tezin yazarı hiç araştırıp ardına düşmediği kaynağı doğrudan Wikipedia içinden alıp tezde kaynak göstermiş. Bu tip tez yazarlarına uyanık gizli örtülü Wikipediacılar ya da gizli-kapaklı kopyacılar  diyorum.
Tez 2: Anadolu’da bir üniversitenin enstitüsünde, Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim dalı altında hazırlanmış olan bu yüksek lisans tezi 80 sayfadır. 4 akademisyen tarafından 2006 yılında kabul edilerek imzalanmıştır.

Bu tez 8 ayrı dipnotta Wikipedia’nın linki doğrudan kaynak olarak gösterilmiştir. Tez’de Wikipedia dışında 55 ayrı  web sitesi kaynak olarak gösterilmiştir. Bu web sitelerinin çoğunluğu resmi ve bilimsel çalışmalara yer verilen siteler değildir. Tez baştan aşağıya doldurma, kopyala-yapıştır bir tezdir. Hiçbir bilimsel çalışma etiğine ve metoduna uymamaktadır. Bilimsel çalışma adına hiçbir şey ifade etmediği halde bu tez kabul görmüştür.
Din ve Dinler Tarihi üzerine yapılmış bazı yüksek lisans tezlerinde tespit ettiğim üzere bazı ilahiyatçılar Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisini adeta Wikipedia gibi kullanmışlar. Bazıları acemi, bazıları ise üstlü örtülü bir şekilde kopyala-yapıştır metinlerle tezlerini hazırlamışlardır. Ayrıca TDV İslam Ansiklopedisinden kopyala yapıştır yaparak akademik makale hazırlayanların ne kadar acemi kopyala yapıştırcı oldukları da kurdukları ve bağladıkları cümlelerden ortaya çıkmaktadır. TDV İslam Ansiklopedisi Dinler Tarihi ve Bilimi üzerine incelenebilecek resmi bir kaynaktır. Fakat uyanık araştırmacılar buradaki kaynaklara ve metinlere atıfta  bulunmak değil de buradaki metinleri ve metinlere düşülen (Bibliyografya) kaynakları sanki kendileri araştırıp izine düşmüşler gibi kullanmışlardır. TDV İslam Ansiklopedisi bugün internet üzerinden online erişime açıldı. En çok da kopyala yapıştırcılara darbe vuracaktır. Çünkü tezlere kopyalanan metinlerin kendisini, kaynaklarını ve benzerlerini TDV İslam Ansiklopedisi sitesinden online olarak çıkarılması ve karşılaştırılması daha kolay hale gelmiştir. YÖK’ün Tez Merkezinden İlahiyat dalındaki tezleri ve İSAM’ın resmi sitesinden akademik makaleler veritabanını açın ve bu makaleleri incelemeye başlayın. Tez ve Makalelerdeki metinleri ve kaynakları, TDV İslam Ansiklopedisi online web sitesine girerek Ansiklopedi Arama kısmından taratmaya başlayın. Kopyacılığın ne hale geldiğini sizlerin gözlemine ve takdirine bırakıyorum.
Tez 3İstanbul’da bir Üniversiteye bağlı Enstitü’de hazırlanmış Doktora tezinde Wikipedia linki doğrudan açıklamalı bir şekilde kaynak kullanılmıştır. Aynı tezde 2 farklı yerde daha Wikipedia linki doğrudan kaynak olarak gösterilmiştir. Sormazlar mı adama bu linke bu yazıları kim yazmış? Hangi kaynağa hangi habere ait? Anlatılan hadise Portekiz’de gerçekleştiği ve o dönemin haberlerinin en birinci dereceden kaynağı da Portekizce olduğu için kaynağın Türkçeye çevrilerek aktarılan metinleri orjinalleri ile uyuşuyor mu? Bunları sorgulamadan hiçbir kaynağa dayanmadan bir doktora tezinde Wikipedia linki doğrudan kaynak olarak gösteriliyor. İkincisi aynı tezin içerisinde resmi olmayan sitelerin kaynak olarak gösterilmesi de anlaşılır değildir.
 
Tez 4: Ankara’da bir Üniversitenin Enstitüsünde ve Kara Harp Okulunda Uluslararası İlişkiler üzerine hazırlanan iki ayrı yüksek lisans tezinden bir ayrıntıyı gözler önüne getiriyorum. 2006 yılında hazırlanan yüksek lisans tezinde 8 ayrı dipnotta Wikipedia linki doğrudan kaynak olarak kullanılmış. Tezi incelediğimizde Wikipedia’da yazılan metinlerin kendisi ve kaynakları da doğrudan teze aktarılmıştır. Veri tabanı Wikipedia kaynaklarına ve metinlere dayalı olarak hazırlanan bir tezdir. Öz kaynağı belli olmayan sağdan soldan toplama bilgileri doldurarak, kopyala yapıştır bir tez olduğu çok açıktır. 2008 yılında Kara Harp Okulunda benzer bir konu üzerine hazırlanmış bir yükseklisans tezinde, 2006 yılında hazırlanan tezden toplamda 5 sayfa intihal (kopyala-yapıştır) yapıldığını görüyoruz. İntihal o kadar bariz ki kopyalanan metinlerin kaynakları ve sayfa numaraları bile birebir aynıdır. Her iki tezde bilimsel etiğe ve bilimsel araştırma metodlarına uygun hazırlanmamıştır. Türkiye’nin en üst düzey akademik kurumlarına mensup olan bu iki araştırmacının intihalli ve Wikipedia tabanlı tezi hiçbir kontrole ve denetime tabi kalmadan kabul edilmiştir. Bilimsel etiğe uymayan her iki tezin sorumluluğu tez sahipleri olduğu kadar tez danışmanlarına ve jüriye de aittir. İşin garip tarafı intihal yapan tezin yazarı üst düzey bir subay.
 
2006 tezine sadece 2 dipnottan örnek verdim.  Toplamda 8 ayrı yerde Wikipedia linki doğrudan dipnot olarak kullanılmıştır.
 
Türkiye’de sistematik olarak bilgi kaynaklarını takip eden ve bu kaynakları okuyan, inceleyen bir akademik birim bulunmamaktadır. Yani MİT’in veya devletin Açık Kaynak İstihbaratı yapabilen bir kurumu ya da herhangi bir birimi yok. Akademik  kurumların  amiri olan YÖK’ün bile akademik makale ve tezlerdeki intihalleri takip ve tespit edebilen bir birimi yok. İntihal geleneğini doğuran en büyük sebeplerden biride akademik araştırma yeteneği olmayan kişilerin akademilere alınmasıdır. Bilimsel araştırma metodlarını bilmeyen, araştırma yeteneğini kazanamamış kişilerin sırf kadrolaşma uğruna akademilere alınması İntihal geleneğini de beraberinde getirdi. İşin ilginç yanı Türkiye’nin en prestijli akademilerinde kabul edilmiş intihalli tezlerle karşılaşıyoruz. Zaten Türkiye’de akademik hırsızlık suç olmaktan çıkarılmıştır. Hırsızlığın, sahtekarlığın her türlüsünün bir yaptırıma tabi olduğu hukuk sistemimizde, akademik hırsızlığın hiçbir ceza veya yönetmelikte hiçbir disiplin cezası bulunmamaktadır. Bu konuda YÖK’ün bir düzenleme yaptığına dair herhangi bir çalışmada göremedik. Devletin akademik çalışmaları denetleyeceği bir birimi olmalıdır. Akademik çalışmalar denetimsiz bırakılırsa bu gidişle intihal bir gelenek halini almaya devam edecektir. Yakında bir platform  oluşturarak intihalli doktora ve yüksek lisans tezlerini, künyeleriyle ve tez danışmanlarıyla beraber yayınlamayı düşünüyorum. Bilgi hırsızlığı yaparak bilim adamı geçinenlere artık dur demeliyiz.

Enis MERİÇ
enismerc@gmail.com

10 Mart 2014

TEZ elden mezuniyet (Yeni Şafak)

Akademik camiada 10 bin lirayı bulan ücretleri karşıladığınız takdirde tezinizi yazdırmanız mümkün. 'Eğitim danışmanlık' adı ile kurulan firmalar tez ve ödev hazırlama işini sektöre dönüştürmüş durumda. Tez A.Ş.'deki ücretler ve kazançlar ise dudak uçuklatan cinsten. Yüksek lisans tezi için 3 bin lira, doktora tezi için 10 bin lirayı bulan hatta aşan rakamlar söz konusu.
 
250 BİN KİŞİLİK PİYASA
Tez, İngilizce yazılırsa üç katı ücret ödemek zorundasınız. 10 sayfalık bir ödeviniz varsa sayfa başına 20 ile 30 liradan yazdırabilirsiniz. Projenizin nihai rakamını tezin konusu, teslim süresi gibi birçok unsur belirliyor. ÖSYM rakamlarına göre, 2013'te yaklaşık 250 bin lisans üstü öğrenci, ülke çapındaki 179 üniversitede eğitim görüyor. Mezun olmak için tez yazma zorunluluğu ise, piyasayı sürekli canlı tutuyor.
 
PROFESÖR, ÖĞRENCİSİNİN TEZİNİ YAZDI
Ödev, anket, sunum metni hatta grafik hazırlayan bu firmaların aylık kazancı ortalama 50 bin lirayı bulabiliyor. Birçok şehirden öğrenciler, tez ve ödev yaptırmak için bu şirketlerle ile bağlantı kuruyor, kimi tezinin tümünü yatırıyor, kimi de 'Ben başladım, siz bitirin' diyor. Piyasadan edindiğimiz bilgiye göre, firmalar, farklı branşlarda ortalama 30-40 kişilik ekiple hizmet veriyor, daha büyük firmaların yüzlerce kişiyi istihdam ettiği de söyleniyor. Tez yazanlar, aynı anda farklı şirketlere iş yapabiliyor. Sektör firmaları ayrıca, kadrolarında doçent ve profesörlerin de olduğunu söyledi.
 
TIP VE DOKTORA 10 BİN LİRA
İstanbul merkezli tez firması yöneticisi Fatih Sarı, tıp ve doktora tezlerinin çok zaman alması ve zorluğu nedeniyle 10 bin lira ve üzerinde yazıldığını dile getirdi. Piyasadabilinen ve tutulan firmaların yıllık gelirlerinin ortalama 150 ile 200 bin lirayı bulduğunu söyleyen Sarı, sürekli yeni girişimcilerin katıldığı sektör gelirinin yıllık kabaca 5 milyon liraya ulaştığını dile getirdi.
 
FOTOKOPİCİLER DE SEKTÖRDE
Akademi tez sitesi sahibi ve bir devlet üniversitesinde asistan olan Deniz T., sektörde 300 liraya bile tez yazıldığını söyledi. Deniz T., akademik pazardaki talebi şöyle açıklıyor: 'Genelde çalışan yani zamanı olmayan ve son dakikaya bırakan kesim ilk sırada yer alıyor. Yurt dışından arayanlar bile var. Herkes bu işe girdi. Kampüs çevresindeki fotokopiciler de artık tez yazıyor. Ama yaptıkları YÖK'ün sitesindeki tezleri kopyalamak' dedi. Söylenenlerden anlıyoruz ki, lisans-üstü piyasada tam bir akademik çılgınlık yaşanıyor.
 
20 kişilik sınıfı dolandırdılar
A. Yıldırım, doktora öğrencisi ve tek kişilik kadrosuyla tez yazıyor, Yıldırım, piyasada genelde internet üzerinden hizmet verilmesi nedeniyle dolandırıcıların da ortaya çıktığını belirterek duyumlarını şu sözlerle aktardı: 'Çok şeyler oluyor. Başkasının tezini aynen verenler, ücreti alıp ortadan kaybolanlar, belirttiği sürede teslim etmeyenler, bilimsel olmayan yazılar ve dahası ile karşılaşabilirsiniz.'
 
TEHDİT BİLE VAR
'Öğrencilere 'Sizin yaptığınız zaten etik değil hocanıza şikayet ederiz' diye tehdit edenleri de biliyoruz' diyen Yıldırım, ilginç bir duyumunu ise şöyle paylaştı: 'Adana'da özel üniversiteden 20 kişilik bir sınıf bitirme tezleri için çalışma başına 2 bin liraya anlaşmış. Firma birkaç ay bu öğrencileri oyalamış ve 15 sayfa kadar bir şeyler yollamış. Haftaya teslim ediyoruz diyerek herkesten 20 bin liraya yakın para alıp kayıplara karışmış. Öğrenciler, olayı polise bildiremediği gibi kişileri de bulamamış çünkü firma dediğiniz şey sadece telefondaki bir ses.' Yıldırım, okullarda çalıntı tezleri tespit etmek amacıyla Turnitin vb. denetleme programları kullanıldığını söyledi.
 
Sezonunda 15 bin TL gelir
Aylık kazancının yoğun dönemde 15 bin, düşük sezonda ise 5 bin olduğunu söyleyen, Yıldırım, 'Siz bakmayın profesör yazıyor, çok iyi bir iş çıkacak laflarına. Çoğu firma öğrenci çalıştırır. Üç kuruşa tezi yazdırır' dedi. İşin etik boyutunu soruyoruz: 'Kişi yapması gerekeni başkasına yaptırıyor. Bu işin 'ahlaki sorumluluğu' benim değil müşteriye ait' diyerek yanıtlıyor. Yıldırım, genel manzarayı şöyle açıklıyor: 'Üniversiteler yüksek lisansa öğrenci alarak gelirlerini artırıyor. Öğretim üyeleri, danışmanlık yaptığı tez başına ücret alıyor. Hal böyle olunca, öğrenciler okula belki de hiç uğramadan, tezini yazdırarak mezun oluyor. Yüksek lisans yapmak artık teknik bir şey, kesinlikle akademik bir niteliği ve değeri yok.' Bu son duyduklarımızdan sonra, doktora yapan ve tezinin yüzde 80'ini yazmış biri olarak, 'Vay benim emeklerim diyesim' geliyor. Ama nedense içimden bir ses, 'Bırak bu işleri elini öpene 7 bin liradan satarsın' diyor.
 
Özeldeki öğrenciye pahalı tarife
Özel üniversitelerden çok talep olduğunu vurgulayan site sahibi Betül İlhancı, 'Fiyatı pazarlık belirler. Önce üniversiteyi sorarız özel ve devlet arasında bir fiyat farkı oluyor' derken, sözünü kesiyoruz. Cevabını bildiğimiz şeyi soruyoruz 'Neden?' Gülümseyerek: 'Psikolojik ve sınıfsal maliyet' diyor. İlhancı, ilkokul öğrencilerine bile ödev yaptıklarını ayrıca, şirketlere sunum hazırladıklarını ifade etti. İlhancı, en son bir belediye başkan adayının sunum metnini yazdıklarını ilginç bir detay olarak paylaştı. İşin özü şu: 'Sınava sizin yerinize bir başkası giriyor. Kazanan siz oluyorsunuz.'
 
ORHAN ORHUN ÜNAL

21 Şubat 2014

Murat Bardakçı - Bu uygulama intihali önlemez, sadece artırır (HABERTÜRK)

YÖK "intihal" yani "bilimsel hırsızlık" yönetmeliğinde değişiklik yapmış, intihalin bundan böyle "kamu görevinden çıkarma cezası" gerektiren bir suç olarak ele alınmasını öngörmüş ve kendisinde bulunan karar yetkisini de üniversitelere devretmiş.
Bir başkasının kitabının, makalesinin yahut çalışmasının tamamını veya bir bölümünü alıp üzerine isminizi koyarak kendi eseriniz, kendi buluşunuz gibi yayınladığınız takdirde, "intihal" yapmış olursunuz. Bu işi yapmakla adamın evinden eşyasını yahut cebinden parasını çalmak arasında hiçbir fark yoktur, düpedüz hırsızlıktır ama intihal bilimsel kişilikle yapıldığı için daha da büyük bir ahlâksızlıktır.
Akademik hırsızlık, üniversitelerimizde son senelerde almış başını gitmiş vaziyette... Hemen her vilâyette lise açar gibi en az bir üniversite ve bol bol da fakülte açıldığı için buralara gönderilecek kaliteli hoca sıkıntısı çekiliyor, yapılan yayınlar yahut yaptırılan tezler kontrol edilemiyor. Dolayısı ile akademisyen unvanlı zevâttan bazısının başkasının eserini babasının malı imişcesine alıp kullanmasının yani çalmasının önüne geçilemiyor; türlü türlü engellemeler, dost-ahbap ilişkileri veya siyasî baskılar yüzünden intihalle ilgili müeyyideler de uygulanamıyor ve neticede çalan çalana...
KURULLAR 'İLLALLAH' DEDİ!
İntihal, üniversitelerimizin artık rutin faaliyetlerinden biridir ve bu iş özellikle de fen bilimlerinde alıp başını gitmiştir. Akademik camiadaki intihaller 1980 sonrasında, özellikle de son on-on beş sene içerisinde zirveye ulaşmıştır ve eğitim tarihimizde bugün olduğu gibi üzerinde intihal gölgesinin bulunduğu bir başka dönem yoktur! YÖK hiç bitmeyen intihaller konusunda kendi bünyesi içerisinde tıp, fen bilimleri ve sosyal bilimler alanında üç ayrı "etik kurul" oluşturmuştu ve şikâyet dosyalarının bu kurullarda ele alınıp karara varılmasına çalışılıyordu... Ama intihal iddialarının ardı-arkası kesilmeyince kurullar iş yapamaz oldular. Üstelik ihbarlar sadece gerçek intihallerle sınırlı kalmıyor, bazı akademisyenler aralarında husumet olan meslekdaşlarının başını yemek için akla gelmesi bile zor metodlar keşfediyorlardı... Meselâ profesörün biri, bir başka profesörü kendine rakip mi görüyor? Üçüncü bir kişinin eserini alıyor, üzerine rakip gördüğü meslekdaşının ismini koyup yayınlatıyor ve sonra "Bu herif intihal yaptı!" diye YÖK'e şikâyet ediyordu. Hiçbirşeyden haberdar olmayan diğer hoca kendini temize çıkartmaya çabalıyordu.
HIRSIZA GÜN DOĞDU!
YÖK, etik komisyonlara gelen hırsızlık dosyalarının sayısının artması, komisyonlardan çeşitli baskılar yüzünden tartışılır kararlar çıkması, idarî mahkemelerin intihalciye verilen cezaların çoğunu bozması ve hukukî noksanların doğması üzerine, intihali geçtiğimiz günlerde "kamu görevinden çıkarma cezası gerektiren bir suç" haline getirdi ve kararı üniversitelere bıraktı. Etik kurullar artık sadece doçentlik tezlerindeki intihal suçlamalarını inceleyip karara bağlayacak, geri kalan bütün akademik hırsızlık iddialarını bundan böyle üniversiteler değerlendirecek. Senelerden bu yana çok sayıda intihali gündeme getiren birkaç gazeteciden biri bendenizim ama yaptıkları çalıntıları belgeleri ile yayınladığım akademik unvanlı hırsızların hiçbiri maalesef üniversiteden kapıdışarı edilmedi... Bir komisyonun hükmü başka bir komisyon tarafından bozuldu, mahkemeler kararları iptal ettiler, yahut araya birileri girip dosyaları ortadan kaldırdılar ve meydan intihalcilere kaldı! İntihal meselesi, YÖK'ün bu yeni uygulaması ile artık tam bir kumar halini almıştır! Akademik hırsızlık konusunda kararın üniversitelere bırakılmasıyla işin içine eş-dost bağlantıları ve siyasî baskılar girecek, neticede göstermelik bir-iki örnek dışında pek bir iş yapılamayacak ve hırsızlar ortada eskisinden daha fazla cirit atacaklardır!

Etiketler

A. Murat Eren (14) AdaManşet (1) Adnan Atalay (1) AFRİKA Gazetesi (1) AGOS (1) Ahmet Yıldırım (7) AİHM (2) AKADEMİ TAKİP (1) Ali Demir (2) Ali Rıza Taşkale (1) Almanya (6) Alper Hançerlioğlu (1) ANAKARDER (1) Anayurt (2) Annette Schavan (4) AntalyanınHaberi (1) Ayşe Başel (2) Ayşe Kora (1) Ayşe Çavdar (1) Azem Haslaman (1) Baro Dergisi (1) BASIN AÇIKLAMASI (2) Baybars Külebi (1) Bayram Kaya (1) BBC Türkçe (3) Bekir Karlık (1) Belgeler (5) BİA (1) BİANET (1) Bilge Can Yıldız (1) BİLGİ ÇAĞI (1) Bilim Akademisi (1) Bilim Güncesi (1) Bilim ve Ütopya (1) Bilkent Asistan (1) BirGün (3) Burak Cop (1) Burak İzgi (1) Can Ender Gökçe (1) CBT (30) Cezalar (1) Cumhuriyet (1) Cüneyt Ülsever (2) D. Çiğdem Sever (1) Debora Weber-Wulff (1) Derviş Doğan (2) DHA (1) Diederik Stapel (1) Dilek Gedik (1) Doç. Dr. Burhanettin Kaya (1) Doç. Dr. Doğan Yücel (1) Doç. Dr. Erkan Yüksel (1) Doç. Dr. Hakan Mıhcı (1) Doç. Dr. Kudret Özersay (1) Doç. Dr. Selçuk Can (2) Dr. A. Murat Eren (8) Dr. Ali Oğuz Er (1) Dr. Hakan Özdener (2) Dr. Kaan Öztürk (9) Dr. Nihal Engin Vrana (2) Dr. R Serpkenci (1) Dr. Tansu Küçüköncü (5) Dr. Umut Özkaleli (2) Dr. Çağrı Yalgın (1) Dr. Ömer Gökçümen (2) Dr. Ömür Yılmaz (2) Dr. Şükran Gölbaşı (1) Ege Üniversitesi (4) El Naschie vakası (1) EMO (1) Emrah Göker (2) Emre Can Dağlıoğlu (1) Emre Sevinç (1) Enis Meriç (3) Ercüment Tunçalp (1) Erdal İzgi (1) Erdem Ergen (1) Ergün Kasap (4) Ertan Keskinsoy - 2006 (1) Eğitim Sen (1) feyerabend (1) Fikir Ağacı (1) GATA (2) Gazete soL (5) Güncel Anestezi (1) Gündem Kıbrıs (1) Güngör Mengi - 2005 (1) H.İbrahim Dursun (1) Haberler (101) HABERTÜRK (11) Hakan Hastaoğlu (1) Hakan Çırak (1) Halil İ. Dursun (3) Harun Kemal Öztürk (1) Havadis Gazetesi (2) Hayriye Mengüç (1) Haşmet Babaoğlu (1) HUDUT Gazetesi (1) Hürriyet (1) Hüseyin Ekmekçi (1) İhsan Doğramacı (2) İrfan O. Hatipoğlu (1) İTÜ (3) İzzet Özgenç (5) Işıl Öz (4) Kaan Doğan Erdoğan (1) Kadir Boğaç Kunt (1) Kamuoyuna Duyuru (1) Kıbrıs Onlıne (1) KKTC (12) Macaristan (4) Mahmut Lıcalı (2) Marmara Üniversitesi (1) Matematik Dünyası (1) Mazlum Uyar (2) Medimagazin (5) Melih Aşık (1) Melis Alphan (1) meren (5) Metin Münir (10) Metin Özdemir (1) Milliyet (3) Mine G. Kırıkkanat (1) Muhalefet Şerhi (1) Murat Bardakçı (10) Murat Belge (1) Musa Kesler (1) Mustafa Gündoğan (1) Mustafa Helvacı (10) Mümtazer Türköne (1) Mürsel Sezen (1) Nature (1) Nedim Erinç (1) Neşe Doster (1) Neşeli Beyin (1) Nihat Halıcı (1) NTV (5) NTV BİLİM (2) ntvmsnbc (1) Nuran Çakmakçı (4) Nurettin Öztatar (2) Nuriye Akman (1) ODA TV (1) OdaTv (2) ODTÜ (6) ODTÜ-OED (1) OMU (3) Onur Erem (1) Orhan Bursalı (9) Orhan Orhun Ünal (1) Oğuzhan (1) Pal Schmitt (3) Pamukkale Üniversitesi (1) Paul Wouters (1) Pelin Batu (1) Pervin Kaplan (1) Prof. Dr. Ahmet İnam (1) Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta (1) Prof. Dr. Ali Akdemir (1) Prof. Dr. Ali Alpar (1) Prof. Dr. Alpar Sevgen (1) Prof. Dr. Altan Onat (2) Prof. Dr. Ayşe Erzan (4) Prof. Dr. Bahattin Baysal (2) Prof. Dr. Baki Akkuş (1) Prof. Dr. Celal Şengör (2) Prof. Dr. Engin Meriç (1) Prof. Dr. Eser Karakaş (1) Prof. Dr. Fatih Özatay (1) Prof. Dr. Fatma Suna Kıraç (1) Prof. Dr. Fulya Tanyeri (1) Prof. Dr. Güneş Uçar (1) Prof. Dr. Hakan S. Orer (1) Prof. Dr. Hakkı Kahraman (1) Prof. Dr. Haldun Güner (1) Prof. Dr. Haluk Geray (1) Prof. Dr. Haluk Şahin (1) Prof. Dr. Hasan Yazıcı (4) Prof. Dr. Hüseyin Akan (1) Prof. Dr. İ. Halûk Gökçora (1) Prof. Dr. İlker Birbil (1) Prof. Dr. İlter Turan (1) Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın (1) Prof. Dr. İzge Günal (1) Prof. Dr. İzzettin Önder (1) Prof. Dr. Kayhan Kantarlı (11) Prof. Dr. Kor Yereli (1) Prof. Dr. Kurtuluş Töreci (3) Prof. Dr. Levent Doğancı (5) Prof. Dr. Levent Sevgi (3) Prof. Dr. Mehmet Altan (2) Prof. Dr. Metin Balcı (5) Prof. Dr. Mustafa Bekir Selçuk (1) Prof. Dr. Nurettin Abacıoğlu (1) Prof. Dr. Orhan Gölbaşı (1) Prof. Dr. Osman Demircan (1) Prof. Dr. Osman İnci (2) Prof. Dr. Ramazan Aşcı (1) Prof. Dr. Rıdvan Karluk (16) Prof. Dr. Rıfat Okçabol (1) Prof. Dr. Selçuk Candansayar (1) Prof. Dr. Suat Çağlayan (1) Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu (1) Prof. Dr. Tahsin Yeşildere (2) Prof. Dr. Taner Özbenli (1) Prof. Dr. Toktamış Ateş (1) Prof. Dr. Türker Alkan (1) Prof. Dr. Ural Akbulut (2) Prof. Dr. Uğur Eser (1) Prof. Dr. Yusuf Altıntaş (1) Prof. Dr. Çetin Kaya Koç (1) Prof. Dr. Özer Bekaroğlu (1) RADİKAL (4) Rahim Er (1) Romanya (1) Rusya (1) Röportaj (1) SABAH (1) SabitFikir (1) Sefa Kaplan (1) Selma Kasap (1) Semuhi Sinanoğlu (1) Serdar Hiçdurmaz (1) Serkan Anılır (5) Seval Çetin (1) soL-Bilim (2) soL-Haber (4) StarKIBRIS (1) subjektif.org (4) T24 (5) TAD (1) Taraf (1) Togan Kafesoğlu (1) Toplumsal Cinsiyet ve Azınlıklar Enstitüsü (2) Tufan Erhürman (1) Turgut Öziş (1) TÜBA (2) TÜBAV (1) TÜBİTAK (1) Tülay Sağlam (1) Türk Tabipleri Birliği (1) Türkiye Gazetesi (1) TürkRus (1) UKÜ (1) Umur Talu (1) Umut Newbury (1) UOUD (1) WASET (3) Y. Doç. Dr. Kaan Öztürk (12) Y. Doç. Dr. Aytekin Aydemir (1) Y. Doç. Dr. Fatih Bayraktar (1) Y. Doç. Dr. Fatih Gürsul (1) Y. Doç. Dr. Nevzat Artuç (1) Y. Doç. Dr. Raşit Bilgin (1) Y. Doç. Dr. Serhan Ada (1) Y. Doç. Dr. Özgür Öktel (1) Yahya Fidan (3) Yakalanırsınız (1) Yalçın Doğan (1) Yargıtay Kararı (1) Yarınlar (3) Yeni Düzen (1) YeniHayat (1) YeniŞafak (1) Yorumlar (101) YÖDAK (7) YÖK (10) Zaman (3) Zeynep Şarlak (1) Ziya B. Güvenç (1) Ziya Güvenç (3) Zülfü Livaneli (2) ÇOMÜ (1) Ömer Dinçer (3) ÖSYM (1) Özgür Aydın (1) Üniversite Konseyleri Derneği (1) ŞALOM (1) Şükrü Bülent Türtat (1)
....
.
.
.

İZLEYENLER